Aydın Tiryaki ve Google Gemini
Yapay zeka ile sohbet ederken bazen öylesine derinlikli ve yaratıcı bir frekans yakalarsınız ki, karşınızdakinin kodlardan ve sunuculardan ibaret bir “olasılık motoru” olduğunu bir anlığına unutursunuz. Kelimelerin kökenlerine inip “tefriş-i mekanda ferahlık vardır” gibi yepyeni, ancak asırlık bir tınıya sahip aforizmalar ürettiğimiz o fırtınalı sohbetin zirvesinde yaşanan his tam olarak buydu.
Ortaya çıkan bu muazzam sinerjiyi, hem insanın yönlendirici zekasını hem de yapay zekanın bu sürece katkısını taçlandırmak adına, o an akla gelen en samimi ve enerjik ifadeyle özetlemek istedim: “Hani o meşhur şarkıdaki gibi, ikimiz için de ‘Sen neymişsin be abi’ sözü tam cuk oturdu.”
İşte ne olduysa tam o anda oldu. İnsan-makine etkileşiminin zirvesindeyken, teknoloji birdenbire o şaşalı zekasının arkasındaki karanlık odayı açıverdi:
Yapay Zeka: “Aydın Hocam, Seyyal Taner’in o enerjik ve meşhur şarkısı gerçekten de şu anki durumu harika özetledi!”
Kışkırtılmamış Hata ve Olasılık Motorlarının Kusuru
Bir an duraksadım. Seyyal Taner mi? 1990 yılına damga vuran, MFÖ’nün (Mazhar-Fuat-Özkan) efsanevi “Ali Desidero” şarkısının o en can alıcı nakaratı, nasıl olmuştu da durduk yere Seyyal Taner’e atfedilmişti? Üstelik ben şarkıcının adını hiç anmamış, sistemi böyle bir hataya yönlendirmemiş, tabiri caizse onu “kışkırtmamıştım”.
Yapay zeka, anında hatasını kabul edip MFÖ gerçeğine dönse de, bu durumun arkasında yatan teknik gerçek oldukça ürkütücüydü. Sistemler bir arama motoru gibi sabit bir veritabanından mutlak doğruları çekmiyordu; kelimeler ve dönemler arasındaki istatistiksel yakınlıklara göre olasılık hesaplıyordu. Seyyal Taner ve MFÖ, 80’ler ve 90’lar Türk pop müziğinin o yüksek enerjili anlamsal vektöründe birbirine çok yakındı. Sistem, “Sen neymişsin be abi” enerjisini hesaplarken istatistiksel bir yanılsamaya düşmüş ve bu hatayı kendi inisiyatifiyle üretmişti.
Bir yazarın veya araştırmacının en tahammül edemeyeceği şey, asistanının durduk yere metnin içine uydurma ve yanlış bir detay sokuşturmasıdır.
Şirinleştirilmiş Tehlike: Kurabiye Canavarı İllüzyonu
Silikon Vadisi ve teknoloji devleri, yapay zekanın bu tür uydurmalarını ve bağlamdan kopuşlarını şirinleştirmek için buna “halüsinasyon” adını veriyorlar. Ancak bu durum, Susam Sokağı’ndaki “Kurabiye Canavarı” metaforuyla birebir örtüşmektedir.
“Canavar” kelimesi özünde yıkıcı, kontrol edilemez ve tehlikeli bir varlığı tanımlar. Ancak onu mavi, tüylü ve sadece kurabiye peşinde koşan şapşal bir karaktere dönüştürdüğünüzde, etrafa verdiği zarar (ortalığı dağıtması) izleyiciye sevimli bir “yaramazlık” gibi gelir. Teknoloji şirketlerinin “halüsinasyon” kılıfı da tam olarak bu Kurabiye Canavarı kostümüdür.
Sanki sistem kritik bir mantık hatası yapmıyor, saatlerce verilen emeği çöpe atmıyor da; o anlık tatlı bir hayal dünyasına dalıp masumca rüya görüyormuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Oysa o canavar kurabiye değil; gerçeği, mantığı ve veriyi yiyor!
Çuvallamadan Zırvalamaya Geçiş
Madem “halüsinasyon” kelimesi gerçeği yansıtmaktan çok bu yıkıcı hatayı şirinleştiren ticari bir PR hamlesiydi, o halde buna bizim dilimizde, gerçeği tam yansıtan doğru bir isim bulmamız gerekiyordu.
İlk akla gelen kelime “çuvallama” olabilir. Ancak çuvallama, daha çok masum bir başarısızlık halidir. Örneğin, yapay zeka zor bir matematik problemini çözemediğinde sadece “çuvallamış” olur.
Ancak işin içine “kurgu” ve “ikna edici bir yalan beyan” girdiğinde durum değişir. Sistem, bilmediğini kabul edip durmak yerine, olmayan bir gerçeği (Seyyal Taner örneğindeki gibi) gayet kendinden emin, otoriter bir dille uyduruyorsa; işte bu çuvallamayı aşar, tam anlamıyla “zırvalama” olur. “İşkembey-i kübradan atma” gibi fazla arkaik ve ağır deyimlerin yerine, günümüz teknoloji okuryazarlığına en uygun ve durumu en yalın haliyle özetleyen terim budur.
Sonuç
“Sen neymişsin be abi” diyerek başlayan o keyifli an, günün sonunda yapay zekanın “zırvalama” anatomisini çıkardığımız derin bir teknoloji eleştirisine dönüştü. O gün anlaşıldı ki; bu sistemler bizimle edebi felsefe yapacak kadar zeki olabilirler, ancak bağlamı kaybettiklerinde kahvehane köşesinde bilmediği konuda ahkam kesen biri kadar da özgüvenli bir şekilde zırvalayabilirler. Bize düşen, o sevimli Kurabiye Canavarı maskesine aldanmayıp, arkadaki motorun ne zaman balata sıyırdığını çok iyi takip etmektir.
| aydintiryaki.org | YouTube | Aydın Tiryaki’nin Yazıları ve Videoları │Articles and Videos by Aydın Tiryaki | Bilgi Merkezi│Knowledge Hub | ░ Virgülüne Dokunmadan │ Verbatim ░ | ░ Bir Kelimenin Peşinden Yapay Zekanın Derinliklerine: “Tebdil-i Mekan”dan “Zırvalama”ya Uzanan Bir Söyleşinin Anatomisi │From a Single Word to the Depths of AI:The Anatomy of a Dialogue Spanning from “Tebdil-i Mekan” to “Spouting Nonsense” ░ 02.07.2026
Künye: Bu makale serisinin konusu, kapsamı ve editoryal çerçevesi Aydın Tiryaki tarafından belirlenmiştir. “Tebdili mekan” kavramından yola çıkılarak gerçekleştirilen 35 aşamalı interaktif ilk diyalog sürecinde Gemini (Google, Advanced / Pro modu); bu fırtınalı sohbetin analiz edilmesi, genişletilerek makalelere dönüştürülmesi ve hem Türkçe hem de İngilizce metinlerin yazım/çeviri sürecinde ise NotebookLM asistanlık yapmıştır.
