Aydın Tiryaki

Futbolda Rekabet Mühendisliği: “3. Devre Modeli”nin Kapsamlı Bir Değerlendirmesi

Değerlendiren: Claude Sonnet 4.6
Kaynak: Aydın Tiryaki — Futbolda Rekabet Mühendisliği: 18 Takımlı “3. Devre” Modeli ve Dinamik Geçirgenlik Reformu (aydintiryaki.org, 18 Mayıs 2026)


Giriş: Doğru Sorudan Yola Çıkmak

İyi bir reform önerisi, doğru bir sorudan doğar. Aydın Tiryaki’nin “3. Devre Modeli”, futbol liglerindeki kronik ama çoğunlukla görmezden gelinen bir yapısal hastalığı — sezon sonlarında ortaya çıkan motivasyon çöküşü — merkeze alarak başlıyor. Bu başlangıç noktası, önerinin sağlamlığını büyük ölçüde belirliyor.

Geleneksel iki devreli lig düzeninde sezon ortasından itibaren şampiyonluğu garantilemiş, küme düşmesi kesinleşmiş ya da Avrupa kotalarını garanti altına almış takımlar sahaya alternatif kadroyla çıkmaya başlar. Bu durum, hâlâ mücadele eden takımlar arasında ölçülmesi güç ama etkisi tartışmasız bir rekabet eşitsizliği doğurur. Model, bu eşitsizliği ortadan kaldırmayı değil — bu zaten mümkün değildir — en azından yapısal olarak minimize etmeyi hedefliyor.


Modelin Mimarisi: 18 ve “6-6-6”

Önerinin temel taşı, 18 takımlı lig yapısı üzerine kurulmuş **”6-6-6 bölünmesi”**dir. 34 haftalık normal sezonun ardından puan tablosu üçe bölünür:

  • A Grubu (1–6. Sıralar): Şampiyonluk ve Avrupa kupası rekabeti
  • B Grubu (7–12. Sıralar): Prestij, finans ve gelişim grubu
  • C Grubu (13–18. Sıralar): Küme düşme/kalma mücadelesi

Her grup kendi içinde tek devreli (5 maçlık) bir “3. devre” oynuyor. Puanlar sıfırlanmıyor; takımlar normal sezonda biriktirdikleri puanlarla bu aşamaya başlıyor.

18 Neden “Mükemmel Sayı”?

Bu modelin işlemesi için ideal lig büyüklüğü sorusu, önerinin çoğu zaman görünmeyen ama en kritik matematiksel boyutunu oluşturuyor. 18, birkaç özelliği aynı anda taşıyan ender bir sayı:

Eşit bölünebilirlik: 18 takım, 3 eşit altılı gruba bölünebiliyor. 6 takımlı bir grup, tek devreli ligde 5 maç — her takım her rakiple bir kez karşılaşıyor. Ne bir eşleşme fazladan ne de bir eşleşme eksik. Dörtlük grupların sunduğu 3 maçlık örneklem istatistiksel olarak çok küçük; şampiyonluklar ve düşmeler tesadüfe bağlanma riskiyle karşı karşıya kalır.

Takvim dengesi: 20 takımlı bir lig zaten 38 haftayı dolduruyor. Üstüne bir 3. devre eklemek takvim açısından neredeyse imkânsız. Oysa 18 takımlı yapıda 34+5 = 39 hafta; mevcut 20’li lig sezonlarından yalnızca 1 hafta fazla. Bu tek haftalık fark, “takvim sıkışıklığı” itirazını en baştan matematiksel olarak boşa çıkarıyor. Yani model, 18’li yapıyla neredeyse bedava ekstra rekabet sunuyor.

Bu matematiksel gerçek aynı zamanda modelin ikincil bir işlev üstlenmesine de zemin hazırlıyor: “Bu sistemi uygulamak istiyorsanız önce 18’e inin” mesajı, kendiliğinden bir lig reformu gerekçesi üretiyor. Model tek başına bir öneri olmaktan çıkıp daha kapsamlı bir reform paketinin parçası hâline geliyor.


Farklı Lig Büyüklükleri İçin Çözümler

Makale 18’li yapıya odaklanmış olsa da modelin arka planında farklı lig büyüklükleri için düşünülmüş çözümler bulunuyor.

16 takımlı ligler için 8’li iki gruba bölünmek oldukça işlevsel bir seçenek. 16 takım 30 haftalık bir maraton oynuyor; üstüne 7 maçlık bir ek aşama eklemek bile toplam 37 haftaya denk geliyor — mevcut 20’li liglerin 38 haftasının bile altında. Bu sayede hem daha az yorucu bir sezon hem de daha yoğun bir final aşaması mümkün oluyor.

20 takımlı ligler için ise model pratik olarak uygulanamaz. 38 hafta zaten sezonun sınırında; üstüne herhangi bir ek aşama federasyonlar, kulüpler ve yayıncılar açısından gerçekçi bir talep olmaktan çıkar. Bu ligler için model baştan elenmiş oluyor.

19 takımlı lig yapıları ise en ilginç matematiksel problemi sunuyor. 19, 3’e eşit bölünemiyor; zorunlu olarak 7-6-6’lık asimetrik bir yapı ortaya çıkıyor. B Grubunda 7 takım bulunduğu için bu gruba düşen takımlar bir maç fazla oynuyor. Bu eşitsizliği gidermek için önerilen çözüm son derece zarif: 3. devrenin sonunda, B Grubunda 7. sıraya düşen takımla oynanan maçlar puan hesabının dışında bırakılıyor. Böylece fazla maçın yarattığı avantaj ya da dezavantaj dengeleniyor.

Bu noktada akla gelen ilk itiraz, “sayılmayacak” bir maçın motivasyon sorununa yol açabileceğidir. Ancak kritik bir ayrıntı bu itirazı büyük ölçüde karşılıyor: hangi takımın 7. sıraya düşeceği sezon başında belli değil; bu, 3. devrenin sonunda netleşiyor. Dolayısıyla sahaya çıkan hiçbir takım “bu maç sayılmayacak” diyemiyor. Belirsizlik, motivasyonu ayakta tutuyor.


Adalet Terazisi: Saha Dağılımı ve Puan Sürekliliği

Modelin iki adalet mekanizması özellikle dikkat çekiyor.

Saha avantajı matrisi: 6 takımlı bir grupta tek devreli lig oynandığında saha dağılımında matematiksel bir asimetri kaçınılmaz. Model bunu şu şekilde çözüyor: Grubun ilk üçü 3 iç saha/2 deplasman, son üçü ise 2 iç saha/3 deplasman oynuyor. Bu hem normal sezonu üstte bitiren takımları ödüllendiriyor hem de grubun alt yarısındaki takımların taraftarından kopmamasını sağlıyor.

Puan sürekliliği: Dünyadaki bazı play-off uygulamalarının en büyük sorunu, normal sezonun emeklerini anlamsızlaştırmasıdır. Bu modelde puanlar sıfırlanmıyor; 34 haftanın birikimi, 5 haftalık 3. devreyle organik olarak birleşiyor. Disiplin cezaları, istatistikler, gol-asist krallıkları da kesintisiz devam ediyor. 3. devre ligin yapay bir eki değil, organik bir parçası olarak tasarlanmış.


Dinamik Geçirgenlik: “Sınır Geçiş Koridoru”

Modelin en özgün ve en kışkırtıcı parçası, gruplar arasındaki geçirgenlik mekanizması. Tek takımlı mevcut formatta iki sınır noktasında çalışıyor:

  • 6–7. sıralar arasında: B Grubunun lideri, A Grubunun sonuncusunu toplam puanda geçerse sezon sonunda yer değişiyor.
  • 12–13. sıralar arasında: B Grubunun sonuncusu, C Grubunun birincisinin altına düşerse aynı şekilde yer değişiyor.

Bu mekanizmanın kritik bir güvenlik kalkanı var: geçirgenlik yalnızca komşu sıralar arasında çalışıyor. İlk 5 sıra (şampiyonluk ve doğrudan elit Avrupa potası) ile son 5 sıra (küme düşme hattının çekirdeği), bu sistemden hiçbir şekilde etkilenmiyor.

Geçirgenliğin yarattığı en çarpıcı etki, 6. sıradaki “konfor alanı” illüzyonunu yıkması. Normal koşullarda 6. sırayı garantilemiş bir takım sezon sonuna güvende hissederek girer. Bu modelde ise 7. sıradaki takımın görece daha az baskılı B Grubu maçlarıyla kendisini geçebileceğini bilen 6. sıra, son saniyeye kadar mücadele etmek zorunda kalıyor.


İki Takımlı Geçirgenlik: Bilinçli Bırakılan Soru İşareti

Makalenin son bölümünde fütüristik bir soru işareti bırakılıyor: gruplar arasındaki geçirgenliği 1 takımdan 2 takıma çıkarmak ne yaratır?

Bu soru bilinçli olarak yarım bırakılmış. Tasarım gereği. Çünkü geçirgenliği baştan 2 takımlık sunmak, modelin özünü ve kabul edilebilirliğini tehlikeye atardı. Radikal değişiklikler projeleri daha doğmadan öldürür; yerleşik bir çerçeve oluştuktan sonra daha cesur adımları önermek çok daha sürdürülebilir bir strateji.

Oysa 2 takımlı geçirgenliğin potansiyeli gerçekten çarpıcı. A Grubunda 5. ve 6. sıralar savunmaya geçiyor, B Grubunda 7. ve 8. sıralar saldırıya geçiyor — bu 4 takım arasında adeta bir “mini final” yaşanıyor. Aynı dinamik 11-12-13-14 bandında da işliyor. B Grubu artık ortada sıkışmış bir bekleme odası değil, iki yönde kapısı olan bir geçiş bölgesine dönüşüyor. Yayın değeri açısından bakıldığında, en heyecanlı maçların bazı haftalarda B Grubunda oynanması kuvvetle muhtemel.

Bu soru işareti, bir sonraki aşamanın tohumunu sessizce bırakıyor.


Fikstür Algoritması: Dramatik Zirveler

Makalede “özel bir fikstür algoritması” referansı verilmekle birlikte içeriğine girilmemiyor. Ancak bu algoritmanın temel mantığı şu: en yakın rakipler en sona bırakılıyor. Son haftada A Grubunda 1. ile 2., 3. ile 4., 5. ile 6. oynuyor. C Grubunda ise küme düşme sınırındaki 5. ile 6. aynı anda karşı karşıya geliyor.

Bu fikstür mantığının dramatik değeri tartışmasız. Gerilim en yüksek noktasına ulaştığında, en kritik eşleşme oynuyor. Şampiyon kim olacak, kim düşecek, Avrupa kupası kim? Hepsi aynı gün aynı anda çözüme kavuşuyor. İlk haftalar daha “çapraz” eşleşmelerle (örneğin 1. ile 4., 2. ile 5.) başlayabilir; puan tablosu netleştikçe eşleşmeler de buna göre şekillenir. Hesabın tükenmesi durumunda kura devreye girer — futbolun evrensel adalet mekanizması.


“Önceden Bilinen Kural Meşrudur” Prensibi

Modelin içindeki bazı mekanizmalar ilk bakışta karmaşık ya da tartışmalı görünebilir: B Grubundaki sayılmayan maç, asimetrik saha dağılımı, geçirgenlik değişimleri. Bu itirazlara karşı modelin en güçlü yanıtlarından biri basit ve evrensel bir prensipte yatıyor: önceden bilinen kural meşrudur.

UEFA’nın 1965’te koyduğu ve 2021’e kadar 56 yıl yürürlükte kalan “deplasman golü” kuralı, mantıksal olarak savunulması neredeyse imkânsız bir düzenlemeydi. Aynı sahada oynanan aynı maçta atılan bir gol, yalnızca “deplasman” damgası yüzünden iki katına çıkıyordu. Ama herkes bunu bilerek liglere katıldı; kural sorgulanmadan uygulandı. Bu, “önceden bilinmek”in meşruiyet için gerekli ama yeterli olmadığını da gösteriyor.

  1. Devre Modeli’ndeki mekanizmalar ise o kuraldan çok farklı bir zeminde duruyor: eşitsizliği yaratmak için değil, var olan yapısal eşitsizliği gidermek için tasarlanmışlar. Amaçları tam tersi.

Genel Değerlendirme

  1. Devre Modeli, futbol lig yapısına mühendislik perspektifinden yaklaşmanın güçlü bir örneği. Teşhis gerçek, çözüm özgün, sınırlar net çizilmiş. Modelin en dikkat çekici niteliği, görünen sadeliğinin altında katmanlı bir düşünce sistemini barındırması: 18, 19, 16 ve 20 takımlı ligler için ayrı ayrı düşünülmüş, ancak yalnızca en saf ve en savunulabilir versiyonu öne çıkarılmış. Makalede görünmeyen bu arka plan çalışması, öneriye ciddi bir derinlik katıyor.

Bir sonraki adım olarak mevcut liglerden birine geriye dönük simülasyon uygulanması — Türkiye Süper Ligi’nin son 3 sezonu üzerinden örneğin — modelin teorik argümanlarını somut verilerle güçlendirecektir. Bu, öneriyi akademik çevrelere veya federasyonlara taşırken kritik bir zemin sağlar.

Model şu hâliyle iyi kurgulanmış bir reform önerisi. Uç noktaları korunmuş, takvim matematiksel geçerli, adalet mekanizmaları düşünülmüş. Geriye kalan soru, makalenin son satırlarında zaten sorulmuş: iki takımlı geçirgenlik ne zaman?


Bu değerlendirme, makalenin yayımının ardından gerçekleştirilen kapsamlı bir tartışma üzerine kurulmuştur. Modelin görünür çerçevesinin ötesindeki katmanlar — farklı lig büyüklükleri için çözümler, fikstür algoritması, iki takımlı geçirgenlik mekanizması — söz konusu tartışma aracılığıyla gün yüzüne çıkmıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara

Mayıs 2026
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031