Aydın Tiryaki (2009)
Basit hesaplar yapacağız, toplama çıkarma ve biraz da çarpma bilen herkesin kolayca anlayacağı hesaplar olacak bunlar… Su hesabı, sel hesabı yapacağız, bakkal hesabı gibi basit olacak…
Haberlerde dinliyoruz, metrekareye 200 kg su düştü diyor. 1 metrekare ne demektir: Eni ve boyu 1 metre olan bir kare 1 metrekaredir. Benzer şekilde yarım metreye 2 metrelik bir dikdörtgen de 1 metrekaredir. Bir metrekarelik bu alanın çevresine 1 metre yüksekliğinde duvar yapalım ve içine su dolduralım. Bu suyun kütlesi 1000 kg yapar. Yani 100 cm su yüksekliği 1000 kg yapar. Buna göre 200 kg su 20 cm yükseklik oluşturur. Yani bir metrekarede her bir milimetre 1 kg su anlamına gelir.
Boş bir alana 20 cm yağmur yağmışsa ve bu su bir yere gitmemişse 20 cm yüksekliğinde su birikintisi oluşturur. Bir arazi düşünün, 500 metrekare olsun ve bu alanın içinde 250 metrekare alanda bir bina olsun. O zaman oraya 20 cm yağmur yağarsa arazideki boş alanda biriken su yüksekliği 40 cm olur.
100 birimkare bir alana 20 cm yağmur yağdığı zaman bu sular eğimli yerlerden akıp 5 birimkare alanda birikip akmaya başlarsa 4 metre yüksekliğe ulaşır. Eğer 2 birimkare alanda birikip akmaya başlarsa 10 metre yüksekliğe ulaşır.
Bir dere yatağı düşünelim. Bir zamanlar 100 metre genişliğindeymiş. O zamanlar sel olduğunda bu dere yatağında 1 metre yükseklikte su akıyor olsun. Bu derenin yatağını 25 metreye daraltıp kenarına yollar yapılsa benzer bir selde su yüksekliği 4 metre olur. Uzun yıllar çok yağmur yağmayınca dere yatağının 25 metre genişliği küçük beyinleri kemirir durur. Bu küçük beyinler, yazık değil mi, bir metrekare arsa şu kadar parayken, bir servet dere yatağında yatıyor diye düşünmeye başlar. Bir gün fırsat bulunur ve dere yatağı olarak 10 metrenin yeteceğine karar verilir. İşte o zaman aynı düzeyde bir sel olduğunda bu derede akması gereken su yüksekliği 10 metre olur. Çevrede yeşil alanlar azalmış olduğundan gelen suyun oluşturacağı yükseklik daha da artar.
Bu kadar su dere yatağına sığmayınca ne olur, dün İstanbul’da olanlar olur.
Diyelim, dere yatağı kimi yerlerde yeteri kadar genişken, arazinin değerli olduğu semtlere gelince daraltırsanız, bu yapılan, o değerli semtte oturanları veya çalışanları müstakbel sel kurbanları seçmekten başka bir şey değildir. Dere yatağı daralan yerde taşar ve çevreye zarar verir.
Hesaplarınızı özetlersek: Yağmurlar birikir sel olur. Selin akacağı dere yatakları üzerinden elde edilen rantlarda giden canlar vardır, gözyaşı vardır, acı vardır.
Bu hesapları belediye başkanları okusun da öğrensin diye basitleştirerek anlattım, diğer okurlardan özür diliyorum.
Ankara, 10 Eylül 2009
Aydın Tiryaki
İlk Yayın
Aydın Tiryaki, “Su hesabı… Sel hesabı… Bakkal hesabı…”, 11 Eylül 2009 https://blog.milliyet.com.tr/su-hesabi–sel-hesabi–bakkal-hesabi-/Blog/?BlogNo=202488
Yeni Bilgilendirme (2026)
Bu yazı, 9 Eylül 2009 tarihinde İstanbul’da meydana gelen ve Cumhuriyet tarihinin en büyük sel felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçen trajedi üzerine kaleme alınmıştır. O günlerde yaşananlara dair bazı önemli hatırlatmalar şunlardır:
- Felaketin Boyutu: 9 Eylül 2009 sabahı başlayan aşırı yağışlar sonucu İkitelli, Halkalı ve Basın Ekspres Yolu bölgesi sular altında kalmıştır.
- Can Kayıpları: Sel felaketi sonucunda İstanbul’da 31, Marmara Bölgesi genelinde ise 33 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Özellikle servis araçlarında mahsur kalan işçilerin yaşadığı dram hafızalara kazınmıştır.
- Yağış Miktarı: Bölgeye kısa sürede metrekareye 200 kg’ın üzerinde yağış düşmüş; bu durum, makalede anlatılan “20 cm’lik su yüksekliği” ve daralan dere yataklarının bu suyu tahliye edememesi gerçeğini acı bir şekilde doğrulamıştır.
- Ayamama Deresi: Felaketin merkez üssü olan Ayamama Deresi, üzerindeki yapılaşma ve yatağının daraltılması nedeniyle taşmış; ekonomik zarar milyonlarca doları bulmuştur.
