Aydın Tiryaki

Aril Lâril

Aydın Tiryaki (25 Kasım 2007)

“Aril Lâril”, henüz doğru düzgün konuşamadığım çocukluk günlerimden bugüne taşınmış anlamsız gibi gelen ancak benim için büyük anlamlar taşıyan iki sözcük. Çok önemli bir ayrıntı var: “lâril” derken “a” üzerinde inceltme işareti var, yani aynen müzikteki “la” notasındaki gibi okunuyor.

“Aril lâril” dermişim ve büyükbabamın elinden tutar bir yerlere gitmemizi istermişim. “Aril lâril”in anlamı fener, kimi zaman bir gemici feneri, kimi zamanda pilli bir el feneri. Köyün dar ve karanlık yollarında akşam fenersiz yürümek, hele kucağında bir çocukla yürümek zor olduğu için o fener alınır ve öyle yola çıkılırdı.

O zamanlar İnebolu’nun Yeşilöz köyündeydik. Büyükbabam İnebolu’da Etibank’ta çalışıyordu, Etibank banka değildi, Etibank’ın maden işletmesinde… Akşamları işten çıkınca hemen köye gelirdi, çünkü köyde de çok işi olurdu. Babamın ise İnebolu’da terzi dükkanı vardı, terzilerin işi uzun sürdüğü için çoğunlukla gece geç saatte gelirdi. Gündüzleri babaannem, annem ve Pakize hala (büyükbabamın ablası) ile, akşamları da büyükbabamla zaman geçirirdim. Akşam gezmeleri büyükbabamla olurdu.  

Büyükbabamın kendi yaptığı bir el feneri vardı, onu cebinde taşırdı. O zamanlar 4, 5 voltluk yassı piller olurdu. O pillerin iki ucu olan yassı metallerin üzerine küçük bir ampul koyar, bunu lastiklerle bağlayıp bir el feneri yapardı. Yassı metallerden birine eliyle bastırıp yakardı, sık sık da söndürürdü. Bu fener hem küçük olurdu hem de daha uzun dayandığını söylerdi büyükbabam. Büyükbabam kıtlık yıllarından gelmişti ve elindekinin değerini çok iyi bilirdi, israfa hep karşıydı.  

“Aril lâril” alındıktan sonra gidilecek yerler sınırlıydı. Ya Şükrü amcamlara (büyükbabamın abisi) ya Fatma halalara (büyükbabamın ablası) giderdik. Ben hayal meyal anımsıyorum. Sanırım oralarda uyuyormuşumdur ve kucakta eve taşınmak zorunda kalınmıştır. Şükrü amcalar çok yakındı, kapılar karşı karşıyaydı ancak Fatma halaların evi uzaktı. Şimdi köye gittiğimde Fatma Halanın oğlu Cemal Abi’ye hep giderim. Oradan o zamanki evimize doğru yürürken o hayal meyal anımsadığım günleri düşünürüm. Yağışlarda su dere gibi su akan taşlarla kaplı yoldan yürürken o taşların aynısının 45 yıl önce de oralarda olduğunu bilirim.

Ben ne yaşadığım yerleri ne de onları hiç unutmadım. Köyüme her gittiğimde büyükbabamı, babaannemi, Şükrü amcayı, Pakize halayı, Fatma halayı ziyaret ederim, başlarındaki taşlardaki tarihle okuyup o günlere giderim, üzerlerindeki otları temizlerim. Onların benim aklımdan geçenleri anladıklarını bilirim.

“Aril Lâril” benim yaşamımda hiç sönmedi.

Ankara, 25 Kasım 2007

Orijinal yazı: Aril lâril https://blog.milliyet.com.tr/aril-laril/Blog/?BlogNo=77691

Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışma bütünüyle yazar tarafından kaleme alınmış olup; hazırlık, araştırma ve yazım aşamalarının hiçbirinde yapay zeka desteğine başvurulmamıştır. Bu metin, daha önce yayınlanmış olan yazıların günümüze aktarılması amacıyla “Virgülüne Dokunmadan” çalışması kapsamında hazırlanmıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara

Şubat 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728