Aydın Tiryaki (2026)
Zaman zaman Facebook akışında gezinirken öyle yazılara denk geliyorum ki, ekranı kaydırmayı bırakıp üzerine uzun uzun düşünme ihtiyacı hissediyorum. Güçlü bir kalemden, sağlam bir entelektüel birikimden süzülüp gelen bu yazılar, ifadelerin zarafetiyle hemen kendini belli ediyor. Bu yazının muhatabı olan sen, tam da bahsettiğim bu güçlü kalemin ve derinliğin sahibisin. İsmini burada geçirmiyorum ama satırları okurken bu çağrının kime yapıldığını çok iyi bileceksin. Ancak şunu da bilmelisin ki; doğrudan sana hitap eden bu yazı, aslında senin gibi değerli üretimleri olan, kelimelerini, fotoğraflarını veya anılarını dijital dünyanın o baş döndürücü hızında kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan herkese yol gösterici bir rehber olması amacıyla kaleme alındı.
Ortada hepimizin muzdarip olduğu, çözülmesi gereken bir sorun var: Sosyal medyanın o acımasız ve hızlı akan zaman tüneli. O kadar emek vererek, düşünerek kaleme aldığın bu değerli metinler, maalesef birkaç gün içinde yeni paylaşımların, anlık tüketimlerin altında kalıp görünmez oluyor. Oysa senin yazıların; daha derli toplu bir arşivde durmayı, çok daha geniş kitlelere ulaşmayı ve geleceğe kalıcı bir iz olarak aktarılmayı sonuna kadar hak ediyor.
İşte bu yüzden, artık kendi dijital alanını kurma vaktinin geldiğine inanıyorum. Kendi adına bir alan adı alarak, kullanımı son derece pratik olan WordPress tabanlı bir web sayfası açmalısın. Yazılarını belirli bir disiplin içinde burada yayınlaman, hem üretimlerinin derli toplu durmasını sağlayacak hem de onları sosyal medyanın geçiciliğinden kurtaracaktır. Üstelik sadece yeni yazdıklarını değil, geçmişte sosyal medya sayfalarında kalmış o kıymetli yazılarını da düzenleyip buraya taşıyarak harika bir kişisel arşiv oluşturabilirsin.
Bu sayfa sadece salt metinlerden oluşan bir yer olmak zorunda da değil. Çok güzel fotoğraflar çektiğini biliyorum; bu fotoğrafları yazılarının arasına serpiştirerek metinlerini kendi görsel dilinle zenginleştirebilirsin. Dahası, hitabet ve konuşma yeteneğinin de son derece güçlü olduğunu biliyoruz. Yazılarını seslendirebilir, podcastler hazırlayabilir veya çektiğin videoları YouTube’da yayınlayıp bağlantılarını doğrudan bu sayfaya ekleyebilirsin. Böylece yazı, ses, fotoğraf ve videodan oluşan tüm o güzel üretimlerini tek bir merkezde toplayarak, insanların bu eserlerden mahrum kalmamasını sağlamış olursun. Aslında kendi dijital medya merkezini, tam anlamıyla bir “paket” olarak kurgulamaktan bahsediyorum. Bunun nasıl yapılabileceğine dair, kendi hazırladığım bir derleme güzel bir örnek oluşturabilir. İnebolu Evrenye’de denizde oluşan bir hortum olayını anlattığım bu çalışmada; hiçbir yapay zeka müdahalesi olmadan yazdığım orijinal Türkçe metni, yapay zeka ile yaptığım İngilizce çeviriyi ve o anı belgelediğim kendi çektiğim fotoğraf ve videoları tek bir sayfada nasıl “paketlediğimi” görebilirsin [1].
Sadece kendi ürettiğin yazılar ve içeriklerle de sınırlı kalmak zorunda değilsin. Aile büyüklerinden, çevrenden sana miras kalmış olan kıymetli anıları da bu platformda yaşatabilirsin. Örneğin; onlardan yadigâr kalan eski yazıları, sararmış kağıtlardaki şiirleri veya aile fotoğraf arşivinden herkesle paylaşmaktan mutluluk duyacağın o nostaljik görselleri de burada yayınlayabilirsin. Tüm bu kültürel ve ailesel miras, sosyal medyanın o dipsiz derinliklerinde kaybolup gitmek yerine, kendi adını taşıyan bu güvenli limanda çok daha derli toplu ve kolay erişilebilir bir şekilde sergilenmiş olur.
Gelelim işin teknoloji boyutuna… Senin kendi yazılarını kurgularken herhangi bir yapay zekanın yardımına asla ihtiyacın olmadığını çok iyi biliyorum. Kalemin ve düşünce dünyan zaten fazlasıyla özgün ve kendi kendine yetiyor. Ancak yapay zekayı, o güzel eserlerini dünyaya açacak yorulmak bilmez bir çevirmen olarak konumlandırabilirsin. Metinlerini İngilizce başta olmak üzere farklı dillere manuel olarak çevirmek inanılmaz bir zaman ve mesai ister. Oysa bugün yapay zeka araçları çeviri konusunda muazzam bir başarıya ulaşmış durumda. Ben de kendi yazılarımda yapay zekayı bir metin yazarı olarak değil, sadece bir asistan ve çevirmen olarak nasıl kullandığımı anlattığım yazımda bu konuya değinmiştim. O yazıda, teknolojik araçların asıl yaratıcılığımızı gölgelemeden, fikirlerimizi daha verimli bir şekilde derlememize ve dil bariyerlerini aşmamıza nasıl yardımcı olduğunu detaylarıyla açıklamıştım [2]. Sen de yapay zekanın bu çeviri yeteneğini kullanarak, anadilinde büyük bir ustalıkla ürettiğin o yazıları zahmetsizce uluslararası bir kitlenin okumasına sunabilirsin.
Aslında tüm bunları senin de çok iyi bildiğinin farkındayım. Bu yazıyı sana bilmediğin bir şeyleri öğretmek için değil; o entelektüel birikimini hak ettiği vitrine çıkarman için, sadece eyleme geçmeni sağlayacak dostça bir adım olması amacıyla kaleme alıyorum. Söz uçar, yazı kalır; ama o yazının nerede ve nasıl korunduğu da bir o kadar önemlidir.
Artık yazma sırası, kendi çatın altında, kendi alan adında.
Referanslar
[1] İnebolu Evrenye’de Denizde Hortum (Örnek Çalışma Sayfası) https://aydintiryaki.org/2026/02/13/inebolu-evrenyede-denizde-hortum-10-agustos-2012-waterspout-at-sea-in-inebolu-evrenye-august-10-2012/
[2] Yazılarımı Neden ve Nasıl Yapay Zeka ile Yazıyorum? https://aydintiryaki.org/2026/02/09/yazilarimi-neden-ve-nasil-yapay-zeka-ile-yaziyorum-why-and-how-do-i-write-my-articles-using-artificial-intelligence/
| aydintiryaki.org | YouTube | Aydın Tiryaki’nin Yazıları ve Videoları │Articles and Videos by Aydın Tiryaki | Bilgi Merkezi│Knowledge Hub |
Bu yazı ile bağlantılı olarak yazdığım diğer yazılara buradan ulaşabilirsiniz. Bu yazılarda bu açık mektubu yazmaya nasıl karar verdiğimi, yazdığım yazıların çok fazla okunmadığının farkında olmama karşın neden yazmayı sürdürdüğümü anlatıyorum. Son yazıda da yapay zeka ile diyaloglarla yazıları yazma sürecini inceliyorum. ░ Kendi Dijital Alanını Yaratmak │ Creating Your Own Digital Space ░ 13.02.2026
