Aydın Tiryaki

REKLAM BÜTÇELERİNİN DEMOKRATİK DAĞITIMI: NEDEN BİR TERCİH DEĞİL, TOPLUMSAL BİR ZORUNLULUKTUR?

Aydın Tiryaki (2026)

Bir tüketicinin veya vergi mükellefinin, kendi finanse ettiği kurumlar tarafından yok sayılması, sadece ticari bir hata değil, toplumsal bir kırılmadır. Yankı odalarından çıkıp gerçeği gördüğümüzde hissettiğimiz o “aldatılmışlık” duygusunu onarmanın tek yolu, reklam bütçelerinin dağıtımında adaleti sağlamaktır.

Modern toplumun en büyük açmazlarından biri, “Yankı Odaları” (Echo Chambers) dediğimiz olgudur. Toplumsal kutuplaşmanın etkisiyle, her kesim kendi mahallesine çekilmiş durumdadır. İnsanlar sadece kendi dünya görüşlerine uygun gazeteleri okumakta, sadece kendi yaşam tarzlarına hitap eden televizyon kanallarını izlemektedir. Bu durum, ticari ve kamusal hayattaki büyük bir adaletsizliğin uzun süre fark edilmemesine, “görünmez kalmasına” neden olur.

Ta ki o fanustan mecburen çıktığımız o “yüzleşme anına” kadar.

Maç Günü Yüzleşmesi ve Ayılma Anı

Birçoğumuz bu deneyimi yaşamışızdır: Hiç izlemediğimiz, yayın politikasını benimsemediğimiz, hatta belki de toplumsal barışa zarar verdiğini düşündüğümüz bir televizyon kanalını, o akşam yayınlanan önemli bir spor müsabakası nedeniyle mecburen açarız.

İşte o an, acı bir gerçekle yüzleşiriz.

Yıllardır faturasını ödediğimiz GSM operatörünün, maaşımızı yatırdığımız bankanın, evimizdeki beyaz eşyanın üreticisinin reklamları, o ekranda aralıksız dönmektedir. Oysa aynı markalar, bizim her gün okuduğumuz gazetede, bizim izlediğimiz kanallarda veya bizim takip ettiğimiz dijital mecralarda yoktur.

O an yaşanan duygu basit bir şaşkınlık değildir; derin bir “Aldatılmışlık” hissidir.

Kişi kendine şu soruyu sorar: “Bu şirketin değirmenine suyu taşıyan benim. Faturayı ödeyen benim. Ama benim paramla, bana ve benim değerlerime tamamen yabancı, hatta belki de düşman bir yapı besleniyor. Benim sesimi duyuran mecralar ise açlığa mahkum ediliyor.”

“Zoraki Sponsorluk” ve Temsil Krizi

Bu durum, tüketiciyi/bireyi, kendi iradesi dışında bir “Zoraki Sponsor” konumuna düşürür.

İster bir kamu kurumu olsun, isterse telekomünikasyon, enerji veya bankacılık gibi “piyasa yapıcı” bir özel şirket olsun; eğer bir kurum gücünü geniş halk kitlelerinden alıyorsa, o gücü dağıtırken de o kitlelerin çeşitliliğini gözetmek zorundadır.

Mevcut sistemde markalar, siyasi baskılarla veya ticari korkularla “tek yönlü” bir fonlama yapmaktadır. Bu, sadece medyada haksız rekabet yaratmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun geniş bir kesiminde “Temsil Edilmeme” (Lack of Representation) travması yaratır. İnsanlar, paralarıyla büyüttükleri markaların, kendilerine “sırtını döndüğünü” hisseder.

Neden Demokratik Dağıtım?

Önceki çalışmalarımızda detaylandırdığımız “Veriye ve Tercihe Dayalı Hibrit Dağıtım Modeli”, işte bu travmayı iyileştirmek için bir zorunluluktur.

  1. Görünür Olma Hakkı: Bir insan, sabah gazetesini eline aldığında veya favori YouTube kanalını izlediğinde, müşterisi olduğu bankanın reklamını orada da görmek ister. Bu, “Banka beni görüyor, benim tercihlerime saygı duyuyor” demektir.
  2. Toplumsal Barış: Reklamların sadece belli kanallara değil, toplumun tüm renklerine (yerel basına, tematik kanallara, farklı görüşteki mecralara) yayılması, o “düşmanlık” algısını kırar. Kurumlar, birleştirici bir çimento işlevi görür.
  3. Vicdani Rahatlık: Müşteri, ödediği faturanın bir kısmının, kendi desteklediği spor kulübüne veya güvendiği bir haber kaynağına gittiğini bildiğinde, o kurumla “gönül bağı” kurar. İlişki, zorunluluktan çıkar, sadakate dönüşür.

Sonuç: Lütuf Değil, Adalet

Kamu ve özel sektörün dev oyuncularının reklam bütçelerini dağıtma biçimi, bir pazarlama stratejisi olmanın ötesine geçmiştir. Bu artık bir “Demokratik Hak” meselesidir.

Hiçbir şirket veya kurum, müşterisinin parasıyla müşterisine rağmen bir politika izleme lüksüne sahip olmamalıdır. Önerdiğimiz model, şirketleri siyasi baskılardan kurtarıp özgürleştirirken, bireyleri de “edilgen birer ödeyici” olmaktan çıkarıp “etken birer paydaş” konumuna yükseltecektir.

Gerçek adalet, sadece mahkemelerde değil; reklam kuşaklarında, sponsorluk anlaşmalarında ve hayatın her alanında “var olduğunu” ve “sayıldığını” hissedebilmektir.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara

Ocak 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031