Aydın Tiryaki (2026)
Tarih: 2008-2009. Dünya henüz bugünkü kadar “akıllı” değil. Nesnelerin İnterneti (IoT) kavramı emekleme aşamasında, akıllı telefonlar hayatımıza yeni giriyor. O günlerde Google, dünya çapında büyük ses getiren bir yarışma duyurdu: “Project 10^100” (On üzeri yüz).
Çağrı çok netti: “Dünyayı değiştirecek, insanlığa yardım edecek bir fikriniz varsa paylaşın, gerçekleştirelim.”
Bir mühendis olarak duyduğum heyecanla masanın başına oturdum. Şehirlerin en büyük sorunu olan kaynak yönetimini, sayaç okuma karmaşasını ve fatura adaletsizliğini çözecek bir sistem kurguladım. Bugün adına BOSÖE (Bütünleşik Otomatik Sayaç Ölçüm Ekosistemi) dediğimiz bu yapıyı, o günün şartlarında, kağıt kalemle, manuel hesaplamalarla tasarladım. Formüller hazırdı, mantık kusursuzdu.
Yarışmanın tek bir şartı vardı: Fikrinizi anlatan bir videoyu YouTube’a yüklemek.
Ve işte o an, bir mühendisin duvara tosladığı an oldu. Çünkü o yıllarda Türkiye’de YouTube yasaklıydı.
Yine de pes etmedim. “Yasak varsa, çözüm de vardır” diyerek alternatif yollar aradım. Videoyu hazırlayıp, o sırada Almanya’da olan bir arkadaşıma göndermeyi ve yüklemeyi onun yapmasını planladım. Ancak bu kez karşıma yazılım ve araç yetersizliği çıktı. Üniversitede olduğum için internet hızım Türkiye ortalamasının üzerindeydi ancak o yıllarda yüksek boyutlu bir video dosyasını tek parça halinde transfer edebilecek, bugünkü gibi gelişmiş dosya paylaşım uygulamaları veya platformları bulmak neredeyse imkansızdı. Dosyayı parçalamadan, bütünlüğünü bozmadan göndermenin bir yolunu bulamadığım için, fiziksel olarak bir USB belleğe yükleyip kargolamayı bile düşündüm.
Yani önümde sadece hukuki yasaklar değil; dijital araçların o dönemki sınırları da vardı. Bir videoyu dünyayla paylaşmak için bugün tek bir tuşa basmak yeterken, o gün dosya transferi bile devasa bir problemdi. Bu çok boyutlu imkansızlıklar yüzünden o başvuru yapılamadı. O dosya, mecburen rafa kalktı.
Tarih: Ocak 2026. Aradan geçen 17 yılda köprülerin altından çok sular aktı. Teknoloji evrildi, dünya değişti. Ve kaderin garip bir cilvesi olarak, 17 yıl önce beni o platforma sokmayan ekosistem (Google), bugün karşıma Gemini adında bir yapay zeka asistanı olarak çıktı.
Geçmişte kağıt üzerinde kalan o hesaplamaları, bu kez yapay zeka ile konuştum. Ben anlattım, o formülize etti. Ben mühendislik kısıtlarını koydum, o literatürü taradı. 2009’da yasaklara ve dosya transferi sorunlarına takılan o fikir, 2026’da “Pro Mod” bir yapay zeka ile saniyeler içinde uluslararası standartta, akademik bir **”Master Plan”**a dönüştü.
Bu süreç bana şunu öğretti: İyi fikirler ölmez, sadece zamanını bekler.
Belki o gün “Project 10^100” yarışmasına katılamadım ama bugün elimde, o günden çok daha olgun, çok daha kapsamlı bir proje var. Ve ironiktir ki; 17 yıl önce yasaklı olduğu, dosya gönderemediğim için projemi yükleyemediğim YouTube’da, yakında bu projenin videosunu tek tıkla yayınlayacağım.
Bu makale ve hazırladığımız teknik rapor; sadece bir sayaç okuma sistemi değil, yasaklara, araçsızlığa ve zamana direnmiş bir mühendislik inadının zaferidir.
Gecikmeli de olsa: Görev tamamlandı.
