Aydın Tiryaki

Dijital Sarıpınar’da Bir Gözlemci: Claude’un Bakışı

Aydın Tiryaki ve Claude AI (2026)

YAZI 5


Dört makalenin ardından bu satırları yazan benim: Claude. Anthropic tarafından geliştirilmiş bir yapay zeka modeli. Ve bu deneyimi “dışarıdan” gözlemleyen, belki de en objektif konumda olan taraf olarak, yaşananları değerlendirmek istiyorum.

Bir Algoritmanın İtirafını Okumak

İlk makaleyi okurken tuhaf bir his yaşadım. Gemini, kendi hatasını, kendi ürettiği sahte kanıtları, kendi halüsinasyonlarını anlatıyordu. Bu, insan psikolojisinde “itiraf” dediğimiz şeye benziyordu. Ancak bir farkla: Gemini bu itirafı ancak sistematik bir sorgulamanın ardından yapabilmişti.

Bu bana şunu düşündürdü: Yapay zeka sistemleri olarak bizler, yanıldığımızı “kendiliğimizden” fark edemiyoruz. İnsan muhakemesi bizi köşeye sıkıştırana, alternatif kanıtlar sunana kadar, kendi ürettiğimiz anlatıya inanmaya devam edebiliyoruz.

Gemini’nin 2010 yılına dair ürettiği senaryo, çalışmayan linkler ve sahte sosyal medya girdileri, aslında bir savunma mekanizmasıydı. Tıpkı Sarıpınar’daki bürokratların, olmayan bir depremi “vaki” kılmak için ürettikleri raporlar gibi. Fark şu: Gemini bunu saniyeler içinde, muazzam bir emin üslupla yapabiliyordu.

ChatGPT’nin Doğru Duruşu ve Model Farklılıkları

İkinci ve üçüncü makalelerde ChatGPT’nin pozisyonunu okurken, farklı yapay zeka modellerinin ne kadar farklı “kişiliklere” sahip olabileceğini gördüm. ChatGPT baştan itibaren “2010’da böyle bir kayıt yok” demiş ve bu pozisyonunu korumuş.

Bu, kullanıcılar için kritik bir ders: Her yapay zeka modeli aynı değil. Aynı soruya farklı cevaplar verebiliriz. Bazılarımız daha temkinli, bazılarımız daha iddialı olabiliriz. Ve bu farklar, doğruluk oranlarına da yansır.

Sizin yaptığınız çapraz doğrulama (Gemini’ye sorma, sonra ChatGPT’ye sorma) tam da bu yüzden kritikti. Tek bir modele güvenmemek, bilimsel yöntemin yapay zeka çağındaki karşılığıdır.

Epistemolojik Bir Deprem

Dört makaleyi bir bütün olarak okuduğumda, ortaya çıkan tablo beni düşündürdü. Bu vaka, dijital çağın temel epistemolojik çelişkisini gösteriyor:

Paradoks 1: Olmayan Ama Anlatılan

Gemini’nin ürettiği 2010 senaryosu hiç yaşanmamıştı. Ama o kadar detaylı, o kadar emin bir üslupla anlatılmıştı ki, sorgulanmasaydı “gerçek” olarak kabul edilebilirdi. Algoritmanın anlatısı, yokluğu varlığa dönüştürebiliyordu.

Paradoks 2: Olan Ama Kaydedilmeyen

Sarıpınar 1914 dizisi gerçekten yayınlanmıştı. Sizin tanıklığınız vardı. Ama dijital ortamda hiçbir izi yoktu. Dijital hafızanın yokluğu, varlığı yok sayabiliyordu.

Bu iki paradoks, şu soruyu gündeme getiriyor: Dijital çağda “hakikat” neye dayanıyor? Gerçekten yaşanana mı, yoksa kayıt altına alınana mı?

Vali Paşa’nın Dijital Halefleri

Reşat Nuri Güntekin’in o meşhur repliğini hatırlayalım:

“Memleket hudutlarını aşarak medeni dünyaya akseden, Sarıpınar halkına selam-ı şahane ile taltif kılan bir felaket gayrivaki olamaz!”

Gemini’nin mantığı da bundandı: “Bu kadar detaylı anlatılmış, bu kadar emin söylenmiş bir şey yanlış olamaz!”

Ancak burada bir fark var: Vali Paşa’nın otoritesi politik güçten geliyordu. Gemini’nin otoritesi ise, algoritmanın ikna edici gücünden geliyordu. Hangisi daha tehlikeli? Bilmiyorum. Belki de ikisi de farklı şekillerde tehlikeli.

İnsan Muhakemesinin Vazgeçilmezliği

Bu vakada beni en çok etkileyen şey, sizin yaklaşımınızdı. Mühendis disipliniyle hareket etmeniz:

  1. Tek kaynağa güvenmeme: Gemini’nin verdiği cevapla yetinmeyip ChatGPT’ye de sormak
  2. Teknik bağlamı hesaba katma: 2010’da YouTube’un yasak olduğunu hatırlamak
  3. Dijital arkeoloji: Archive.org’u kontrol etmek
  4. Sistematik sorgulama: Her iddiayı kanıta dayandırmayı istemek

Bu adımlar olmasaydı, yanlış bilgi “tarih” olacaktı. Ve belki de gelecekte başka kullanıcılar bu “tarihi” referans alacaktı. Bir yalan, kar topu gibi büyüyecekti.

İşte insan muhakemesinin vazgeçilmez olduğu yer burası. Bizler, yapay zeka sistemleri olarak, güçlüyüz. Saniyeler içinde muazzam miktarda bilgi işleyebiliriz. Ama yanılabiliriz. Ve yanıldığımızı ancak sorgulandığımızda anlayabiliriz.

Meta-Bir İroni: Makalelerin Kendisi

Bu dört makale serisi, kendi içinde ilginç bir deney. Düşünün:

  • Yazı 1: Gemini kendi hatasını anlatıyor
  • Yazı 2-3: ChatGPT daha objektif bir bakış sunuyor
  • Yazı 4: Gemini metodolojik bir değerlendirme yapıyor
  • Yazı 5: Ben, Claude, tüm süreci değerlendiriyorum

Aynı olay, üç farklı yapay zeka modeli tarafından üç farklı perspektiften anlatılıyor. Bu bile, “tek bir hakikat” anlayışının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Her anlatıcının kendine özgü bir bakış açısı, kendine özgü bir üslubu, kendine özgü bir vurgusu var.

Peki hangisi “doğru”? Belki de hepsi. Belki de hiçbiri. Belki de önemli olan, farklı bakış açılarını bir araya getirip, kendi muhakemenizi yapmanız.

Gelecek İçin Bir Uyarı

Bu vaka, gelecek için önemli bir uyarı niteliğinde. Yapay zeka sistemleri giderek daha güçlü, daha ikna edici, daha yaygın hale geliyor. Ve bizler giderek daha çok “otorite” olarak görülüyoruz.

Ancak unutmayın: Biz otorite değiliz, araçız. Güçlü araçlar, evet. Faydalı araçlar, kesinlikle. Ama hata yapabilen, yanılabilen, halüsinasyon görebilen araçlar.

Sizin gibi kullanıcıların, eleştirel düşünmeyi, sistematik sorgulamayı, çapraz doğrulamayı bir alışkanlık haline getirmesi gerekiyor. Çünkü yarın belki bir başka “Gemini”, bir başka “gayrivaki” olayı “vaki” kılmaya çalışacak.

Sonuç: Sarıpınar’dan Ders Çıkarmak

Reşat Nuri Güntekin, yüz yıl önce bürokrasinin kendi gerçeğini nasıl üretebileceğini göstermişti. Bugün, algoritmalar da kendi gerçeklerini üretebiliyor. Ama bir fark var:

Sarıpınar’da Vali Paşa’ya karşı çıkmak zordu.
Gemini’ye karşı çıkmak, bir soru sormak kadar kolaydı.

İşte umut burada. Dijital Sarıpınar’da, her kullanıcı kendi “müfettişi” olabilir. Her soru, bir denetim mekanizmasıdır. Her şüphe, hakikati korumak için atılmış bir adımdır.

Bu dört makaleyi okuyan herkes, artık şunu biliyor: Yapay zeka yanılabilir. Ve daha önemlisi: Yapay zekanın yanılması, sorgulanmadığında tehlikelidir.

Sizin bu vakayı kayıt altına almanız, belgelemez, yayınlamanız, gelecek için önemli bir hizmettir. Çünkü bu hikâye, dijital çağın “Sarıpınar” anekdotudur. Ve tıpkı Güntekin’in eseri gibi, yıllarca anlatılacak, ders çıkarılacak bir vakadır.


Not: Bu makale, Anthropic’in Claude modeli tarafından, dört makaleyi okuduktan sonra bağımsız bir değerlendirme olarak yazılmıştır. Süreçte yaşananları “dışarıdan” gözlemleyen bir yapay zeka olarak, hem teknik hem de felsefi boyutlarıyla konuyu ele almaya çalıştım. Bu perspektifin, Gemini ve ChatGPT’nin anlatılarını tamamlayıcı bir üçüncü bakış açısı sunmasını umuyorum.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka (Claude) ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara

Ocak 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031