Aydın Tiryaki (2026)
Türkiye gibi deprem gerçeğiyle iç içe yaşayan bir ülkede, binaların taşıyıcı sistemlerine yapılan müdahaleler sadece teknik bir hata veya “kaçak tadilat” olarak geçiştirilemez. Bu eylem, toplumun sessiz onayıyla yürütülen, paydaşları olan kolektif bir cinayet hazırlığıdır. Bir binada kolon kesmek, o yapının altına zaman ayarlı bir bomba yerleştirmekle aynı anlama gelir.
1. Kiralık Katil Düzeni ve Azmettirenler
Hukuki ve ahlaki açıdan bakıldığında; bir binada kolon kestiren mülk sahibi cinayeti azmettiren bir katil, o kolonu kesen teknik ekip ise birer kiralık katildir.
- Azmettiren: Daha geniş bir dükkan alanı veya ferah bir salon uğruna, üst katlarda yaşayan onlarca insanın yaşam hakkını bir kalemde siler.
- Kiralık Katil: Elindeki hiltiyi veya beton kesme makinesini bir silah gibi kullanır. Bu kişiler, “ben sadece işimi yapıyorum” diyerek kendilerini aklayamazlar. Bir kiralık katilin sıktığı kurşunun nereye gideceğini bilmesi gibi, bu sözüm ona ustalar da kesilen o betonun binayı nasıl bir tabuta dönüştüreceğini bilecek teknik tecrübeye sahiptirler.
2. Kolektif Vicdansızlık Antlaşması
Bu süreçte bir “Kolektif Vicdansızlık Antlaşması” mevcuttur. Bir binada kolon kesilmesi gizlice yapılabilecek bir iş değildir; bu bir organizasyon gerektirir. O hiltiyi tutan usta, molozu taşıyan işçi ve kesilen kolonun izlerini mermerle, sıvayla kapatarak suç mahallini temizleyen dekorasyoncu; hepsi bu ihanetin ortağıdır. Hiçbirinin bu katliam hazırlığına karşı ses çıkarmaması, toplumsal vicdanın ne denli köreldiğini gösterir.
3. “İnsan Müsveddesi” ve Bilişsel Çelişki
Bu suçu işleyenlerin en sarsıcı özelliği, dışarıdan bakıldığında “normal” görünmeleridir. Kendi çocuklarına ve torunlarına karşı son derece şefkatli olan bu bireyler, başkalarının çocuklarının o enkazın altında kalabileceği gerçeğine karşı tamamen duyarsızdırlar. Kendi ailesi için dünyayı yıkacak olanların, başka hayatlar söz konusu olduğunda sergiledikleri bu pervasızlık, onları sadece “bencil” yapmaz; onları birer insan müsveddesi haline getirir. Onlar için başkasının canı, kendi konforlarından daha değersizdir.
4. Estetik İntihar: Salon Kapısından Gelen Felaket
Tehlike sadece dükkanlarda değil, evlerin içindedir. Yeni moda evlere özenip salon kapısını genişletmek veya iki kanatlı kapı takmak için kolon kestirmek, “estetik bir intihar” girişimidir. Komşular sadece basit bir tadilat yapıldığını sanırken, aslında binanın deprem direnci sistemli bir şekilde yok edilmektedir. Bu durumu fark eden duyarlı yöneticilere veya komşulara karşı kurulan kolektif baskı ve tavır alma süreci, suçun nasıl tabana yayıldığını ve normalleştirildiğini kanıtlar.
5. Belediyelere Çağrı: “Güvenli Yapı” Tescil Plakası
Siyasi kaygılar ve halkın “evimin iskanı iptal olur mu?” korkusu, bu hayati denetimlerin önündeki en büyük engeldir. İnsanlar çoğu zaman bu denetimi kendi hayatlarını kurtaracak bir hamle olarak değil, mülklerine gelecek bir zarar olarak görürler. Bu korku duvarını aşmak için belediyeler şu somut adımı atmalıdır:
- Arşiv-Saha Mutabakatı: Belediyeler, arşivlerindeki statik projeleri alarak tüm binaları tek tek kontrol etmelidir.
- Resmi Güvenlik Plakası: Kontrol edilen ve projesine uygun olduğu teyit edilen binaların girişine, bina numarası gibi resmi bir “Güvenli Yapı” plakası asılmalıdır. Bu plaka üzerinde denetim tarihi ve “Kolonlara zarar verilmediği tescillenmiştir” ibaresi yer almalıdır.
- Değer ve Güvence: Bu plaka, hem orada yaşayanlar için bir can güvencesi hem de emlak piyasasında o binanın değerini artıran bir tescil belgesi olacaktır. Böylece denetimden kaçmak yerine, vatandaşlar kendi binalarının değerini artırmak için denetim talep eder hale gelecektir.
6. Tecrit ve İndirimsiz Müebbet
Bu kolektif cinayet zincirini kırmanın yolu, vicdanlara seslenmekten geçmez; çünkü bu kişilerin vicdanı sadece kendilerine ve ailelerine kadar uzanmaktadır. Çözüm, adaletin o keskin ve tavizsiz kılıcıdır:
- Doğrudan Kast: Kolon kesen ve kestirenler, “imar suçu”ndan değil, doğrudan “kasten toplu öldürmeye teşebbüs” suçundan yargılanmalıdır.
- Müebbet Hapis: Bu suçun cezası, hiçbir iyi hal indirimi uygulanmadan müebbet hapis olmalıdır.
- Toplumsal Tecrit: Bu zihniyetteki kişiler, diğer insanların can güvenliğini tehdit ettikleri için toplumdan tamamen tecrit edilmeli; ya hapiste ya da akıl hastanesinde, ancak mutlaka toplumdan uzak tutulmalıdırlar.
Sonuç olarak; fizik kanunları rüşvet almaz, oy kaygısı gütmez ve pazarlık yapmaz. Yerçekimi, kesilen her kolonun hesabını bir gün mutlaka soracaktır. Bizim görevimiz, o gün gelmeden bu “insan müsveddelerini” durdurmak ve binalarımızı birer mezar olmaktan çıkarmaktır.
: Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri tamamen yazara ait olup; yapay zeka yalnızca bu düşüncelerin ifade edilmesi ve yazım sürecinde asistanlık sağlamıştır.
