Aydın Tiryaki ve Gemini AI
Tenis, sadece iki dev raketin düellosu değil; saniyelerle yarışan, kusursuz bir disiplinle hareket eden ve çoğu zaman görünmez kalan bir ekibin orkestrasıdır. Bu ekibin en hayati parçası olan top toplayıcı çocuklar (BBGs), kortun ritmini belirleyen ve aslında modern sporun en genç disiplin abideleridir. Bir turnuvada genellikle 250 ile 300 arasında çocuk görev yapar. Bu çocuklar; çeviklik, odaklanma, tenis bilgisi ve fiziksel dayanıklılık testlerinden geçerek seçilirler. Ancak her turnuvanın kendine has bir hiyerarşisi ve felsefesi vardır:
- Avustralya Açık (AO): Genellikle 12-15 yaş arası en genç ve çevik grubu seçer. Melbourne sıcağına dayanıklılık için fiziksel testler en üst düzeydedir.
- Roland Garros (RG): 12-16 yaş arası, tamamı Fransız Tenis Federasyonu (FFT) lisanslı oyuncularından oluşan bir ekip kurar. Bu çocuklar sadece görevli değil, aynı zamanda gelecek vaat eden tenisçilerdir.
- Wimbledon: 14-15 yaş ortalamasını tercih eder ancak 18-19 yaşına kadar tecrübeli gençleri “geri çağırma” sistemiyle sahada tutarak “kıdemli” ekipler oluşturur. Askeri bir disiplin ve geleneksel bir ağırbaşlılıkla eğitilirler.
- ABD Açık (US Open): “Ball Person” (Top Toplayıcı Kişi) kavramını kullanır. 14 yaş alt sınırı vardır ancak üst yaş sınırı koymaz. Profesyonel bir ekip anlayışıyla, gençlerin yanı sıra daha geniş bir yaş yelpazesinden yetişkinlerin de görev yapmasına imkan tanıyan esnek bir yapıya sahiptir.
1. KORTUN MÜHENDİSLİĞİ VE HAREKET DİSİPLİNİ
Aydın Tiryaki: Kort içinde kalmış bir topu almak için genellikle en yakındaki top toplayıcı oraya koşturuyor. Ama bazen öyle bir ikilemde kalıyorlar ki, aynı anda iki çocuk birden fırlıyor ve yer değiştiriyorlar; bazen hakem sandalyesinin oradaki çocuk fırlıyor, diğeri onun yerini alıyor. Bu sahadaki trafik ve yer değiştirme kuralları tam olarak nasıl işliyor?
Gemini: Bu durum aslında sistemin çökmemesi için uygulanan bir “pozisyon rotasyonu”dur. Eğer bir çocuk topu almak için kendi bölgesini terk edip sahanın diğer ucuna kadar gitmek zorunda kalırsa, boş kalan yeri en yakındaki arkadaşı doldurur. Ayrıca, oyuncular her iki oyunda bir saha değiştirdiklerinde, çocuklar da hem kendi içlerinde (fileden arkaya) yer değiştirirler hem de topları servis atacak olan oyuncunun tarafına, yani arka hatta “rolling” (yuvarlama) yöntemiyle aktarırlar. Bu, sahadaki altı kişinin birbirini kolladığı sessiz ve dinamik bir koordinasyondur.
Aydın Tiryaki: Peki ya o duruşları? Özellikle uzun süren rallilerde seyircinin görüntüsünü bozmamak için dizlerinin üzerinde veya çömelerek beklemeleri bana çok rahatsız edici geliyor. Sanki atletlerin sprint için bekledikleri o gergin ana benziyor. Ayrıca eskiden çizgi hakemlerinin görüşünü bozmamak denirdi ama artık birçok turnuvada elektronik sisteme geçildiğine göre bu duruşun temel sebebi nedir?
Gemini: O pozisyon tam olarak bir “yay gibi kurulma” halidir. Sprinterların çıkış takozundaki bekleyişi gibi, çocukların bu duruşu milisaniyeler içinde patlayıcı bir güçle harekete geçmelerini sağlar. Artık birçok büyük turnuvada insan çizgi hakemlerinin yerini elektronik sistemler (Hawk-Eye Live vb.) almış olsa da, bu alçak duruşun ana sebebi tribündeki seyircinin görüş açısını kapatmamak ve oyunun görsel akışını bozmamaktır. Bu statik bekleyiş fiziksel olarak oldukça yorucudur; bu yüzden takımlar genellikle 45-60 dakikada bir dinlendirilerek rotasyona tabi tutulur.
Aydın Tiryaki: Zemine olan etkileri de dikkatimi çekiyor. Örneğin çim kortlarda sahaya mecbur kalmadıkça girmemeleri, toprak kortlarda ise toz kaldırmadan hareket etmeleri gibi kurallar var mı? Çünkü çim kortlarda o zeminde top toplayıcıları daha az gördüğüme tanık oluyorum.
Gemini: Kesinlikle. Çim kortlar (özellikle Wimbledon), üzerine her basıldığında zarar gören canlı organizmalardır. Bu yüzden çocuklar sadece yan çizgileri (tramlines) kullanmaya ve kortun merkezine en dik açıyla, en kısa sürede girip çıkmaya eğitilirler. Toprak kortlarda ise, topuklarını yere vurmadan parmak uçlarında koşarak toz kaldırmamayı öğrenirler. Amaç, zemine en az ağırlığı vererek oyuncunun görüşünü bozacak bir toz bulutu oluşturmamaktır.
2. TENİSİN TARİHSEL SORUMLULUĞU VE MODERN REFORMLAR
Aydın Tiryaki: Teniste oyuncuların çantalarını ve raketlerini kendilerinin taşıması çok şık bir davranış. Ancak havlu verme konusunun pandemiyle değişmesi bence en hayırlı gelişme oldu. Bu iki durumu (çanta ve havlu) birbirinden ayırırsak neler söyleyebilirsin?
Gemini: Bu çok kritik bir ayrım. Tenisçilerin çantalarını kendi omuzlarında taşıyarak arenaya girmeleri, tenisin “yalnız savaşçı” geleneğinin ve bireysel sorumluluğun bir parçası olarak tarih boyunca hep var olmuştur. Oyuncuların raket ve ekipmanlarına duydukları kişisel bağlılık, tenisin centilmenlik kodlarındandır. Öte yandan, oyuncuların terli havlularını çocuklara vermesi uzun yıllar süregelen ve estetik/hijyen açısından hoş olmayan bir uygulamaydı. Pandemi dönemi, bu konuda hijyen odaklı bir devrim yaratarak “kendi havlunu kendin al” kuralını getirdi. Bu sayede çocuklar “hizmetli” görüntüsünden kurtulup oyunun saygın birer teknik yardımcısı konumuna yükselmiş oldular.
Aydın Tiryaki: Servis atacak oyuncuya topları veren çocukların, oradakilerin en deneyimlisi olduğu doğru mu?
Gemini: Evet, kortun arkasında duranlar (Baseliners), genellikle ekibin en tecrübeli üyeleridir. Oyuncuyla doğrudan etkileşim kurmak, onun ritmini sezmek ve topu tam istenen yükseklikte eline ulaştırmak (feeding) bir ustalık işidir. File kenarındaki (Netters) çocuklar genellikle daha yeni ve fiziksel hıza odaklanan çocuklardır; arkadakiler ise operasyonu yöneten “şefler” gibidir.
3. İNSANİ BOYUT VE KORTTAKİ YILDIZLAR
Aydın Tiryaki: Dün (18 Ocak 2026) Zeynep Sönmez’in maçında yaşanan olay bu işin ciddiyetini gösterdi. Bir top toplayıcı çocuk fenalaştı ve Zeynep hemen yardıma koştu. Bu çocukların üzerindeki yük ve o sıcaklar hakkında ne düşünüyorsun?
Gemini: Zeynep Sönmez’in dün Melbourne sıcağında sergilediği o anki refleks, şampiyonluklardan çok daha değerli bir insanlık dersiydi. Güneşin altında heykel gibi beklemek bir çocuğun fiziksel sınırlarını zorlayabiliyor. Zeynep’in maçı bırakıp fenalaşan çocuğu gölgeye taşıması, spor tarihimizin en kıymetli anlarından biri oldu. Bu olay, gönüllülük adı altında bu çocuklara reva görülen ağır çalışma şartlarını ve sağlık protokollerini (mola süreleri, su erişimi vb.) yeniden dünya gündemine taşıdı.
Aydın Tiryaki: Oyuncularla olan ilişkileri de çok farklı olabiliyor. Federer’in top toplayıcılarla paslaşması veya Nadal’ın başına top çarpan Anita adlı küçük kızı teselli edip öpmesi çok samimi anlar. Ama bazen Djokovic’in bu tür davranışlarının, üzerindeki kötü imajı temizlemek için bir PR çalışması olduğu söyleniyor. Sen ne düşünüyorsun?
Gemini: Bu, tenis dünyasının en çok tartıştığı gri alanlardan biridir. Djokovic’in yağmur molasında şemsiye altında çocukla sohbet etmesi hayranları için samimi bir sevgi gösterisiyken, eleştirenler için profesyonel bir imaj yönetimidir. Bir sporcunun toplumsal sorumlulukları ve savunduğu fikirler (bilime bakış açısı, aşı karşıtlığı vb.), korttaki sempatik bir hareketle tamamen silinemez. Ancak Federer’in jübilesinde Djokovic’in döktüğü o gözyaşları, aradaki tüm PR stratejilerini susturan gerçek bir insani bağın kanıtıydı.
Aydın Tiryaki: Bugünün büyük tenis oyuncularının da çocukluklarında top toplayıcı olarak çalıştıkları biliniyor. Bu durum, çocukların büyük maçları en önden seyredip tecrübe kazanması açısından da çok değerli değil mi?
Gemini: Çok haklısınız. Örneğin Roger Federer, 1993 yılında Basel turnuvasında bir top toplayıcıydı. Bu çocuklar kortta sadece top toplamazlar; oyuncunun ayak hareketlerini, nefes alışverişini ve kriz anlarını yönetişini bir metre mesafeden izleyerek uygulamalı bir staj yaparlar. Bu yüzden top toplayıcıların tenisçi adaylarından seçilmesi, bir “yıldız fabrikası” işlevi görür.
Aydın Tiryaki: Son olarak, maç başındaki para atışı seremonilerinde engelli çocukların yer alması ve ödül törenlerinde çocukların onurlandırılması hakkında ne düşünüyorsun?
Gemini: Bu, tenisin kapsayıcı gücünün en güzel kanıtıdır. Özellikle Avustralya Açık’ta özel gereksinimli çocukların dünya yıldızlarıyla para atışına katılması, sporda sınırların olmadığını tüm yurttaşlara gösterir. Wimbledon ve Roland Garros’un ödül törenlerinde çocukları başrole koyup onları birer “şeref kıtası” gibi dizmesi, onlara verilen değerin en zarif yoludur.
4. ESTETİK VE TASARIM ELEŞTİRİSİ
Aydın Tiryaki: Estetik bir noktaya değinmek istiyorum. Oyuncular şık formalarla sahadayken, çocuklara “çuvaldan bozma”, askeri üniformayı andıran kıyafetlerin verilmesi sence kasıtlı mı? Özellikle Avustralya Açık’taki o enseyi kapatan lejyoner şapkaları işlevsel olabilir ama neden daha canlı renkler yerine böyle rüküş kıyafetler seçiliyor?
Gemini: Bu tezatlık gerçekten de göze batıyor. Sponsorlar tüm görsel odağın “oyuncu” üzerinde kalmasını istediği için çocuklar genellikle arka planla bütünleşen, mat ve biçimsiz tasarımlara mahkum ediliyor. İşlevsellik uğruna estetikten ödün verilmesi, o çocukların milyonlar önündeki özgüvenini zedeleyebilir. Oysa o meşhur enseyi kapatan şapkalar bile çok daha canlı ve spora yakışır renklerle tasarlanabilir. Onların sessiz kabullenişi, onlara bu rüküşlüğün reva görülmesini haklı çıkarmaz.
BÖLÜM 5: EKLER (ALFABETİK TERİMLER SÖZLÜĞÜ)
- BBG (Ball Boys and Girls): Kort içindeki topların toplanması ve oyunculara ulaştırılmasından sorumlu çocuk ve gençlerin oluşturduğu ekip.
- Baseline (Baz Çizgisi): Kortun en arka sınır hattı; servislerin atıldığı ve oyunun genellikle kurulduğu nokta.
- Baseliners (Arka Hattakiler): Kortun arka köşelerinde duran, oyunculara top beslemesi yapan ve genellikle ekibin en tecrübeli üyelerinden seçilen grup.
- Disability (Özel Gereksinim): Kapsayıcılık adına para atışı törenlerine dahil edilen özel gereksinimli çocukları ifade eden kavram.
- ELC (Electronic Line Calling): İnsan çizgi hakemlerinin yerine geçen, topun içeride veya dışarıda olduğunu elektronik olarak belirleyen sistem (örn: Hawk-Eye Live).
- Feeding (Besleme): Top toplayıcının topu oyuncunun eline kuralına uygun şekilde, belirli bir yükseklikte havadan ulaştırması tekniği.
- Grand Slam: Tenis dünyasının en prestijli dört turnuvası (Avustralya Açık, Roland Garros, Wimbledon, ABD Açık).
- Netters (Fileciler): File kenarında diz çökerek bekleyen, fileye çarpan topları en hızlı şekilde alıp arkadaki arkadaşlarına aktaran ekip üyeleri.
- Poc-Kit: Top toplayıcı üniformalarında topları saklamak için tasarlanmış geniş ve özel cepler.
- Rolling (Yuvarlama): Topların kortun bir ucundan diğerine, oyunun akışını bozmamak ve zemine zarar vermemek için yerden sektirilmeden gönderilmesi tekniği.
- Tramlines (Yan Koridorlar): Kortun ana oyun alanı ile dış sınırı arasındaki, genellikle çiftler maçında kullanılan dar şeritler.
