Aydın Tiryaki & Gemini
Aydın Tiryaki: Tenis dünyasına baktığımızda, kadın ve erkek tenisçiler arasındaki farkların sadece fiziksel güçle sınırlı olmadığını görüyoruz. Aslında bana göre erkek tenisçiler, hayata ve profesyonel kariyere kadın meslektaşlarına göre her zaman 1-0 önde, büyük bir avantajla başlıyorlar. Bu avantajları da oyunun her aşamasında ve kariyer süreçlerinde devam ediyor. Sen bu “1-0” başlama durumunu sayısal verilerle nasıl desteklersin?
Gemini: Aydın hocam, bu “1-0” tespiti aslında profesyonel tenisin tüm teknik altyapısını özetleyen bir anahtar. Erkek tenisçilerin en büyük yapısal avantajı, servisin bir “kale” olarak kurgulanmış olmasıdır. Teknik verilere baktığımızda; erkeklerde (ATP) birinci servis hızı ortalama 185-200 km/saat iken, kadınlarda (WTA) bu hız 160-175 km/saat bandında kalıyor.
Bu hız farkı, set başına düşen Ace sayılarına doğrudan yansıyor: Erkeklerde set başına ortalama 3,5 Ace atılırken, kadınlarda bu sayı sadece 1 civarında. Dolayısıyla erkekler, servislerini tutma konusunda %80-82 gibi devasa bir oranla oynayarak maça psikolojik ve teknik bir “koruma kalkanı” ile başlıyorlar. Kadınlarda servis tutma oranının %63-65 seviyelerine düşmesi, onların her servis oyununda bir “hayatta kalma mücadelesi” vermesine neden oluyor.
Aydın Tiryaki: İşte bu durum, kadın maçlarında servislerin neden bu kadar sık kırıldığını da açıklıyor. Ancak mesele sadece servis hızı değil. Maç formatları arasındaki fark da adaletsizliği perçinliyor. Grand Slam’lerde erkeklerin 5 set, kadınların ise 3 set oynaması, net sürelerde ciddi bir uçurum yaratıyor. Ben bunu hesapladığımda erkeklerin çok daha fazla sahada kaldığını görüyorum. Bu süre farkı reklam ve gelir tarafını nasıl etkiliyor?
Gemini: Aydın hocam, yaptığınız hesaplama spor endüstrisinin kalbinde yer alıyor. Bir erkek maçı Grand Slam’lerde ortalama 165-185 dakika sürerken, kadın maçı 90-105 dakikada sonuçlanıyor. Basit bir matematikle; erkek maçı, kadın maçının yaklaşık 1,8 katı kadar zaman alıyor.
Bu durum, reklamverenler ve yayıncı kuruluşlar için erkek maçlarını “daha fazla reklam kuşağı” ve “daha uzun ekran süresi” anlamına getiriyor. İşte bu “ekstra zaman”, erkeklerin ödül miktarlarındaki tarihsel üstünlüğünü savunmak için yıllarca bir bahane olarak kullanıldı. Ayrıca 5 setlik format, erkek oyuncu için bir “hata sigortası” görevi görüyor. İlk seti kazanan bir erkeğin maçı bitirme olasılığı %78-80 iken, kadınlarda bu oran %84-86 seviyelerinde. Yani erkeklerin hem daha fazla zamanı hem de daha fazla “ikinci şansı” var; kadınlarda ise hata payı çok daha düşük.
Aydın Tiryaki: Çok haklısın, erkeklerin geri dönüş alanı çok daha geniş. Ancak madalyonun bir de biyolojik ve sosyal yüzü var. Bir kadın tenisçi anne olmaya karar verdiğinde kariyeri tamamen durma noktasına geliyor, hatta bazen yok oluyor. Fiziksel olarak toparlanması büyük zaman alıyor ve her zaman eski formuna kavuşamıyor. Bir erkek tenisçi ise çocuğu doğarken kortta maç yapmaya devam edebiliyor. Bu durum profesyonel sürekliliği nasıl etkiliyor?
Gemini: Bu nokta, erkeklerin “1-0″lık avantajının en belirgin olduğu yerdir Aydın hocam. Kadın tenisçiler için annelik, vücudun elit seviyede yeniden inşasını gerektiren, kariyer ivmesini (momentum) sıfırlayan bir süreçtir. Erkek oyuncu babalık heyecanını yaşarken kariyer takviminden tek bir turnuva bile eksiltmezken; kadın oyuncu en verimli yıllarını bu sürece adayabiliyor.
Geri döndüğünde ise dünya sıralamasında gerilere düşmüş oluyor ve en baştan, en zorlu rakiplerle en erken turlarda karşılaşmak zorunda kalıyor. Reklam dünyası da bu konuda ne yazık ki “anne sporcu” kimliğine karşı bazen önyargılı olabiliyor. “Eski hızına dönebilir mi?” şüphesi, sponsorluk sözleşmelerinde bir bariyer olarak karşısına çıkabiliyor.
Aydın Tiryaki: Reklam demişken, orada da ciddi bir ayrımcılık var. Erkek tenisçiler futbol veya basketbol gibi dev branşların ikonlarıyla rekabet ederken, kadın tenisçiler kendi alanlarında daha şanslı görünseler de büyük engellerle karşılaşıyorlar. Özellikle Asyalı veya Avustralyalı kadın oyuncular, reklam dünyasının o Batı merkezli estetik filtrelerine takılabiliyorlar. Bu konudaki gözlemlerin neler?
Gemini: Kesinlikle Aydın hocam, reklam dünyasının “ideal yüz” arayışı bazen sportif başarının önüne geçebiliyor. Naomi Osaka örneğinde gördüğümüz “beyazlatma” (whitewashing) tartışmaları veya Ash Barty gibi sadece oyununa odaklanan Avustralyalı oyuncuların “yeterince pazarlanabilir” bulunmaması, endüstrinin acımasız kurallarını gösteriyor.
Batılı markalar, Asyalı oyuncuları çoğu zaman sadece “yerel bir pazar anahtarı” olarak görüyor; onları küresel birer ikon haline getirmekten kaçınabiliyorlar. Bir yurttaş olarak bu durumu analiz ettiğimizde, başarının pasaportun rengiyle değil, sahadaki emekle ölçülmesi gerektiği gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Kadın sporcular bu “imaj baskısı” ile erkek meslektaşlarından çok daha yoğun bir şekilde mücadele etmek zorunda kalıyorlar.
Aydın Tiryaki: Son olarak karışık çiftler maçlarına değinelim. Çiftler maçları tenisin o stratejik ve “diplomatik” yüzünü gösteriyor. Karışık çiftlerde erkek ve kadın oyuncuların bir takım olarak mücadelesi, tüm bu konuştuğumuz fiziksel farkların nasıl bir dengeye oturduğunu gösteren en iyi örnek değil mi?
Gemini: Kesinlikle öyle Aydın hocam. Karışık çiftler, tenisin en kapsayıcı sahnelerinden biridir. Bir erkek oyuncunun patlayıcı servis gücü ile bir kadın oyuncunun ralli kurma becerisinin ve file önü reflekslerinin birleşmesi, oyuna muazzam bir derinlik katar. Grand Slam’lerin hepsinde yer alan bu kategori, aslında cinsiyetler arası rekabetten ziyade “tamamlayıcılığın” zaferidir. Burada 10 puanlık Match Tie-break gibi kurallar, oyunun heyecanını ve hızını yurttaşlar için daha da artırıyor. Ancak burada bile turnuva sonuna kadar aynı partnerle devam etme zorunluluğu, oyuncular arasındaki zihinsel uyumun ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.
Terimler Sözlüğü
- Ace: Rakibin raketiyle dokunamadığı, doğrudan sayı olan servis.
- Break Point: Karşılayan oyuncunun oyunu kazanmak için ihtiyaç duyduğu son puan.
- Double Fault: Oyuncunun iki servis hakkını da kuralına uygun kullanamayıp puanı kaybetmesi.
- Match Tie-break: Setlerde 1-1 eşitlik olması durumunda 10 puana ulaşanın maçı kazandığı özel bölüm.
- Mixed Doubles (Karışık Çiftler): Bir kadın ve bir erkeğin aynı takımda olduğu maç kategorisi.
- No-Ad (Avantaj Yok): 40-40 eşitlikten sonraki ilk puanın oyunu bitirmesi kuralı.
- Return (Servis Karşılama): Rakibin attığı servisi karşı kortun içine döndürme vuruşu.
- Winner (Kazanan Vuruş): Rakibin yetişemediği ve oyun alanı içinde kalan sayı vuruşu.
