Aydın Tiryaki (ChE’81)
ODTÜ’den Bir Köşe – ODTÜlüler Bülteni (Temmuz – Ağustos 2017)

Seksenli yıllardı, Kimya Mühendisliği Fiziko binasındaki penceremin hemen altındaki eğri büğrü söğüt ağacının kesilmiş olduğunu görünce üzülmüş ve bir ODTÜlü refleksiyle peşine düşmüştüm. Ağacı kesenlerle konuşunca, ODTÜ’de hiçbir ağacın eğri büğrü olduğu için kesilmesinin sözkonusu olmadığı konusunda ikna olmuştum. O zamandan sonra ODTÜ’de gördüğüm eğri büğrü ağaçlar hep ilgimi çekti.
Ihlamur ve iğde pek düzgün ağaçlar değillerdir. Alle boyunca çoğunlukla yolu ortasında yeralan bu ağaçların ilk dikilenlerin birçoğu yaşlanıp kuruduğu için kesildi. Özellikle yaşlandıkları zaman gerek gövdeleri, gerek dalları eğri büğrü tanımına tam uyuyorlardı. Bu ağaçların kimilerinin yerine yenileri dikildi, kimilerinin de yerleri yenilerinin dikilmesi için hazırlanıyor.
Kafeteryadan yurtlara doğru araba yolunun sağında gövdesi yumru yumru olmuş, dalları değişik şekillerde özgürce uzanmış çok sayıda ağaç görürüz.
Kafeteryadan çıkıp yaya yolundan Devrim Stadyumunun yanından yurtlara giderken stadyumun sol tarafındaki yoldan tribünlere doğru tırmanınca gövdesi tamamen asfalt içinde kalmış bir ağacın dalı neredeyse yere paralel bir şekilde duruyor. ODTÜ’de eğri büğrü ağaçların belki de en görkemlilerinden biri… Biraz daha yukarıya yürüyünce üçüz bir çam ağacı yolun hemen yanında göze çarpıyor.
2 Aralık anıtının üst tarafında sıra sıra ağaçlar sanki poz verircesine durmuşlar. Beş ağaç, herbiri kendi havasında, her açıdan başka bir ilginç kare yakalanıyor.
ODTÜ’nün eğitim alanında çok sayıda eğri büğrü ağacımız var, onlar peyzaj uğruna feda edilmemiş ağaçlar, onlar ODTÜlülerle birlikte yaşayan ağaçlar, onlar ODTÜ’nün eğri büğrü, güzel ağaçları… ODTÜ o ağaçlara sahip çıktığı için güzel…





Fotoğraflar (16 Haziran 2017): Aydın Tiryaki


