Aydın Tiryaki (ChE’81)
ODTÜ’den Bir Köşe – ODTÜlüler Bülteni (Nisan 2016)

Mehmet Aksoy’un heykelleri yalnızca birer sanat şaheseri olduğu için değil aynı zamanda sanattan anlamayan siyasetçilerin yarattığı tartışmalarla hep gündemde oldu. Bir heykelinin içine tükürüldü, bir heykeline ucube denildi ve kaldırıldı, bir başka heykelini sanki bir kaçak binaymış gibi iş makinalarıyla neredeyse yıkacaklardı.
Mehmet Aksoy’un ODTÜ’deki heykelleri ise bir görünür bir kaybolur.
2005 yılında KKM önündeki alana konulan Mehmet Aksoy heykeli birkaç yıl orada sergilenince, kalıcı bir heykel olduğunu düşünüp sevinmiştik. 2002 tarihli İnsan Olma Yolunda adlı bu heykel 2007 yılında birgün başka bir yere gidince orada büyük boşluk oluştu.
2007 yılı sonlarında aynı yerde 1999 tarihli Kayıp Anaları 1 ve 2003 tarihli Kayıp Anaları adlı heykeller birlikte göründü. 6 ay kadar kaldıktan sonra onlar da gidiverdi.
2016 yılı ODTÜ Sanat Festivali kapsamında bir Mehmet Aksoy heykeli KKM önündeki alanda sergilenmeye başladı. 2005 tarihli İki Çocuklu Kibele ve Atis heykelinin 2016 başında İstanbul’da heykeltıraş tarafından kurulu olduğu siteden kaldırıldığı günlerde bu konuda çok sayıda haber yayımlandı. 8 Ocak 2016’da Cumhuriyet’teki haberde “Heykeli kendim kaldırmak istedim, kibarlık gösterdiler. Kendi heykelimin celladı oldum. Ona bile seviniyorum. Sağ olsunlar.” sözleriyle heykelini kurtarmasının sevincini aktarıyor.
2004 ODTÜ Gününde ODTÜ Üstün Hizmet Ödülü için ODTÜ’de bulunduğu gün, Şadi Çalık’ın ODTÜ Atatürk Anıtında fotoğrafını çekerken, 60’lı yıllarda Şadi Çalık Atölyesindeki eğitimi sırasında bu anıtın yapımında çalıştığını anlatmıştı.
2011 yılında “ucube” tanımlaması yapılan ve parçalar halinde kesilerek kaldırılan “İnsanlık Anıtı”nın bu parçaları ODTÜ binalarının doğu yönündeki ormandaki ağaçsız alanda birleştirilip kurulsa, Ankara’ya ne güzel bir armağan olurdu.
Mehmet Aksoy’un ODTÜ’de “bir görünen – bir kaybolan” heykellerine alıştık. ODTÜ’de kalıcı bir Mehmet Aksoy heykeli görmenin zamanı geldi.













MEHMET AKSOY
1939’da Hatay, Yayladağ’ı çevreleyen dağlar arasındaki Kesap kasabasında doğdu. 1960 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim bölümüne girdi. 1961’de Akademi’nin Heykel bölümüne geçerek 1967’ye kadar Prof. Şadi Çalık atölyesinde öğrenim gördü. 1970’den sonra uzun yıllar yurtdışında çoğunlukla Almanya’da çalıştı. “Bach tekrarı öğretti bana, tekrarlar yapmayı. Bir motifi alıp binlerce varyasyonlarını yapıp ve her seferinde bir başka ışık yakarak.” onun yapıtlarını en güzel anlatan sözüdür. Aydın Engin’in editörlüğünü yaptığı İş Bankası Kültür Yayınları 2002 tarihli “Çekicin Rüzgarında Kırk Yıl” kitabında heykelleri sergileniyor. Aydın Engin’in Mehmet Aksoy’la uzun söyleşisinin yayımladığı “Heykel Oburu”, sanatçının yaşamını anlatıyor.
Fotoğraflar (2004-2016): Aydın Tiryaki (ChE’81)


