Aydın Tiryaki (ChE’81)
ODTÜ’den Bir Köşe – ODTÜlüler Bülteni (Eylül 2016)

1976 yaz aylarında postacının kapıya getirdiği uzun zarfın içinden çıkan kağıtta ODTÜ Kimya Mühendisliğini kazandığım yazılıydı. Eylül Ayı gelince kayıt yaptırdığımda okulun açılacağı tarih olarak 20 Aralık 1976’yı söylediler. 1975’deki 6 aylık boykot nedeniyle dönem tarihleri sarkmıştı. İki ay geçmeden 14 Şubat 1977’de “Hasan Tan ODTÜ’ye rektör olamaz” dedik ve 9 aylık boykot başladı. Eylül 1976’da başlayan ODTÜ hikayem Eylül 2016’da kırk yılı doldurdu. Kırk yıllık ODTÜlü olduğum gün Hazırlık’tan başlayıp Kimya Mühendisliği’ne kadar yürüdüm. 40 yılı düşünüp, kırk yıllık yol yürüyüp, ODTÜ’den kırk köşeyi saymayı hedefledim.
Hazırlık binasının girişinde sol tarafta B binası, sağ tarafta A binası. Yolun karşısındaki çınar 40 yaş daha büyümüş. A1’den Hazırlık binasına kesintisiz süren ormana şimdi dar bir yangın yoluyla bölünmüş ama o zaman boyumuzdaki çamlar şimdi göğe uzanmış.
İdari binasına kadar yolun sağında solundaki sayıları azalmış beton yer lambaları artık ışık vermiyor. Güneş Evi eskisi gibi yalnız ve sessiz. Alleyi kesen tek araba yolundan her geçtiğimde düşündüğüm gibi keşke olmasaydı dedim ve sağımda Mimarlık, solumda İdari binalarına baktım. İdari havuzunda yıllık temizlik ve boya çalışması vardı. Su dolunca nilüferleri unutmazlar umarım. Mimarlık havuzuna akan suyun şırıltısı mimarının istediği gibiydi. Yaz günlerinin sessizliğini deliyordu. Havuz, rengarenk balıkları, kaplumbağaları ile anılıyor artık. Artık büyümeyen bodur dut ağaçları otoparktakileri alleden gizliyor. Mimarlık amfisine giden yoldaki çeşmenin içme suyu hala akıyor. Üç renkli adsız heykel kırk yıl önce yoktu ama duvardaki rölyef hep oradaydı. Mimarlığın kapılarının karşısındaki çınarlar artık birer ulu çınar. Müze aynı müze. Beşeri binası gözden ırak olsa da anılarımızda hep var. Beşeri ve Matematik kantinleri eskiden dumanaltıydı, şimdi dumansız.
Ihlamur ve iğde ağaçları yaşlanmış, dallar kırılmış, gövdeler çatlamış, kütüphanenin önünde hep kuruyanların yerine yeni fidanlar dikilmiş. ODTÜ’nün allesini iğdeleri ve ıhlamurları, yollarını at kestaneleri olmadan düşünemeyiz. Bilim Kızı, Matematik ve Kütüphane binalarının arasında hep hüzünlü.
Rektörlük ve U3 binalarının arasında heybetli kütlesi, mükemmel maskı ve özlü sözleriyle Atatürk anıtı duruyor. Yakın zamanda yapılan Kemal Kurdaş anıtı ODTÜ’nün ilk yıllarına götürüyor. 40 yıl öncenin Biyoloji Bölümü, şimdinin Fen Edebiyat dekanlığı binasında büyük tadilat, sanki bina yeniden yapılıyor. Fizik binasına girmek için Fizik Kantininden geçeceksin. Kafeterya ile Rektörlük arasındaki dokuz demir borudan oluşan 2 Aralık heykeli 1977’nin o gününü yaşatıyor.
Kafeteryanın eskimiş merdivenleri hep kaynak yapılan yemek kuyruklarını gözümün önüne getirdi. Kimya Binasının gösterişsiz kapısı içeride saatler boyu deney yaptığımız laboratuvarlara açılıyor. MM’e kırk yıl önce Avarel derdik, şimdiler bilir mi bilmem. Masada oturan Parlar heykelinin masasında ziyaretçileri eksik olmaz.
Bilgi İşlem binasının altından geçip, solda İnşaat, sağda Elektrik daha ilerleyince Makine binaları. Hidrolik Laboratuvarının binasına gelince Alle biter. Merdivenlerden çıkınca gençlik yıllarımın geçtiği Kimya Mühendisliği.
Kırk yıllık ODTÜ yolculuğunun ODTÜ yürüyüşünün adımlarında kırk köşeyi sayarken her köşede selamlaşacak, konuşacak kırk ODTÜlüye rastlamak kırk yılın en güzel birikimiydi.























































Fotoğraf (1 Eylül 2016): Aydın Tiryaki (ChE’81)


