Yeni kurulan ilçelerin eski ana merkezlerine olan yaşamsal bağımlılığı
Türkiye’nin Yerleşim Düzeni ve Nüfus Dinamikleri (Makale 11)
Aydın Tiryaki (2026)
Türkiye’nin idari haritasında son yıllarda yaşanan en belirgin değişimlerden biri, büyük ilçelerin bölünerek yeni ilçelerin oluşturulmasıdır. Bir yerleşim biriminin ilçe statüsü kazanması, yerel halk için teorik olarak hizmetin ayağa gelmesi anlamına gelse de, gerçek hayatın akışı her zaman kağıt üzerindeki sınırları takip etmemektedir. Bu durum, yönetim biliminde “Sanal İl Etkisi” olarak adlandırabileceğimiz bir bağımlılık ilişkisini ortaya çıkarmaktadır. Yeni kurulan pek çok ilçe, idari olarak bağımsız olsa da; ticaret, sağlık, ulaşım ve sosyal yaşam açısından hala ayrıldığı “ana merkezin” bir uydusu gibi hareket etmektedir (1).
Bu sanal bağımsızlığın temel nedeni, altyapı ve hizmet kapasitesinin sadece bir imza ile inşa edilememesidir. Bir beldenin veya mahallenin ilçe yapılmasıyla oraya bir kaymakamlık ve birkaç müdürlük binası dikilebilir; ancak tam teşekküllü bir bölge hastanesi, büyük bir ticaret merkezi veya gelişmiş bir ulaşım terminali kurmak on yıllar süren yatırımlar gerektirmektedir. Sonuç olarak, yeni ilçede yaşayan vatandaşlar resmi işleri için kendi kaymakamlığına gitse de, uzman doktora görünmek, bankacılık işlemlerini halletmek veya alışveriş yapmak için hala eski merkezine gitmek zorundadır (2).
Sanal il etkisi, özellikle büyükşehirlerdeki bölünmüş ilçelerde daha yoğun hissedilmektedir. Coğrafi sürekliliğin olduğu bu bölgelerde, idari sınırların çizilmesi toplumsal alışkanlıkları değiştirmemektedir. Bu durum, kamu hizmetlerinin planlanmasında da hatalara yol açabilmektedir. Yeni kurulan bir birime, oradaki “kayıtlı nüfus” üzerinden bütçe ve personel aktarılırken; bu nüfusun gündüz saatlerindeki yaşamsal yükü hala eski merkezin üzerinde kalmaktadır (3). Bu asimetriyi gidermek için yerleşimlerin sadece nüfusuna değil, “çekim gücü” ve “hizmet kapasitesine” dayalı esnek bütçe modellerine geçilmesi bir gereksinim oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye’nin yerleşim mimarisi kurgulanırken “idari bağımsızlık” ile “işlevsel bağımlılık” arasındaki denge iyi kurulmalıdır. Bir yerleşimi sadece siyasi bir vaat olarak ilçe yapmak, onu sanal bir vilayete dönüştürmekten öteye gitmemektedir. Rasyonel çözüm; yerleşimleri birbirinden koparmak değil, önceki makalelerimizde vurguladığımız gibi, onları işlevlerine göre (Kırsal Mahalle, Kentsel Köy veya Özel Statülü İlçe) tanımlayarak birbirini tamamlayan bir “hizmet ağı” içinde yönetmektir (4).
Aydın Tiryaki Ankara, 12 Ocak 2026
Bu makalede yer alan tüm fikir, görüş ve öneriler yazara aittir. Metnin kaleme alınması sürecinde yazım asistanlığı ve bilgi derleme aşamalarında yapay zeka Gemini’dan yararlanılmıştır.
EKLER
Ek A: Eski Merkezlerine Bağımlılığı Süren Bazı Yeni İlçeler (Örnekler)
- İstanbul’da Başakşehir’den ayrılan veya Küçükçekmece/Büyükçekmece hattında bölünen yeni yerleşimlerin ana ulaşım ve ticaret akslarında eski merkezlere bağımlılığı.
- Ankara’da merkezden ayrılarak kurulan ancak sosyal ve ekonomik hayatı tamamen merkez ilçelere (Çankaya/Yenimahalle) endeksli olan birimler.
- Büyükşehir olmayan illerde, il merkezinden ayrılarak ilçe yapılan ancak üniversite, hastane ve pazar ihtiyacı için hala il merkezini kullanan yerleşimler.
Ek B: Sanal İl Etkisinin Belirtileri
- Gündüz ve gece nüfusu arasındaki aşırı fark.
- Yeni ilçede kurulan kamu birimlerinin işlem hacminin, nüfusa oranla düşük kalması.
- Ulaşım hatlarının hala eski merkeze göre düğümlenmiş olması.
REFERANSLAR
(1) T.C. İçişleri Bakanlığı, Mülki İdare Yapılanması ve Yerel Yönetim Dinamikleri Raporu. https://www.icisleri.gov.tr
(2) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İlçeler Arası Hareketlilik ve Hizmet Erişimi İstatistikleri. https://www.tuik.gov.tr
(3) Tiryaki, A. (2026). Büyük İlçeler ve Küçük İl Merkezleri (Serinin 9. Makalesi).
(4) Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü, Şehirsel Çekim Alanları ve Fonksiyonel Bölge Analizleri. https://www.ka.gov.tr
