Kırsal yaşamın şehir kurallarıyla yönetilmesinin yarattığı doku uyuşmazlığı
Türkiye’nin Yerleşim Düzeni ve Nüfus Dinamikleri (Makale 5)
Aydın Tiryaki (2026)
Türkiye’de yerel yönetim sisteminde yapılan köklü değişiklikler, özellikle büyükşehir belediyesi statüsündeki 30 ilde binlerce yıllık “köy” birimini bir gecede “mahalle” statüsüne taşımıştır. Bu noktada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekir: Bu değişim sadece büyükşehir sınırları içindeki yerleşimleri kapsamaktadır; büyükşehir statüsünde olmayan diğer 51 ilimizde “köy” tüzel kişiliği ve geleneksel köy yönetimi aynen devam etmektedir. Bu durum, Türkiye’nin idari haritasında iki farklı kırsal yönetim modelinin aynı anda varlık göstermesine neden olmaktadır (1).
Büyükşehirlerdeki köyler için bu dönüşüm, ilk bakışta sadece idari bir isimlendirme gibi görünse de, sosyal doku ve yerleşim kültürü açısından çok daha derin anlamlar taşımaktadır. Köy, kendi gelenekleri, ortak karar alma mekanizmaları ve üretim odaklı yapısıyla özgün bir ekosistemken; mahalle, merkezi bir belediyenin hizmet ağına bağlı, tüketim odaklı ve şehir kurallarıyla sınırlandırılmış bir birimdir (2).
Köyden mahalleye dönüşen yerleşimlerde yaşanan en büyük sorun, “doku uyuşmazlığı” olarak tanımlanabilir. Şehir merkezindeki bir mahallede geçerli olan gürültü, inşaat, atık yönetimi ve çevre düzenleme kurallarının, tarım ve hayvancılığın devam ettiği bu yeni mahallelerde aynen uygulanması ciddi çatışmalara yol açmaktadır. Örneğin, sabahın erken saatlerinde başlayan tarımsal faaliyetlerin veya hayvancılıktan kaynaklanan doğal koku ve seslerin şehir estetiği kurallarıyla sorgulanması, kırsal yaşamın özgün kimliğini zayıflatmaktadır (3).
Bu karmaşayı gidermek için idari terminolojide yeni ve rasyonel adlandırmalara gidilmesi bir zorunluluk oluşturmaktadır. Büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ancak kırsal karakterini koruyan yerleşimlerin resmi olarak “Kırsal Mahalle” şeklinde tanımlanması, bu birimlere özel yönetim esneklikleri sağlayacaktır. Benzer şekilde, büyükşehir olmayan 51 ilde yer alan fakat sanayileşme veya turizm gibi nedenlerle köy özelliklerini kaybedip kentsel bir kimlik kazanan yerleşimlerin de resmi olarak “Kentsel Köy” şeklinde adlandırılması, idari yapının gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi açısından bir gereksinim haline gelmiştir (4).
Sonuç olarak, Türkiye’nin yerleşim düzenini bu iki yeni terimle yeniden kurgulamak, hem tarımsal üretim hafızasını koruyacak hem de hizmet sunumundaki adaletsizlikleri giderecektir. Kırsal Mahalle ve Kentsel Köy kavramlarının resmi birer statü olarak kabul edilmesi, Türkiye’nin gelecek on yıllardaki yönetim mimarisi için temel bir çözüm önerisidir.
Aydın Tiryaki Ankara, 12 Ocak 2026
Bu makalede yer alan tüm fikir, görüş ve öneriler yazara aittir. Metnin kaleme alınması sürecinde yazım asistanlığı ve bilgi derleme aşamalarında yapay zeka Gemini’dan yararlanılmıştır.
EKLER
Ek A: Türkiye’de İdari Yapıya Göre Mevcut Dağılım
- Büyükşehir Statüsündeki İller (30 İl): Köyler mahalleye dönüştürülmüştür.
- Diğer İller (51 İl): Köy tüzel kişiliği ve muhtarlık sistemi devam etmektedir.
Ek B: Yeni Önerilen İdari Terimler
- Kırsal Mahalle: Büyükşehirlerdeki tarım ve hayvancılık odaklı mahalleler için önerilen resmi unvan.
- Kentsel Köy: Diğer illerdeki nüfus yoğunluğu ve ekonomik yapısı şehirleşmiş köyler için önerilen resmi unvan.
REFERANSLAR
(1) 6360 Sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması Hakkında Kanun. https://www.resmigazete.gov.tr
(2) 442 Sayılı Köy Kanunu ve Tarihsel Gelişimi. https://www.mevzuat.gov.tr
(3) T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kentleşme Şurası Raporları. https://www.csb.gov.tr
(4) 7254 Sayılı Torba Kanun ile Getirilen Kırsal Mahalle Düzenlemesi ve Uygulama Yönetmelikleri. https://www.resmigazete.gov.tr
