Aydın Tiryaki

KİLOMETREKAREYE SIĞMAYANLAR: İSTANBUL VE TUNCELİ/ARDAHAN

Nüfus yoğunluğu en yüksek ve en düşük illerin yaşam kalitesi ve yönetim analizi

Türkiye’nin Yerleşim Düzeni ve Nüfus Dinamikleri (EK Makale 3)

Aydın Tiryaki (2026)

Türkiye’nin yerleşim haritası, nüfusun mekânsal dağılımı açısından çok büyük bir dengesizliği barındırmaktadır. Kilometrekareye düşen kişi sayısı olarak ifade edilen nüfus yoğunluğu, bir ilin hem yaşam kalitesini hem de idari yönetim biçimini temelden etkilemektedir. Türkiye’nin nüfus yoğunluğu en yüksek ili olan İstanbul (kilometrekareye yaklaşık 3.000 kişi) ile en düşük illeri olan Tunceli veya Ardahan (kilometrekareye yaklaşık 10-20 kişi) arasındaki bu uç fark, yerleşim mimarisindeki yapısal sorunları açıkça ortaya koymaktadır (1).

İstanbul gibi yoğunluğun aşırı olduğu merkezlerde en büyük sorun “mekânsal daralma” ve buna bağlı gelişen yaşam kalitesi düşüşüdür. Yüksek yoğunluk; ulaşım ağlarının kilitlenmesine, kişi başına düşen yeşil alan miktarının azalmasına ve hava kirliliği gibi çevresel sorunların kronikleşmesine neden olmaktadır. Yönetimsel açıdan ise bu yoğunluk, kamu hizmetlerinin hızı üzerinde muazzam bir baskı oluşturmaktadır. Her metrekarenin çok kıymetli olduğu bu tür yerleşimlerde, yeni bir okul veya hastane yeri bulmak bile idari bir krize dönüşebilmektedir (2).

Öte yandan, Tunceli veya Ardahan gibi nüfus yoğunluğu çok düşük olan illerde sorun tam tersi bir yönelim göstermektedir. Bu bölgelerde mekan bolluğu olsa da, nüfusun çok dağınık ve az olması hizmetin birim maliyetini artırmaktadır. Birkaç kilometrekareye sadece bir avuç insanın düştüğü bu yerleşimlerde, altyapı hizmetlerini (elektrik, su, internet) en ücra noktalara taşımak ekonomik bir verimsizlik yaratmaktadır (3). Düşük yoğunluklu yerleşimlerde sosyal yaşamın canlı tutulması ve nitelikli personelin bölgede istihdam edilmesi de yönetimsel bir zorluk oluşturmaktadır.

Bu yoğunluk farkı, yerel demokrasi ve yurttaş katılımı üzerinde de etkili olmaktadır. İstanbul’da bir yurttaşın devasa kalabalıklar içinde sesini duyurması ve yönetime katılması güçleşirken, düşük yoğunluklu illerde yönetim ile yurttaş arasındaki mesafe fiziksel olarak daha azdır. Ancak her iki durumda da yerleşim mimarisi için tek bir formülün işlemediği görülmektedir. Yüksek yoğunluklu yerleşimlerde dikey değil yatay ve planlı bir genişleme; düşük yoğunluklu yerleşimlerde ise hizmetlerin belirli odak noktalarında kümelenmesi bir gereksinim oluşturmaktadır (4).

Sonuç olarak, Türkiye’nin yerleşim politikaları kilometrekareye düşen insan sayısına göre farklılaşan stratejiler geliştirmelidir. Yoğunluğun bir yaşam yükü haline geldiği metropoller ile seyrekliğin bir hizmet yükü yarattığı kırsal bölgeler arasındaki bu dengeyi kurmak, rasyonel bir yönetim anlayışı için zorunluluktur (5).

Aydın Tiryaki Ankara, 12 Ocak 2026


Bu makalede yer alan tüm fikir, görüş ve öneriler yazara aittir. Metnin kaleme alınması sürecinde yazım asistanlığı ve bilgi derleme aşamalarında yapay zeka Gemini’dan yararlanılmıştır.

REFERANSLAR

(1) TÜİK, Nüfus Yoğunluğu ve İstatistiklerle Türkiye Raporu. https://www.tuik.gov.tr

(2) T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kentleşme Şurası Kararları ve Yoğunluk Analizleri. https://www.csb.gov.tr

(3) Tiryaki, A. (2026). Sınır Sorunu: İl Sınırı mı, Hizmet Sınırı mı? (Makale 14).

(4) Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü, Bölgesel Yaşam Kalitesi ve Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi. https://www.ka.gov.tr

(5) Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar (Hedef 11) Uygulama Klavuzu. https://www.un.org

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara

Ocak 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031