Gerçek kırsal nüfusun belirlenmesindeki hatalar ve sahil kasabaları örneği
Türkiye’nin Yerleşim Düzeni ve Nüfus Dinamikleri (Makale 6)
Aydın Tiryaki (2026)
Türkiye’nin son yirmi yıllık verileri incelendiğinde, kentleşme oranının hızla yükselerek yüzde 93 seviyelerine ulaştığı görülmektedir. Ancak bu tablo, sosyolojik bir gerçeklikten ziyade idari bir düzenlemenin sonucudur. 6360 sayılı yasa ile büyükşehirlerdeki köylerin mahalle statüsüne geçmesi, milyonlarca insanın yaşam biçimi değişmediği halde bir gecede istatistiksel olarak “kentli” sayılmasına yol açmıştır (1). Bu durum, Türkiye’nin yerleşim politikalarında “kağıt üstünde kentleşme” olarak tanımlanabilecek büyük bir yanılgı yaratmaktadır.
Bu yanılgıyı gidermenin yolu, nüfus hesaplamalarında sadece idari sınırlara değil, yerleşim birimlerinin gerçek kimliğine bakmaktan geçmektedir. Önceki çalışmalarımızda önerdiğimiz Kırsal Mahalle ve Kentsel Köy tanımları, bu noktada en rasyonel ölçüm aracıdır. Büyükşehir sınırları içinde olup Kırsal Mahalle statüsünde olan yerleşimlerin nüfusunun “kırsal nüfus” olarak; büyükşehir olmayan illerde olup Kentsel Köy kimliği taşıyan yerleşimlerin nüfusunun ise “kentsel nüfus” olarak hesaplanması gereksinim oluşturmaktadır (2). Bu yöntem uygulandığında, Türkiye’nin kentleşme ve kırsal nüfus oranları gerçek hayatla uyumlu hale gelecektir.
İstatistiki yanılgının bir diğer boyutu da sahil kasabalarımızda görülmektedir. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında, kışın birkaç bin olan nüfusun yaz aylarında yüz binlere ulaştığı yerleşim birimleri, yıl genelinde kentsel bir yoğunluk varmış gibi analiz edilmektedir. Oysa bu bölgelerin büyük bir kısmı yılın önemli bir bölümünde kırsal özelliklerini korumakta, ancak nüfus sayım sistemindeki yerleşik veri mantığı nedeniyle bu geçişkenlik doğru ölçülememektedir (3).
Türkiye’nin gelecek on yıllardaki planlamasında, istatistiksel verileri bu yeni tanımlar üzerinden güncellemek bir zorunluluk oluşturmaktadır. Kağıt üstündeki rakamlara güvenerek kırsal alanları yok saymak, gıda güvenliğinden bölgesel kalkınmaya kadar pek çok stratejik alanı riske atmaktadır. Türkiye’nin yerleşim haritası, önerdiğimiz bu yeni ölçümleme yöntemiyle yeniden okunmalı ve yatırım planlamaları bu gerçek sayılar üzerinden yapılmalıdır (4).
Aydın Tiryaki Ankara, 12 Ocak 2026
Bu makalede yer alan tüm fikir, görüş ve öneriler yazara aittir. Metnin kaleme alınması sürecinde yazım asistanlığı ve bilgi derleme aşamalarında yapay zeka Gemini’dan yararlanılmıştır.
EKLER
Ek A: Türkiye’de Kentleşme Oranındaki İdari Sıçrama
- 2012 Öncesi (Yasa Öncesi): %77,3
- 2014 Sonrası (Yasa Sonrası): %91,3
- 2026 (Önerilen Yeni Hesaplama Modeliyle Tahmin): %72,5 (Kırsal mahallelerin kırsal nüfusa dahil edilmesiyle)
Ek B: Mevsimsel Nüfus Değişimine Örnek Bazı İlçeler
- Bodrum, Muğla: Kış nüfusu ~190.000 / Yaz nüfusu ~1.000.000+
- Çeşme, İzmir: Kış nüfusu ~50.000 / Yaz nüfusu ~800.000+
REFERANSLAR
(1) 6360 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kurulması ve Sınırlarının Genişletilmesi Hakkında Kanun. https://www.resmigazete.gov.tr
(2) Tiryaki, A. (2026). Köyden Mahalleye: Sadece Bir İsim Değişikliği mi? (Serinin 5. Makalesi).
(3) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Veri Analizleri. https://www.tuik.gov.tr
(4) Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü, Kırsal ve Kentsel Alan Tanımlama Kriterleri ve Uygulamalar. https://www.ka.gov.tr
