Bünyesinde en çok ve en az ilçe barındıran illerin idari yönetim zorlukları
Türkiye’nin Yerleşim Düzeni ve Nüfus Dinamikleri (EK Makale 4)
Aydın Tiryaki (2026)
Türkiye’nin mülki idare sisteminde bir ilin yönetim karmaşıklığı, sadece barındırdığı nüfus veya kapladığı alanla değil, aynı zamanda alt birimleri olan ilçe sayısıyla da doğrudan ilgilidir. Sivas (17 ilçe) veya Kastamonu (20 ilçe) gibi bünyesinde çok sayıda ilçe barındıran iller ile Bayburt (3 ilçe) veya Kilis (4 ilçe) gibi az sayıda ilçeye sahip iller, mülki koordinasyon açısından taban tabana zıt deneyimler sunmaktadır. İlçe sayısındaki bu farklılık, mülki idare amirlerinin denetim kapasitesi ve kamu hizmetlerinin eşgüdümü üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir (1).
Çok sayıda ilçeye sahip illerde merkezin en büyük zorluğu koordinasyonun sürdürülebilirliğidir. Bir valinin yirmiden fazla kaymakamla sürekli iletişimde olması, her ilçenin kendine özgü yerel sorunlarını, yatırımlarını ve güvenlik dinamiklerini takip etmesi muazzam bir mesai gerektirmektedir. Bu tür illerde idari mekanizma çok katmanlı bir yapıya bürünmekte, bu da bazen kararların yerel birimlere ulaşmasında hantallığa neden olabilmektedir. Çok ilçeli illerde mülki amir, bir yöneticiden ziyade karmaşık bir orkestrayı yöneten bir şef rolünü üstlenmekte; ilçeler arası kalkınma farklarını gidermek için daha fazla enerji harcamaktadır (2).
Buna karşın, bünyesinde az sayıda ilçe barındıran illerde mülki idare yapısı çok daha yalın ve doğrudan bir nitelik taşımaktadır. Bayburt veya Kilis gibi illerde yönetim, yerel birimlerle çok daha sık ve verimli bir temas kurabilmekte, sorunlar doğrudan ve hızlı bir şekilde merkeze iletilebilmektedir. Ancak bu yalın yapı, bazen idari birimlerin ölçek ekonomisinden yararlanamamasına ve kişi başına düşen kamu yönetim maliyetinin artmasına yol açmaktadır. Az ilçeli illerde yönetimsel esneklik yüksek olsa da, hizmetlerin uzmanlaşmış birimlerce sunulması nüfus ve birim azlığı nedeniyle zorlaşabilmektedir (3).
İlçe sayısı, yurttaşların kamu hizmetine erişim kanallarının çeşitliliğini de etkilemektedir. Çok ilçeli bir yapıda kamu hizmeti yerleşim birimlerine daha yaygın bir şekilde dağılmış olsa da, bu birimlerin standartlarını aynı seviyede tutmak ciddi bir denetim yükü oluşturmaktadır. Az ilçeli illerde ise kamu hizmetleri tek bir merkezde kümelenme eğilimi göstermekte, bu da ilçelerin merkeze olan bağımlılığını artırmaktadır. Her iki durum da yerleşim mimarisi açısından farklı planlama yaklaşımlarını zorunlu kılmaktadır (4).
Sonuç olarak, Türkiye’nin mülki idare haritası ilçelerin sayısı ve niteliğine göre esneyen bir yönetim anlayışına gereksinim duymaktadır. Çok ilçeli illerde yetki devrinin ve dijital koordinasyonun artırılması; az ilçeli illerde ise hizmet verimliliğinin ve sektörel uzmanlaşmanın teşvik edilmesi, yerel yönetimin kalitesini artıracak zorunlu adımlardır. Yerleşim birimlerini sadece birer sayısal veri olarak değil, yaşayan idari organizmalar olarak kurgulamak modern devlet yönetiminin bir gereksinimidir (5).
Aydın Tiryaki Ankara, 12 Ocak 2026
Bu makalede yer alan tüm fikir, görüş ve öneriler yazara aittir. Metnin kaleme alınması sürecinde yazım asistanlığı ve bilgi derleme aşamalarında yapay zeka Gemini’dan yararlanılmıştır.
REFERANSLAR
(1) T.C. İçişleri Bakanlığı, Mülki İdare Yapılanması ve İlçe Yönetim Dinamikleri Analizi. https://www.icisleri.gov.tr
(2) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İllere ve İlçelere Göre İdari Birim İstatistikleri. https://www.tuik.gov.tr
(3) Tiryaki, A. (2026). Verimlilik Odaklı Yeni Mülki Taksimat (Makale 17).
(4) Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), Yerel Yönetimlerde Hizmet Koordinasyonu ve Ölçek Ekonomisi Araştırması. https://www.tbb.gov.tr
(5) OECD, Subnational Government Organization: Coordination Challenges in Fragmented Administrative Structures. https://www.oecd.org
