Riski yöneten ve sürdürülebilir yaşam alanları inşa eden idari yaklaşım
Türkiye’nin Yerleşim Düzeni ve Nüfus Dinamikleri (Makale 19)
Aydın Tiryaki (2026)
Türkiye’nin yerleşim haritası, ne yazık ki büyük ölçüde aktif deprem kuşakları ve çeşitli doğa olaylarının risk alanlarıyla örtüşmektedir. Bu durum, yerleşim mimarisini sadece estetik veya ekonomik bir konu olmaktan çıkarıp doğrudan bir ulusal güvenlik ve yaşam hakkı meselesi haline getirmektedir. Geçmişte yaşanan acı deneyimler, yerleşim planlamasının afet sonrası müdahaleden ziyade, afet öncesi risk yönetimine odaklanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur (1).
Afet dirençli bir yerleşim düzeni için mülki idare ve yerel yönetimler arasında yeni bir eşgüdüm modeli gereklidir. Mevcut yapıda, imar izinleri ve yapı denetimi süreçleri bazen yerel baskılar veya kısa vadeli ekonomik beklentiler nedeniyle esneyebilmektedir. Oysa dirençli şehirler, bilimin ve verinin ışığında, sıfır tolerans ilkesiyle planlanmalıdır (2). Bu noktada, yerleşim birimlerinin kapasitelerinin (taşıma kapasitesi, zemin yapısı, tahliye olanakları) dijital ikizler ve simülasyonlar aracılığıyla sürekli izlenmesi bir gereksinim oluşturmaktadır (3).
Dirençli planlamanın bir diğer ayağı, nüfusun ve üretimin belirli merkezlerde (özellikle Marmara Bölgesi gibi) aşırı yoğunlaşmasının önüne geçmektir. Üretimin ve nüfusun Anadolu’nun güvenli bölgelerine rasyonel bir şekilde yayılması, olası bir büyük afette ülkenin ekonomik ve idari olarak felç olmasını engelleyecektir. Bu, sadece bir yerleşim kararı değil, aynı zamanda ülkenin geleceğini koruma stratejisidir (4).
Yerel düzeyde ise yurttaşların afet bilincinin artırılması ve mahalle ölçeğinde örgütlenmenin güçlendirilmesi şarttır. Her mahallenin kendi afet eylem planına, yedek altyapısına ve eğitimli gönüllü gücüne sahip olduğu bir model, merkezi yönetimin yükünü azaltırken can kayıplarını en aza indirecektir (5). Afet direnci, kağıt üzerindeki planlardan ziyade, yurttaşın ve yerel birimlerin bu sürece ne kadar dahil olduğuyla ölçülür (6).
Sonuç olarak, Türkiye’nin yerleşim mimarisi, doğayla savaşan değil, doğanın gerçekleriyle uyumlu bir yapıya kavuşturulmalıdır. Afetlere karşı dirençli bir gelecek inşa etmek; idari sadeleşme, dijital denetim ve rasyonel nüfus planlamasıyla mümkündür. Yaşam alanlarımızı risklerden arındırmak, gelecek kuşaklara olan en temel borcumuzdur (7).
Aydın Tiryaki Ankara, 12 Ocak 2026
Bu makalede yer alan tüm fikir, görüş ve öneriler yazara aittir. Metnin kaleme alınması sürecinde yazım asistanlığı ve bilgi derleme aşamalarında yapay zeka Gemini’dan yararlanılmıştır.
EKLER
Ek A: Afet Dirençli Şehirlerin Temel Parametreleri
- Zemin yapısına uygun yapı stoğu ve yüksek mühendislik standartları.
- Kesintisiz ulaşım ağları ve alternatif tahliye koridorları.
- Kendi kendine yetebilen, yedekli enerji ve su altyapısı.
- Erişilebilir ve donanımlı toplanma alanları.
Ek B: Afet Yönetiminde Kademeli Sorumluluk Modeli
- Merkezi Yönetim: Stratejik planlama ve makro ölçekli risk haritaları.
- Yerel Yönetim: Uygulama denetimi ve altyapı hazırlığı.
- Mahalle/Köy Birimleri: Yerel müdahale ekipleri ve yurttaş farkındalık çalışmaları.
Ek C: Kritik Altyapı ve Lojistik Planlama
- Afet anında haberleşme ağlarının korunması için dijital yedekleme.
- Bölgesel lojistik depolarının stratejik konumu ve stok yönetimi.
REFERANSLAR
(1) AFAD, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP). https://www.afad.gov.tr
(2) T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Dirençli Şehirler ve Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi. https://www.csb.gov.tr
(3) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Bölgesel Deprem Risk Analizleri. https://www.koeri.boun.edu.tr
(4) TMMOB Şehir Plancıları Odası, Kent Planlama ve Afet Yönetimi Raporu. https://www.spo.org.tr
(5) JICA, Türkiye Deprem Dirençli Şehirler İş Birliği Raporu. https://www.jica.go.jp
(6) Birleşmiş Milletler, Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi (2015-2030) Uygulama Rehberi. https://www.undrr.org
(7) Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü, Bölgesel Kırılganlık ve Risk Azaltma Analizleri. https://www.ka.gov.tr
