Aydın Tiryaki (2026)
Teknoloji dünyasında bir döneme damga vuran ve “check-in” (yer bildirimi) kültürünün öncüsü olan Foursquare, bugün pazarlama dünyasında “bir marka kendi başarısını nasıl baltalar?” sorusuna verilen en net örneklerden biri haline geldi. Milyonlarca sadık kullanıcıya sahip bir platformun, “daha büyük bir şemsiye olma” hırsıyla nasıl bir dijital gerileme yaşadığını anlamak için devlerin stratejilerine bakmak yeterli olacaktır.
1. “Unbundling” (Parçalama) Stratejisinin Yanılgısı
Foursquare, 2014 yılına kadar yer bildirimlerinin, sosyal rekabetin ve mekan keşfinin tek adresiydi. Şirket yönetimi o dönemde, uygulamanın çok karmaşık hale geldiğini düşünerek platformu ikiye böldü:
- Foursquare City Guide: Sadece mekan rehberi ve yorum platformu olarak kaldı.
- Swarm: Yer bildirimi, oyunlaştırma (Belediye Başkanlığı/Mayorluk) ve sosyal özellikleri devraldı.
Bu hamle, kullanıcıların gözünde bir gelişim değil, bir kopuş olarak algılandı. Kullanıcılar, tek bir uygulama içinde yürüttükleri tüm süreci bir anda iki farklı uygulama arasında bölüştürmek zorunda kaldı. Bu durum, kullanım kolaylığını ciddi şekilde zedeledi ve sadık kitlenin platformdan uzaklaşmasına neden olan süreci başlattı.
2. Devlerin “Görünmez Şemsiye” Stratejisi
Foursquare’in yaptığı hatanın aksine, Google ve Facebook gibi devler, kurumsal değişimlerini kullanıcı alışkanlıklarına dokunmadan gerçekleştirmeyi başardılar.
- Google (Alphabet) Stratejisi: Google, çatı şirket olarak Alphabet ismini seçtiğinde, bu değişimi sadece kurumsal ve finansal düzeyde tuttu. Arama motorunun adını asla değiştirmedi. Eğer arama motoruna yeni bir isim verilseydi, “Google’lamak” eylemi bugün tarihe karışmış olurdu.
- Facebook (Meta) Stratejisi: Mark Zuckerberg, şirketin adını Meta yaparak vizyonunu büyüttü. Ancak insanların günlük rutininde olan “Facebook” uygulamasının adını değiştirmedi. Böylece marka bilinirliği ve kullanıcı bağı kesintiye uğramadı.
Foursquare ise tam tersini yaparak, kendi yarattığı “check-in” eylemini Foursquare isminden koparıp Swarm’a yüklemeye çalıştı. Bu durum, kullanıcıda bir aidiyet kaybı yarattı.
3. Kullanıcı Alışkanlığı ve İsim Gücü
Bir marka, sunduğu teknik hizmetten ziyade kullanıcının zihnindeki bir “eyleme” dönüştüğünde en yüksek değerine ulaşır. Foursquare, bir dönem yer bildirimi yapmanın adıydı. Şirket, kullanıcıya “Artık bu eylemi burada değil, Swarm adlı yeni bir yerde yapacaksın” diyerek kullanıcıyı alışık olduğu ortamdan uzaklaştırdı.
Kullanıcılar alışkanlıklarına bağlıdır. Alıştıkları ara yüzün, ismin ve o “Belediye Başkanı” olma rekabetinin tek bir çatıda kalmasını isterler. Foursquare, bu özellikleri dağıtarak kullanıcı deneyimini zorlaştırdı. O boşluğu ise çok daha pratik çözümler sunan Instagram ve Facebook’un yerleşik konum özellikleri hızla doldurdu.
Sonuç: Amiral Gemisini Korumak
Foursquare hikayesi, teknoloji dünyasında amiral gemisini korumanın önemini kanıtlıyor. Güçlü bir marka, kullanıcıda bir alışkanlık yaratmışsa, o alışkanlığı yeni bir isim veya uygulama altına taşımaya çalışmak büyük bir risk taşır. Google ve Facebook, şirket yapılarını ne kadar büyütürlerse büyütsünler, ana ürünlerinin isimlerine ve işlevlerine dokunmayarak bu riski yönettiler. Foursquare ise büyük bir şemsiye kurma uğruna kendi amiral gemisini parçalara ayırdı ve bu süreçte en değerli varlığını, yani kullanıcı sadakatini kaybetti.
Aydın Tiryaki
Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri tamamen yazara ait olup; yapay zeka yalnızca bu düşüncelerin ifade edilmesi ve yazım sürecinde asistanlık sağlamıştır.Ankara, 9 Ocak 2026
