Aydın Tiryaki

TARIM, GIDA GÜVENLİĞİ VE HAYVANCILIK (Makale 15)

Dünya’da ve Türkiye’de 2025

Aydın Tiryaki (31 Aralık 2025)
(Bilgi derleme ve yazım yardımcısı olarak Gemini AI kullanılmıştır)

Özet: 2025 yılı, küresel gıda sistemlerinin iklim değişikliği ve ekonomik baskılar altında en ağır sınavını verdiği yıl olmuştur. Bu makale; tarımsal üretimdeki maliyet artışlarını, Türkiye’deki hayvancılık krizini, gıda milliyetçiliğini ve tüketicinin güvenli gıdaya erişimindeki yapısal engelleri analiz etmektedir.

Giriş: Tabağımızdaki Stratejik Sorun

2025 yılına veda ederken gıda, artık sadece bir tarım konusu değil, ulusal güvenliğin en hassas noktalarından biri haline gelmiştir. İklim krizinin yarattığı belirsizlikler ve enerji maliyetlerindeki artış, tarladaki ürünü pazar tezgahına ulaşana kadar bir lüks tüketim maddesine dönüştürmüştür. 2025, dünyada gıda bolluğunun değil, “gıda egemenliğinin” tartışıldığı bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir.

1. Küresel Tarım: İklim Krizi ve Gıda Milliyetçiliği

2025 yılında dünya tarımı, aşırı hava olaylarının yarattığı verim kayıplarıyla sarsılmıştır:

  • Üretim Kayıpları: Akdeniz havzasındaki aşırı kuraklık ve Asya’daki beklenmedik seller; zeytinyağından pirince kadar birçok temel gıdada küresel arz krizine yol açmıştır.
  • İhracat Kısıtlamaları: Birçok ülke, kendi iç pazarını korumak adına tarım ürünleri ihracatına yasaklar getirerek “gıda milliyetçiliği” akımını başlatmıştır. Bu durum, gıdaya bağımlı ülkeler için 2025’i bir kıtlık riski yılına dönüştürmüştür.

2. Türkiye’de Tarım: Çiftçinin Üretimden Kopuşu

Türkiye için 2025 yılı, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretlerinin oluştuğu bir yıl olmuştur:

  • Maliyet Sarmalı: Gübre, mazot ve ilaç fiyatlarındaki artışın ürün fiyatlarına tam yansıtılamaması, çiftçiyi borç batağına sürüklemiştir. 2025 verileri, tarımla uğraşan nüfusun yaş ortalamasının yükseldiğini ve gençlerin topraktan tamamen koptuğunu göstermektedir.
  • Planlama Eksikliği: Hangi havzada hangi ürünün ekileceğine dair gerçekçi bir planlamanın hayata geçirilememesi, bir yıl ürün bolluğu yaşanırken ertesi yıl aynı ürünün ithal edilmesine neden olan döngüyü kırmayı başaramamıştır.

3. Hayvancılıkta Darboğaz: İthalat mı, Üretim mi?

2025 yılında Türkiye’de hayvancılık sektörü, tarihinin en derin krizlerinden birini yaşamıştır:

  • Yem Bağımlılığı: Yem ham maddesinde dışa bağımlılığın sürmesi, et ve süt maliyetlerini tüketici için ulaşılamaz seviyelere taşımıştır. Küçük aile işletmelerinin yüksek maliyetler nedeniyle hayvanlarını kesime göndermesi, orta ve uzun vadede yerli üretimin bitme noktasına gelmesi riskini doğurmuştur.
  • İthalat Çıkmazı: Kırmızı et fiyatlarını dengelemek adına yapılan yoğun canlı hayvan ithalatı, 2025 yılında da kalıcı bir çözüm üretmekten ziyade, yerli üreticinin rekabet gücünü daha da zayıflatmıştır.

4. Gıda Güvenliği ve Sağlık Riskleri

Ekonomik bunalımın bir sonucu olarak, 2025 yılında gıda güvenliği ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür:

  • Taklit ve Tağşiş: Temel gıda maddelerindeki fahiş fiyatlar, sahte ve kalitesiz gıdaların pazar payını artırmıştır. 2025 yılı boyunca yayınlanan denetim raporları; hileli zeytinyağından, içine yabancı maddeler karıştırılmış et ürünlerine kadar geniş bir yelpazede gıda terörünün boyutlarını ortaya koymuştur.
  • Nitelikli Denetim Sorunu: Denetimlerin sadece ceza kesmekle sınırlı kalması ve caydırıcılığın düşük olması, hileli üretimi engellemekte yetersiz kalmıştır.

Sonuç

2025 yılı verileri, tarım ve hayvancılığın artık “serbest piyasa” koşullarına terk edilemeyecek kadar kritik olduğunu kanıtlamıştır. 2026 gelecek öngörüsü; gıda fiyatlarındaki baskının devam edeceği ve üreticiyi toprakta tutacak radikal destekler verilmediği sürece ithalata bağımlılığın artacağı yönündedir. Türkiye için 2026 vizyonu; suyu verimli kullanan, girdi maliyetlerini düşüren ve aracı zincirini kıran “üretici odaklı” bir tarım devrimini zorunlu kılmaktadır.

EK: TARIM, GIDA GÜVENLİĞİ VE HAYVANCILIK – GÜNCEL PERSPEKTİF

2025 yılı boyunca küresel gıda sisteminde yaşanan sarsıntılar, tarımın artık sadece bir üretim faaliyeti değil, bir “ulusal savunma hattı” olduğunu tescillemiştir. Dünya genelinde rejeneratif tarım ve toprak sağlığına yönelik yatırımlar artarken; iklim krizinin yarattığı ani rekolte kayıpları, gıda ticaretini açık bir diplomasi silahına dönüştürmüştür. 2026’ya girerken temel sorun sadece gıdaya erişim değil, erişilen gıdanın besleyici değeri ve sürdürülebilirliğidir. Küresel çapta “karbon ayak izi düşük” gıda üretimi teşvik edilse de, yüksek maliyetler bu ürünleri dar gelirli kitleler için bir hayal haline getirmektedir.

Türkiye özelinde ise bu tablo, yapısal krizlerin kronikleştiği bir üretim ortamında karşılık bulmaktadır. Su stresinin artık bir gelecek senaryosu olmaktan çıkıp tarladaki ürünü doğrudan vuran bir gerçeğe dönüşmesi, Türkiye’nin geleneksel tarım yöntemlerini hızla terk ederek veriye dayalı hassas tarım modellerine geçmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak, teknolojiye yatırım yapma kabiliyeti olmayan ve ekonomik olarak köşeye sıkışmış olan üretici için bu dönüşüm oldukça sancılıdır. Köyden kente göçün durdurulamaması ve tarımsal yaş ortalamasının tehlikeli bir eşiğe dayanması, önümüzdeki yıllarda “ithal bağımlılığını” bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluk haline getirme riski taşımaktadır.

Hayvancılık tarafında ise, sürdürülebilir bir yem stratejisi geliştirilmeden yapılan her müdahale, yerli üreticinin sermayesini tüketmeye devam etmektedir. 2025 yılı verileri göstermiştir ki; sadece fiyatı baskılamak amacıyla yapılan kontrolsüz ithalat, orta vadede yerli hayvancılığı bitirmekte ve Türkiye’yi küresel tekellerin pazar alanı haline getirmektedir. 2026 vizyonu; sadece tüketiciyi koruyan değil, toprağı ve hayvanı elinde tutan üreticiyi “varlık sebebi” olarak gören radikal bir korumacılığı ve toplumsal mutabakatı gerektirmektedir.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım yardımı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara