Aydın Tiryaki

SAĞLIK VE TIP (Makale 8)

Dünya’da ve Türkiye’de 2025

Aydın Tiryaki (31 Aralık 2025)
(Bilgi derleme ve yazım asistanı olarak Gemini AI kullanılmıştır)

Özet: 2025 yılı, tıbbi teknolojilerin zirve yaptığı ancak bu teknolojilere erişimdeki eşitsizliğin ve uygulama hatalarının da derinleştiği bir yıl olmuştur. Bu makale, kanser aşıları ve yapay zeka gibi teorik devrimlerin sahadaki kısıtlarını, Türkiye’deki sağlık turizminin etik ve teknik boyutlarını ve küresel sağlık sistemindeki yapısal aksaklıkları analiz etmektedir.

Giriş: Umut ile Gerçeklik Arasındaki Çizgi

2025 yılına veda ederken tıp dünyası, laboratuvar başarılarını klinik yaygınlığa dönüştürme konusunda ciddi bir sınav vermektedir. Manşetleri süsleyen birçok “mucizevi” gelişme, yüksek maliyet ve lojistik engeller nedeniyle henüz dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu için ulaşılabilir değildir. 2025, tıbbın sadece “ne yapabildiğinden” ziyade, bu kazanımları “toplumun geneline ne kadar adil sunabildiğinin” sorgulandığı bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir.

1. Kanser Aşıları ve Erişilebilirlik Çıkmazı

mRNA tabanlı kanser aşıları 2025’te büyük bir bilimsel başarı elde etse de, bu durumun günlük hayattaki karşılığı hala kısıtlıdır.

  • Ekonomik Bariyer: Kişiye özel hazırlanan bu aşıların astronomik maliyetleri, tedaviyi sadece en yüksek gelirli kesimler için bir seçenek kılmaktadır.
  • Lojistik Yetersizlik: mRNA teknolojisinin gerektirdiği ultra-soğuk zincir ve ileri laboratuvar altyapısı, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde bu tedavinin pratikte uygulanmasını imkansız hale getirmektedir.

2. Yapay Zeka: Teşhis Kapasitesi ve Etik Riskler

Yapay zekanın teşhis süreçlerine dahil olması, 2025’te büyük bir hız kazandırmış ancak beraberinde yeni sorunlar getirmiştir.

  • Veri Yanlılığı: Algoritmaların çoğunlukla belirli coğrafyalardan gelen veri setleriyle eğitilmesi, farklı demografik gruplarda yanlış teşhis riskini artırmıştır.
  • Yasal Sorumluluk Belirsizliği: AI destekli kararlarda meydana gelen tıbbi hatalarda sorumluluğun doktora mı, yazılımcıya mı yoksa kuruma mı ait olduğu konusu, 2025’in hala çözülememiş en büyük hukuksal boşluklarından biridir.

3. Türkiye Sağlık Turizmi: Nicelik, Nitelik ve Etik Sorunlar

Türkiye’nin sağlık turizminde ulaştığı yaklaşık 2,3 milyonluk hasta hacmi, sektörel bir başarı gibi görünse de sistem üzerinde ciddi baskılar oluşturmuştur.

  • Hizmet Kalitesi ve Takip Sorunu: Özellikle estetik ve dental işlemlerde hızlı sonuç alma odaklı yaklaşım, hastalar ülkelerine döndükten sonra ortaya çıkan komplikasyonların yönetimini zorlaştırmaktadır. Bu durum, Türk sağlık sektörünün uluslararası itibarını zedeleyen vaka raporlarının artmasına neden olmuştur.
  • İç Pazar ve Beyin Göçü: Sağlık turizminin yarattığı yüksek döviz geliri, nitelikli uzmanların kamu hastanelerinden özel sektöre geçişini hızlandırmıştır. Bu durum, Türkiye’deki yerel vatandaşların devlet hastanelerinde nitelikli uzman doktora erişimini zorlaştırmış ve bazı branşlarda randevu sürelerini aylar sonrasına taşımıştır.
  • Denetim Açıkları: Denetimlerin artırılmasına rağmen, “merdiven altı” olarak tabir edilen yetkisiz kliniklerin yarattığı tıbbi facialar, sektörün geleceği için en büyük risk faktörü olmaya devam etmektedir.

4. Küresel Sağlık Uçurumu: Geride Kalan Milyarlar

DSÖ’nün 2025 sonu raporları, dünya nüfusunun yaklaşık %55’inin hala en temel ilaç ve tedavi hizmetlerine bile düzenli erişimi olmadığını göstermektedir. Tıp teknolojisindeki devrimler, gelişmiş ülkelerde yaşam süresini uzatırken, küresel güneyde önlenebilir hastalıklardan ölümlerin devam etmesi 2025’in en acı çelişkisidir.

Sonuç

2025 yılı, tıpta teorik olarak umut verici ancak pratik uygulama ve etik dağılım açısından düşündürücü bir yıl olmuştur. Türkiye için 2026 vizyonu; sadece yabancı hasta sayısını artırmak değil, sağlık turizmindeki kalite standartlarını ve denetimleri tavizsiz uygulamak; aynı zamanda bu ekonomik hareketliliğin yerel sağlık sistemine zarar vermesini engelleyecek dengeli bir kamu politikası geliştirmek olmalıdır.

EK: SAĞLIKTA TEKNOLOJİK SIÇRAMA VE İNSANİ KRİZLERİN MUHASEBESİ

Bu makalede ele alınan tıbbi devrimler ve sağlık turizmi verileri, 2025 yılında tıbbın ne kadar ileri gittiğini gösterse de, bu ilerlemenin her kesime aynı ölçüde yansımadığı ve sistemin insani ayağında ciddi çatlaklar oluştuğu gerçeğini gizleyemez. Verilerin ötesindeki durumu şu başlıklarla not etmek gerekir:

1. Küresel Sağlıkta Teknoloji ve Eşitsizlik Paradoksu 2025 yılında yapay zeka destekli teşhis sistemleri ve kişiselleştirilmiş kanser aşıları küresel tıp literatüründe devrim yaratmıştır. Ancak bu teknolojilere erişimin sadece belirli bir gelir grubuna veya gelişmiş ülkelere özgü kalması, küresel bir “sağlık apartheid”ı riski doğurmuştur. Modern tıbbın asıl gereksinim duyduğu şey, sadece teknolojik icatlar değil, bu yeniliklerin adil bir şekilde dağıtılmasıdır.

2. Türkiye: Sağlık Turizminde Başarı ve Kamusal Sistemdeki Yorgunluk Türkiye, 2025 yılında sağlık turizminde dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline gelerek ulusal ekonomiye büyük bir döviz girdisi sağlamıştır. Ancak özel sektördeki bu parıltılı tablo, kamusal sağlık sistemindeki yoğunluk ve randevu bulma zorluklarıyla tezat oluşturmaktadır. Sağlık hizmetinin bir “ihracat kalemine” dönüşmesi, yerel halkın kaliteli ve hızlı sağlık hizmetine erişim gereksinimini bazen ikinci plana itebilmektedir.

3. Hekim Göçü ve Liyakat Krizi Sağlık sisteminin en büyük yarası, yetişmiş ve nitelikli hekimlerin yurt dışına gitme eğiliminin 2025 yılında da devam etmesidir. Çalışma koşullarındaki zorluklar, sağlıkta şiddet olayları ve akademik/idari kadrolarda liyakat yerine farklı kriterlerin esas alınması, ulusal sağlık hafızamızın kan kaybetmesine neden olmaktadır. En iyi hastaneleri inşa etmek, içindeki liyakatli insan kaynağını koruyamadığınız sürece sürdürülebilir bir başarı sağlamayacaktır.

4. İlaç Erişimi ve Yerli Üretim Gereksinimi Küresel tedarik zincirindeki aksaklıklar ve ekonomik kısıtlar, 2025 yılında kritik ilaçlara erişimde dönemsel krizlere yol açmıştır. Türkiye’nin bu alanda ulusal bir öz yeterliliğe ulaşması, sadece ekonomik bir tercih değil, bir güvenlik meselesidir. İlaç sanayiinde liyakatli AR-GE kadrolarının desteklenmesi, dışa bağımlılığı azaltmak için en temel gereksinim olarak karşımızda durmaktadır.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara