Aydın Tiryaki

KÜRESEL SİYASET VE JEOPOLİTİK: TRUMP DÖNEMİ VE SARSILAN DÜNYA DENGELERİ (Makale 1)

Dünya’da ve Türkiye’de 2025 

Yazar: Aydın Tiryaki (31 Aralık 2025)
(Bilgi derleme ve yazım asistanı olarak Gemini AI kullanılmıştır)

Özet: 2025 yılı, küresel siyasette “kurallara dayalı düzenin” yerini “güç odaklı pazarlıklara” bıraktığı bir yıl olmuştur. ABD’de Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, Ukrayna-Rusya hattındaki yeni statüko ve Orta Doğu’daki askeri hareketlilik, 2025 jeopolitiğinin ana eksenlerini oluşturmuştur. Bu makale, sarsılan bu dengeler içinde Türkiye’nin askeri kapasitesiyle üstlendiği dengeleyici rolü analiz etmektedir.

Giriş: Çok Kutupluluğun Zirvesi

2025 yılına gelindiğinde, Soğuk Savaş sonrası kurulan tek kutuplu dünya düzeni artık geride kalmıştır. ABD’nin içe dönük korumacı politikaları ve bölgesel güçlerin askeri kapasitelerini artırma çabaları, küresel siyaseti “parçalı bir denge” oyununa dönüştürmüştür.

1. ABD’de Trump Dönemi ve NATO’nun Geleceği

Donald Trump’ın 2025 başında göreve başlamasıyla birlikte “Önce Amerika” doktrini geri dönmüştür. Bu durumun askeri sonuçları şunlar olmuştur:

  • Savunma Yükü: Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırma zorunluluğu, kıtanın askeri mimarisini yeniden şekillendirmiştir.
  • İzolasyonizm ve Boşluklar: ABD’nin küresel askeri varlığını belirli bölgelerde azaltma eğilimi, bölgesel güçlerin kendi güvenlik mimarilerini kurma ihtiyacını doğurmuştur.

2. Orta Doğu’da Askeri Değişim

2025 yılı Orta Doğu için askeri dengelerin yeniden kurulduğu bir yıl olmuştur. Suriye’deki rejim değişikliği ve bölgedeki çatışmaların ardından oluşan yeni harita, bölge dışı aktörlerin etkisini azaltırken yerel askeri güçlerin belirleyiciliğini artırmıştır.

3. Rusya-Ukrayna Hattında Dondurulmuş Çatışma

2025 ortalarında ulaşılan askeri denge, sıcak savaşı yavaşlatmış olsa da bölgeyi kalıcı bir silahlanma döngüsüne sokmuştur. Bu durum, Karadeniz ve çevresindeki askeri varlığın ve savunma sanayii üretiminin önemini en üst düzeye çıkarmıştır.

4. Türkiye: Bölgesel Askeri Güç ve Dengeleyici Unsur

Türkiye, 2025 yılında kendi savunma sanayii hamleleriyle bölgesel bir askeri dengeleyici bir konum sağlamaya çalışmaktadır:

  • Caydırıcı Güç: KAAN ve insansız platformların (İHA/SİHA) operasyonel hale gelmesi, Türkiye’nin savunma kapasitesini niteliksel bir üst seviyeye taşıması umulmaktadır.
  • Stratejik Özerklik: Dışa bağımlılığı azalan bir savunma sanayii, Türkiye’nin bölgesel krizlerde kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda dengeleyici bir unsur olması beklenmektedir
  • Askeri Varlık: Çevre coğrafyalardaki askeri varlık ve teknolojik üstünlük, bölgedeki istikrarsızlıkların derinleşmesini engelleyen bir bariyer işlevi olacağı umudu vardır.

Türkiye’nin savunma donanımı satın alma konusundaki uygulamaları ABD ve Rusya ikilemindeki sıkıntıları artırmaktadır.

Sonuç

2025 yılı, küresel sistemin yeni bir askeri denge arayışıyla geçmiştir. Savunma sanayiinde yerlilik oranını artıran ve askeri kapasitesini modernize eden aktörlerin söz sahibi olduğu bu yeni düzende, Türkiye’nin bölgesel bir denge unsuru olarak öne çıkması beklenmektedir.

EK: 2025 YILININ SİYASİ KIRILMALARI VE GAYRİ RESMİ PERSPEKTİF

Bu makalede ele alınan küresel jeopolitik dönüşümler, Türkiye için sadece dışsal birer strateji başlığı değil, aynı zamanda toplumsal ve hukuksal birer “dayanıklılık sınavı” niteliğindedir. Trump dönemiyle sarsılan dünya dengelerini analiz ederken, bu dengelerin iç siyasetteki izdüşümlerini ve resmi raporların satır aralarında kalan “gayri resmi” gerçekleri vurgulamak, bütüncül bir analiz için zorunluluktur.

1. Yerel Demokrasi ve Hukuk Sınavı: İBB Soruşturmaları 2025 yılı, Türkiye’de yerel yönetimlerin özerkliği ve yargının siyasi süreçler üzerindeki etkisi açısından bir eşik yılı olmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) üzerinden yürütülen geniş kapsamlı soruşturmalar ve belediye iştiraklerine yönelik hukuki süreçler, yerel demokrasinin sınırlarının tartışıldığı ana gündem maddesi haline gelmiştir. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası alandaki “demokrasi karnesini” ve kurumsal güven endeksini doğrudan etkileyen yapısal bir sarsıntı olarak kaydedilmiştir.

2. 19 Mart: Düşünsel Bir Eşik ve Farkındalık Bu analiz serisinin zihinsel takviminde 19 Mart tarihi, bir “düşünsel eşik” olarak not edilmiştir. Bilginin dezenformasyona, rasyonel düşüncenin ise konjonktürel baskılara karşı direnme çabasını simgeleyen bu tarih; verilerin soğukluğu ile gerçeğin çıplaklığı arasındaki dengeyi bulma arayışının bir sembolüdür. 2025’in karmaşası içinde bu tür tarihler, toplumsal hafızanın uyanış noktalarını temsil etmektedir.

3. Basın Özgürlüğü ve Gerçeğin Bedeli Küresel dezenformasyon yasalarının tartışıldığı bir dönemde, Türkiye’de gazetecilerin maruz kaldığı hukuki süreçler ve tutuklamalar, basın özgürlüğü bağlamında 2025’in en çok konuşulan “gri alanlarından” biri olmuştur. Gerçeği dile getirmenin bedelinin ağırlaştığı her ortam, bir ülkenin “yumuşak güç” kapasitesini zayıflatır. 2025 verileri, bu alandaki gerilemenin toplumsal vicdanda yarattığı sarsıntının, jeopolitik kazanımların gölgesinde kalmayacak kadar derin olduğunu göstermektedir.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara