Aydın Tiryaki

GELECEK VİZYONU VE 2026 PROJEKSİYONU (Makale 12)

Dünya’da ve Türkiye’de 2025

Aydın Tiryaki (31 Aralık 2025)
(Bilgi derleme ve yazım asistanı olarak Gemini AI kullanılmıştır)

Özet: 2025 yılı, küresel bir belirsizlik ve teknolojik sarsıntılarla geride kalırken; 2026 yılı için sunulan öngörüler, büyük bir “iyileşme”den ziyade sistemik risklerin yönetilmesine odaklanmaktadır. Bu final makalesi, 2025’in kronik sorunlarının 2026’ya nasıl evrileceğini, Türkiye’nin ekonomik kırılganlıklarını ve yapay zekanın yarattığı toplumsal belirsizlikleri analiz etmektedir.

Giriş: Belirsizliğin Yeni Evresi

2025 yılını geride bırakırken dünya, çözülememiş krizlerin yeni bir yıla devrettiği ağır bir tabloyla karşı karşıyadır. Ekonomi, eğitim ve çevre alanında atılan adımların henüz somut bir refah artışı yaratmadığı bu dönemde, 2026 yılı “umut verici bir başlangıç” olmaktan ziyade, mevcut yapısal sorunların dayanıklılık testine dönüşeceği bir yıl olma niteliği taşımaktadır.

1. Küresel Ekonomi: 2026 ve “Düşük Büyüme” Sarmalı

2025’teki yüksek faiz ve enflasyon baskısı, 2026’da yerini daha karmaşık bir durgunluk riskine bırakabilir:

  • Yavaşlama Riski: Gelişmiş ekonomilerde enflasyonun kağıt üzerinde düşmesi, hanehalkı üzerindeki borç yükünü ve reel piyasadaki durgunluğu (stagflasyon riski) ortadan kaldırmamaktadır. 2026, küresel büyümenin tarihsel ortalamaların altında kalacağı “kayıp bir yıl” olma riskini taşımaktadır.
  • Jeopolitik Kırılganlık: Enerji yollarındaki gerilimler ve ticaret savaşları, 2026’da küresel tedarik zincirlerini daha kırılgan hale getirebilir; bu da maliyet artışlarını kalıcı kılarak fiyat istikrarını bir seraba dönüştürebilir.

2. Yapay Zekanın Sosyal Maliyeti ve Belirsizliği

2025 yılında teknolojik bir devrim olarak alkışlanan yapay zeka, 2026’da gerçek toplumsal maliyetleriyle yüzleşmemize neden olacaktır:

  • İstihdam Sarsıntısı: Otonom sistemlerin birçok iş kolunu devralması, 2026’da “teknolojik işsizlik” tartışmalarını sosyal bir krize dönüştürebilir. Yapay zekanın verimliliği artırması, gelirin adil dağılacağı anlamına gelmemektedir; aksine dijital uçurumun daha da açılması beklenmektedir.
  • Etik ve Denetim Krizi: 2026, algoritmaların yarattığı dezenformasyonun kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığı ve siber güvenlik tehditlerinin ulusal güvenlik meselesi haline geldiği bir “gri alan” yılı olacaktır.

3. Türkiye 2026: Temkinli Bakış ve Yapısal Kısıtlar

Türkiye için 2026 yılı, iyimser senaryolardan ziyade “zorunlu dengelenme” ve “risk yönetimi” yılı olarak öngörülmektedir:

  • Enflasyon ve Alım Gücü: 2025 sonu itibarıyla baz etkisiyle düşen rakamlar, halkın günlük yaşamında gerçek bir iyileşmeye karşılık gelmeyebilir. Kronik yüksek maliyet yapısı ve döviz ihtiyacı, 2026 yılında da enflasyon üzerindeki baskının devam etmesine ve alım gücünün baskılanmasına neden olabilir.
  • Barınma ve Sosyal Denge: Şehirlerdeki kira krizi ve mülksüzleşme süreci, 2026’da sosyal dokuyu zorlamaya devam edecektir. “Tersine göç” hareketleri bir tercih değil, ekonomik bir sürgün olarak yaşandığı sürece, bu durum Anadolu kentlerinde yeni altyapı ve istihdam krizlerini tetikleyebilir.
  • Üniversite ve Eğitim Niteliği: Bilimsel üretimdeki niceliksel artışın niteliğe dönüşmemesi, 2026’da üniversitelerin meşruiyet tartışmalarını daha da alevlendirebilir. Nitelikli iş gücü kaybı (beyin göçü), Türkiye’nin en büyük yapısal engeli olarak kalmaya devam edecektir.

4. İklim Krizi: Kaçınılmaz Yüzleşme

2026 yılında iklim krizinin ekonomik faturası daha da ağırlaşacaktır:

  • Su ve Gıda Güvenliği: 2025’in kuraklık mirası, 2026’da tarımsal üretimi ve su yönetimini milli güvenlik düzeyinde bir krize taşıyabilir. “Yeşil dönüşüm” için gereken yüksek finansman ihtiyacı, ekonomik kısıtlar nedeniyle Türkiye için ulaşılması zor bir hedef olarak kalabilir.

Sonuç

2025 yılı verileri, geleceğin sadece teknolojiyle kurtarılamayacak kadar derin insani ve ekonomik sorunlar barındırdığını kanıtlamıştır. 2026 yılı; umut dolu vaatlerin değil, kısıtlı kaynaklarla hayatta kalma stratejilerinin konuşulduğu, her adımın “temkinli” atılması gereken bir yıl olacaktır. Türkiye için bu süreçte en büyük başarı, büyümeden ziyade, toplumsal dayanıklılığı korumak ve mevcut kriz sarmalından en az hasarla çıkabilmek olacaktır.

EK: KÜRESEL SİYASET VE JEOPOLİTİK – GÜNCEL PERSPEKTİF

2025 yılı, “Trump 2.0” döneminin tetiklediği pragmatik ve “işlemsel” diplomasi anlayışının küresel sistemi köklü bir dönüşüme zorladığı bir yıl olmuştur. Değer temelli ittifakların yerini tamamen kısa vadeli ekonomik ve siyasi çıkarların aldığı bu yeni dönemde, NATO gibi köklü yapılar maliyet tartışmalarının gölgesinde kalırken, Avrupa Birliği kendi stratejik özerkliğini kurma sancılarıyla baş başa bırakılmıştır. Uluslararası kurumların ve hukukun zayıflaması, dünyayı daha parçalı ve öngörülemez bir güç dengesiyle yüzleşmek zorunda bırakmıştır.

Bu küresel sarsıntı içerisinde Türkiye, geleneksel denge politikasıyla manevra alanını korumaya çalışmış, ancak bu çaba ciddi ekonomik kısıtlar altında yürütülmüştür. Bölgesel normalleşme adımları ve kriz çözme inisiyatifleri teoride bir stratejik otonomi sağlasa da, artan dış finansman ihtiyacı ve döviz baskısı, dış politikanın manevra kabiliyetini sınırlandıran en büyük engel olarak öne çıkmaktadır. Türkiye için “aktif tarafsızlık”, sadece diplomatik bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik risklerini yönetmek için verilen zorunlu bir mücadele haline gelmiştir.

2026’ya girerken, Batı blokuyla olan kurumsal ve ekonomik bağları sürdürme zorunluluğu ile BRICS+ gibi yükselen yapılarla kurulan temaslar arasındaki denge, çok daha riskli bir zemine taşınmıştır. Herhangi bir stratejik sapmanın maliyetinin geçmişe göre çok daha ağır olduğu bu yeni dönemde, Türkiye’nin dış politikadaki başarısı artık sadece masadaki kazanımlarla değil, biriken sistemik krizlerden en az hasarla çıkabilme yeteneğiyle ölçülmektedir.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara