Dünya’da ve Türkiye’de 2025
Aydın Tiryaki (31 Aralık 2025)
(Bilgi derleme ve yazım asistanı olarak Gemini AI kullanılmıştır)
Özet: 2025 yılı, küresel ölçekte genel enflasyonun kontrol altına alınmaya başlandığı ancak gıda fiyatlarındaki oynaklığın insani krizleri tetiklediği bir “ayrışma” yılı olmuştur. Bu makale, Türkiye’nin dünyadaki en yüksek enflasyona sahip ülkeler arasındaki yerini, gıda fiyatlarındaki küresel sıralamasını ve dünyadaki “akut açlık” bölgelerindeki son durumu verilerle analiz etmektedir.
Giriş: Enflasyonda Küresel Kutuplaşma
2024 sonu itibarıyla başlayan dezenflasyon süreci, 2025 yılında pek çok gelişmiş ekonomide %2’lik hedeflere yaklaşılmasıyla sonuçlanmıştır. Ancak bu iyimser tablo, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir grup ülkede yapısal bir dirence dönüşmüştür. 31 Aralık 2025 verileri, dünyanın bir yarısının “fiyat istikrarını” sağladığı, diğer yarısının ise kronik bir hayat pahalılığı sarmalında kaldığı bir tabloyu ortaya koymaktadır.
1. Dünya Enflasyon Ligi ve Türkiye’nin Konumu
2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye, dünyada enflasyonun en yüksek olduğu ilk 10 ülke arasındaki yerini korumaktadır.
- Küresel Sıralama: Türkiye; Arjantin, Suriye, Lübnan, Sudan ve Venezuela gibi “hiperenflasyon” veya “savaş ekonomisi” yaşayan ülkelerle birlikte dünya genelinde en yüksek enflasyona sahip ilk 5-7 ülke bandında yer almaktadır.
- G20 ve OECD: Türkiye, G20 ülkeleri arasında Arjantin ile birlikte açık ara en yüksek enflasyona sahip iki ülkeden biridir. OECD bünyesinde ise gıda ve genel enflasyon oranlarıyla zirvedeki yerini 2025 yılında da kimseye bırakmamıştır.
2. Gıda Enflasyonunda “Negatif Ayrışma”
Genel enflasyon rakamlarından daha yakıcı olanı, doğrudan dar gelirli kesimi vuran gıda enflasyonudur.
- Dünya Sıralaması: Dünya Bankası ve FAO verilerine göre Türkiye, reel gıda enflasyonunda (enflasyondan arındırılmış fiyat artışı) dünyada ilk 4 ülke arasındadır. Küresel gıda fiyat endeksi 2025 yılında dengelenme eğilimine girmişken, Türkiye’deki gıda fiyatlarının artmaya devam etmesi “yapısal bir kriz” göstergesidir.
- TÜİK vs. ENAG: 2025 sonu itibarıyla TÜİK yıllık enflasyonu %31 civarında açıklarken, bağımsız araştırma grubu ENAG bu oranı %56 seviyelerinde raporlamaktadır. Bu veri uçurumu, özellikle mutfak harcamalarında hissedilen enflasyonun dünya standartlarının çok üzerinde olduğunu tescillemektedir.
3. Küresel Açlık ve Kriz Bölgeleri
2025, dünyanın bazı bölgelerinde enflasyonun ötesinde “fiziksel gıdaya erişim” sorununu zirveye taşımıştır.
- Felaket Bölgeleri: Gazze ve Sudan, yılı “katastrofik açlık” (IPC Faz 5) seviyesinde kapatmaktadır. Bu bölgeler, gıdanın sadece pahalı değil, aynı zamanda ulaşılamaz olduğu bir trajediye sahne olmuştur.
- İklim ve Üretim: Brezilya ve Güneydoğu Asya’daki rekor sıcaklıklar; kahve, kakao ve pirinç fiyatlarını 2025’te küresel piyasalarda %40 oranında artırarak, düşük gelirli ülkelerdeki beslenme krizini tetiklemiştir.
4. Türkiye İçin Yapısal Çıkmaz
Türkiye’deki gıda fiyatlarının dünyadan ayrışmasının temel nedenleri; tarımsal üretimdeki daralma, mazot ve gübre gibi girdi maliyetlerinin döviz bazlı artışı ve lojistik zincirindeki verimsizliklerdir. 2025 yılı, “tarladan sofraya” olan makasın en çok açıldığı yıl olarak kayıtlara geçmiştir.
Sonuç
2025 yılı, “ucuz gıda” döneminin dünyada resmen kapandığı, Türkiye’de ise gıdanın bir “lüks” haline gelme riskiyle karşı karşıya kaldığı bir yıl olmuştur. Türkiye için 2026 yılındaki en büyük sınav, dünya enflasyon ligindeki bu kötü şöhretli yerinden kurtulmak ve gıda güvenliğini ulusal güvenlik stratejisinin merkezine alarak yapısal reformları hayata geçirmektir.
EK: GIDA ENFLASYONUNUN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ VE MUTFAKTAKİ YENİ NORMAL
Bu makalede ele alınan enflasyon verileri ve tarımsal üretim kapasitesi, 2025 yılına gelindiğinde toplumun en hassas karnı olan “gıda güvenliği” meselesini tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Resmi raporların teknik diliyle tam olarak ifade edilemeyen bazı “gayri resmi” gerçekleri şu şekilde özetlemek mümkündür:
1. Küresel “Shrinkflation” ve “Skimpflation” Salgını 2025 yılında dünya genelinde gıda fiyatlarındaki artış sadece etiketlere yansımakla kalmamış; “shrinkflation” (ürün miktarının azaltılması) ve “skimpflation” (içerik kalitesinin düşürülmesi) küresel bir standart haline gelmiştir. Tüketici aynı bedeli ödediği halde daha az ve daha düşük kaliteli gıdaya erişmek zorunda bırakılmıştır. Bu durum, dünya genelinde “beslenme yoksulluğu” ve gizli bir açlık krizini tetikleyen en büyük unsurdur.
2. İklim Krizi ve “Gıda Milliyetçiliği” 2025’te yaşanan aşırı hava olayları, küresel hasat tahminlerini altüst etmiştir. Bu durum birçok ülkenin kendi iç pazarını korumak adına tarımsal ihracata kısıtlama getirmesiyle “gıda milliyetçiliği” dönemini başlatmıştır. Küresel tedarik zincirindeki bu kırılmalar, Türkiye gibi ithal girdiye bağımlı tarım ekonomilerinde fiyat istikrarını imkansız kılan temel dışsal faktör olmuştur.
3. Türkiye: Tarım Ülkesinde “Gıda Erişimi” Sınavı Türkiye özelinde 2025 yılı, tarımsal potansiyel ile pazar fiyatları arasındaki çelişkinin zirve yaptığı bir yıl olmuştur. Girdi maliyetlerindeki (motorin, gübre, tohum) kontrolsüz artış, küçük üreticiyi üretimden koparırken; tarladan sofraya uzanan zincirdeki denetimsizlik gıda enflasyonunu kronik bir hale getirmiştir. Vatandaş için enflasyon artık sadece bir oran değil, temel protein ve taze sebzeye erişimin bir “lüks” haline gelmesiyle ölçülen toplumsal bir yara halini almıştır.
4. Tohum Egemenliği ve Akademik Liyakat Gıda krizinin kalıcı çözümü, makalede de değinilen teknolojik yatırımların ötesinde, tarımsal bilgi birikiminin ve liyakatli kadroların korunmasına bağlıdır. 2025 yılında yerli tohum ıslahı ve sürdürülebilir tarım politikalarında yaşanan aksaklıklar, liyakat esaslı akademik normların tarım bürokrasisinde ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Bilgiye ve liyakate dayanmayan her politika, uzun vadede gıda egemenliğinin kaybı riskini taşımaktadır.
Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.
