Aydın Tiryaki

DEMOGRAFİ VE NÜFUS (Makale 2)

Dünya’da ve Türkiye’de 2025

Yazar: Aydın Tiryaki (31 Aralık 2025)
(Bilgi derleme ve yazım asistanı olarak Gemini AI kullanılmıştır)

Özet: 2025 yılı, dünya nüfusunun 8,2 milyar eşiğini aşmasıyla demografik bir dönüm noktası olmuştur. Bu makale, küresel ölçekte artan yaşlı nüfus oranı ile gelişmekte olan ülkelerdeki genç nüfus patlaması arasındaki zıtlığı ve Türkiye’nin 85 milyonluk nüfusuyla bu tablodaki yerini analiz etmektedir.

Giriş: 8,2 Milyarlık Dünya

31 Aralık 2025 itibarıyla dünya nüfusu yaklaşık 8,2 milyar seviyesine ulaşmıştır. Yıl boyunca gerçekleşen yaklaşık 132 milyon doğum ve 62 milyon ölüm, gezegenin her geçen gün daha kalabalık ama aynı zamanda demografik olarak daha “parçalı” bir yapıya büründüğünü göstermektedir. 2025, demografik gücün Batı’dan Doğu ve Güney’e kayışının tescillendiği bir yıl olmuştur.

1. Küresel Nüfusun Yeni Ağırlık Merkezleri

2025 yılında nüfus artış hızı bölgeler arasında keskin bir farklılık göstermiştir:

  • Güney Asya ve Afrika: Hindistan, Çin’i geride bırakarak dünyanın en kalabalık ülkesi olma konumunu pekiştirmiş; Nijer, Kongo ve Etiyopya gibi Afrika ülkeleri ise dünyanın en genç nüfus yapılarını korumuştur.
  • Avrupa ve Doğu Asya: Japonya, Güney Kore ve pek çok Avrupa ülkesi, “negatif büyüme” ve aşırı yaşlanma ile mücadele etmektedir. 2025, pek çok Batı başkentinde “iş gücü kıtlığı” krizinin en çok konuşulduğu yıl olmuştur.

2. “Gümüş Tsunami” ve Yaşlanan Dünya

Dünya genelinde 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı, 2025 yılında tarihi bir zirveye ulaşmıştır. Tıp teknolojilerindeki ilerlemeler ortalama ömrü uzatırken, düşen doğum oranları “demografik kış” endişelerini artırmıştır. Bu durum, sosyal güvenlik sistemleri ve sağlık harcamaları üzerinde devasa bir baskı oluşturmaktadır.

3. Türkiye’nin Demografik Portresi: 85 Milyon ve Yaşlanma Eşiği

Türkiye, 2025 yılında 85 milyonu aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık 18. ülkesi olma konumunu sürdürmektedir. Ancak Türkiye için bu yılın asıl manşeti “genç nüfus” değil, “hızlı yaşlanma” olmuştur:

  • Yaşlı Nüfusta Kritik Eşik: Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı %11 bandını aşmıştır. Bu veri, Türkiye’nin artık “çok yaşlı toplum” kategorisine hızla ilerlediğini göstermektedir.
  • Doğum Oranları: Doğurganlık hızının yenilenme eşiği olan 2,1’in altında kalmaya devam etmesi, Türkiye’nin “genç nüfus avantajını” kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu teyit etmiştir.
  • Kentleşme ve İstanbul: Türkiye nüfusunun yaklaşık %18,3’ünün (16 milyona yakın) tek başına İstanbul’da toplanması, demografik bir dengesizliğin yanı sıra ekonomik ve güvenlik risklerini de beraberinde getirmektedir.

Sonuç

2025 yılı verileri, nüfusun artık sadece bir sayısal büyüklük değil, aynı zamanda bir “kalite ve sürdürülebilirlik” meselesi olduğunu kanıtlamıştır. Genç nüfusunu eğitebilen ve yaşlı nüfusunun sosyal ihtiyaçlarını teknolojiyle destekleyebilen ülkeler 2026’ya daha avantajlı girecektir. Türkiye için ise temel mesele, bu demografik dönüşümü ekonomik bir fırsata çevirecek yapısal reformları hızlandırmaktır.

EK: DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMÜN SOSYAL VE GAYRİ RESMİ ANALİZİ

Bu makalede incelenen nüfus dinamikleri, sadece doğum ve ölüm oranlarından ibaret soğuk istatistikler değildir. 2025 yılına gelindiğinde, demografik yapının altında yatan ve toplumun ruh halini yansıtan bazı “gayri resmi” kırılmaların altını çizmek gerekir:

1. Ekonomik Baskı ve “Ertelenen Hayatlar” Türkiye’de nüfus artış hızının gerilemesi sadece modernleşmenin bir sonucu değil, aynı zamanda barınma krizi ve yüksek yaşam maliyetinin doğrudan bir yansımasıdır. 2025 yılında genç nesiller için aile kurmak veya çocuk sahibi olmak, biyolojik bir süreçten ziyade “finansal bir imkansızlık” haline gelmiştir. “Ertelenen hayatlar”, ilerleyen yıllarda sadece iş gücü kaybı olarak değil, derin bir kuşaklar arası kopuş olarak karşımıza çıkacaktır.

2. Göç ve Değişen Toplumsal Doku Resmi nüfus verilerinde “yaşlanan Türkiye” vurgusu yapılırken, sığınmacı ve düzensiz göçle gelen nüfusun yarattığı demografik değişim, toplumun kültürel ve sosyal dokusunu resmi raporların ötesinde bir boyuta taşımıştır. Bu kontrolsüz değişim, şehirleşme ve kamu hizmetleri üzerinde büyük bir baskı oluştururken, 2025’in en önemli tartışma konularından biri olan “demografik güvenlik” kavramını gündeme getirmiştir.

3. Yaşlılık Paradoksu ve Sosyal Yalnızlık Tıbbi ilerlemelerle ortalama yaşam süresinin uzaması bir başarı gibi sunulsa da, 2025 yılı Türkiye’sinde bu durum bir “yaşlılık paradoksuna” dönüşmüştür. Sosyal güvence sistemlerindeki zayıflık ve dijitalleşen dünyada derinleşen sosyal yalnızlık, yaşlı nüfusun sadece ekonomik bir yük değil, aynı zamanda ciddi bir “ruh sağlığı krizi” ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

4. Nitelikli Nüfusun “Beyin Göçü” Demografik analizlerde gözden kaçırılmaması gereken en kritik nokta, Türkiye’nin en iyi yetişmiş, akademik normlara sahip genç nüfusunun devam eden göçüdür. Ülkenin geleceğini kuracak olan zihinlerin kaybı, nüfus sayılarındaki niceliksel artışın sağlayamayacağı bir “niteliksel çöküş” riskini barındırmaktadır.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara