ODTÜ’nün Ankara’daki en uzak köşesi
Aydın Tiryaki (ChE’81)
ODTÜ’den Bir Köşe – ODTÜlüler Bülteni (Şubat 2008)

Bir arkadaşımla konuşuyordum, “Bu ay ODTÜ’den bir köşe’de ne yazsam?” diye sorduğumda Elmadağ’a gitmeyi önerdi, “Orada ODTÜ’nün en uzak köşesi var” dedi (1). Elmadağ’daki ODTÜ Kayakevi ODTÜ’nün Ankara’daki en uzak köşesi…
Elmadağ’a, Konya Yolu ve Oran Şehri’ni izleyerek gittik. Bir süre sonra yüksek apartmanların yerini gecekondular, sonra da köy evleri aldı. Elmadağ uzaktan göründü. Dağın eteğine gelip, hafif eğimli yoldan çıkmaya başladığımızda, çıplak tuğla binayı gördüğümde “İşte ODTÜ” dedim.
Üst tarafı tuğlalarla kemer yapılmış, üzerinde yuvarlak kapı kollarının olduğu eski ahşap kapıdan ODTÜ Kayakevi’ne girdiğimizde, ilk kez gelmeme karşın tanıdık bir yer gördüm. Sanki karşımda ODTÜ’de bir kantin vardı. İçeriye girdiğimizde bizi karşılayan görevli de her ODTÜlü ortamda olduğu gibi bir hocaydı, adını öğrenince Mustafa Hoca oldu. İki platformdan oluşan büyük salonun iki bölümünün ortasında birbirinin aynısı iki soba vardı. Dışarısı çok soğuk olduğu için sobaya hemen yaklaşmamızı önerdi. O uyarı olmasa buz gibi havadan içeri girince sobaların sıcaklığının cazibesine kapılmamak olanaksızdı.
Sobaların ne zamandan buyana orada olduğunu sordum. Kayakevinin yapıldığı 1964 yılından buyana bu sobaların kullanıldığını öğrendim. Sapasağlam görünüşlerinden kırk yıl sonra da orada olacaklarını belli oluyordu. Duvarda, ODTÜlü kayakçıların 34 yıl önce Erzurum’da çektirdiği fotoğrafın üzerine el yazısıyla bir not düşülmüştü: “II. Üniversite, Akademi ve Yüksek Okullar Kayak Kampı- Erzurum 16-25 Şubat 1974)”. Kayakevinde henüz ısınmışken ODTÜ’de 25 öğrenciden oluşan bir öğrenci topluluğu geldi. Haftasonu, orada çalışmaları varmış. Duvardaki fotoğrafların çekildiği yıllarda bu öğrencilerin hiçbiri henüz doğmamıştı.
Kayakevinin pencerelerinden ve önündeki balkondan bakınca karşı yamaçta kızaklarla hızla kayanlar ve kızakları yavaş yavaş yukarıya çekenler; atların üzerinde gezinti yapanlar; aşağı yukarı dolaşanlar görünüyordu. Her yanda “buralar bizim” dercesine kendilerinden emin dolaşan, yolun ortasında geçen arabalara aldırmadan yatan kocaman köpekler vardı.
Oradan ayrılırken, yetmişli yıllarda, karlı bir günde ODTÜ kantinlerinden birinde oturmuş da, oradan gidiyormuşum gibi bir his vardı içimde. Orası ODTÜ’den bir köşeydi.

(1) Elmadağ’a Serkan Alkan (Psy’94), Neşe Alkan (Psy’94) ve birbuçuk yaşındaki kızları Duru ile gittik.




Fotoğraflar (5 Ocak 2008, Elmadağ): Aydın Tiryaki (ChE’81), Serkan Alkan (Psy’94)


