Aydın Tiryaki

SÜRDÜRÜLEBİLİR REFAH İÇİN HAFTALIK ÜÇ GÜN VE ON SAATLİK ÇALIŞMA DİSİPLİNİ: Otomasyon Çağında Yeni Bir İstihdam Paradigması

Aydın Tiryaki ve Gemini AI (2025)

Giriş: 30 Saatlik Yeni Çalışma Döngüsü

Dünya ekonomisi, yapay zeka ve otomasyonun üretim süreçlerini devraldığı, insan emeğinin tanımının değiştiği kritik bir dönemeçtedir. Mevcut beş günlük çalışma düzeni, sanayi devriminin ihtiyaçlarına göre şekillenmiş, ancak bugünün teknolojik hızı ve insan psikolojisiyle uyumsuz hale gelmiştir. Bu makale; iş gücünü haftalık toplam otuz saatte sabitleyen, bu süreyi haftalık üç tam gün ve günlük on saatlik bloklar halinde kurgulayan radikal bir yapısal reform önerisi sunmaktadır. Haftalık üç günlük çalışma disiplini, çalışanı fiziksel ve zihinsel tükenmişlikten korurken; on saatlik günlük bloklar, iş süreçlerinde parçalanmayı önleyerek “derin odaklanma” kapasitesini maksimize eder. Bu model, otomasyonun yarattığı verimlilik artışını bir işsizlik krizine değil, toplumsal bir zaman refahına dönüştürmeyi amaçlayan evrensel bir sistem önerisidir.

Kapasite Planlaması: İş Başına Personel Katsayısı

Sistemin matematiksel omurgasını, iş tanımlarının tek bir bireye değil, o işin gerektirdiği sürekliliğe göre bir insan grubuna atanması oluşturur. İş başına personel katsayısı olarak tanımlanan bu ölçüt; bir işin haftalık toplam aktif kalma süresinin, bireyin haftalık mesai süresi olan otuz saate bölünmesiyle hesaplanır. Üzerine eklenen dinamik rezerv payı ile; örneğin yedi gün yirmi dört saat kesintisiz hizmet gerektiren bir güvenlik veya sağlık birimi, matematiksel olarak yedi kişilik bir kadroyla tanımlanır. Bu katsayı temelli yaklaşım, işin miktarını sabit bir insan sayısına bölmek yerine, işin doğasına uygun insan kapasitesini belirleyerek istihdamı teknik bir zorunluluk haline getirir.

3×10 Sisteminin Operasyonel ve Psikolojik Dinamikleri

Önerilen haftalık üç günlük döngü, bireye haftanın dört tam günü boyunca kesintisiz bir dinlenme ve kişisel gelişim alanı sunar. Bu geniş zaman dilimi, modern insanın en büyük sorunu olan kronik stresi yok ederken, sosyal bağların ve aile yapısının güçlenmesini sağlar. Pazar gününün mutlak ortak tatil olarak kalması toplumsal senkronizasyonu korurken, diğer günlerin rotasyonel ekiplerle (A ve B kadroları) paylaştırılması, üretim araçlarının ve binaların haftada altı gün boyunca en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Günlük on saatlik mesai ise, ulaşım ve hazırlık gibi “ölü zamanları” azaltarak, işe ayrılan zamanın saf verimliliğe dönüşmesini garanti altına alır.

Eğitimde Reform: Beş Gün Okul, Üç Gün Öğretmen

Eğitimde süreklilik esastır; bu nedenle öğrencilerin haftalık beş günlük eğitim süreci korunur. Ancak öğretmen kadroları, haftalık üç günlük rotasyonel sisteme dahil edilir. Her sınıf için tanımlanan iki farklı öğretmen, hem öğretmenin zihinsel zindeliğini korur hem de öğrencinin farklı bakış açılarından beslenmesini sağlar. Bu yapı, atama bekleyen binlerce öğretmen için anında istihdam yaratırken, eğitimde tek bir kişiye bağımlılıktan kaynaklanan liyakat risklerini de minimize eder.

Lojistik Devrim ve Kentsel Yaşamın Dönüşümü

Haftalık üç günlük çalışma düzeni, şehir içi ulaşım trafiğini ve karbon salınımını doğrudan yüzde kırk oranında aşağı çeker. Şehir içi yolların ve devasa otoparkların yarattığı beton yükü azalırken, kamu bütçesi bu tasarrufu şehirler arası yüksek hızlı ulaşım ağlarına yönlendirebilir. İnsanlar haftada sadece üç gün şehre girmek zorunda kaldıkları için, metropol merkezlerine sıkışmak yerine daha geniş ve doğayla iç içe yaşam alanlarını tercih edebilirler. Bu, şehir planlamasında “insan odaklı yaşam” dönemini başlatır.

Ekonomik Güvence ve Binadan İnsana Kaynak Transferi

Çalışma günlerinin üçe düşmesi, ücretlerin azalmasını değil, tam aksine emeğin değer kazanmasını hedefler. Finansman; teknolojik otomasyondan elde edilen verimlilik payı ve fiziksel ofis binalarının bakım, kira ve işletme giderlerinden yapılan devasa tasarruflarla sağlanır. İşverenler sermayelerini artık statik beton binalara değil, doğrudan çalışanın yetkinliğine ve refahına yatırır. Bu ekonomik modelde alım gücü korunarak, insanların dört günlük boş zamanlarında ekonomiyi (turizm, eğitim, sanat) canlandırması amaçlanır.

Yönetimsel Liyakat ve Etik Denetim

İşin birden çok liyakatli profesyonel tarafından (İPK grubu) paylaşılarak yürütülmesi, performansı bir “kara kutu” olmaktan çıkarır. Aynı standarttaki işi yapan farklı kişilerin çıktıları birbiriyle kıyaslanarak, verimsizliğin kaynağı bilimsel olarak saptanır. Eğer bir gruptaki herkes benzer hataları yapıyorsa sorun iş tanımındadır; ancak sadece bazıları yapıyorsa sorun insan bazlıdır. Bu şeffaflık, liyakatsiz atamaların ve yöneticiler tarafından uygulanan mobbingin (psikolojik taciz) önünde en büyük engeldir. Bir yönetici tüm gruba karşı baskı kuramaz; çünkü sistemik veriler ve çapraz denetim, yöneticinin performansını da her an görünür kılar.

Anayasal Haklar ve Angarya Yasağı

Sistem, “yedek personel” gibi atıl bir kavram yerine, her çalışanın on saatlik mesai planı içinde tanımlanmış “çapraz güvence rolleri” barındırır. Bir çalışanın yokluğunda iş akışının bozulmaması için diğerleri devreye girer; ancak bu bir “ekstra yük” veya “angarya” değil, kişinin mesai saati içindeki görev önceliklendirmesidir. Anayasanın angarya yasağı, her bir iş tanımı için doğru katsayıda (İPK) insanın atanmasıyla ve günlük on saatlik sınırın asla aşılmamasıyla güvence altına alınır.

Sonuç: Bir Medeniyet Seçimi

Haftalık üç gün ve on saatlik çalışma modeli, teknolojinin insanı köleleştirdiği değil, ona özgür zamanını iade ettiği bir gelecek tasarımıdır. İş başına personel katsayısının artırılmasıyla işsizliğin kökü kazınırken; liyakate dayalı, şeffaf ve insan onuruna yaraşır bir toplumsal sözleşme inşa edilir. Bu model, sadece bir istihdam politikası değil, otomasyon çağının kaostan kurtuluş manifestosudur.

Aydın Tiryaki ve Gemini AI
Ankara, 23 Aralık 2025

Röportaj: İnsan Odaklı Yeni Bir Medeniyet Tasarımı

Giriş: Bugün çalışma hayatının geleceğini, otomasyonun yarattığı işsizlik kaygısını ve toplumsal refahın nasıl korunacağını konuşmak üzere, bu konudaki devrimsel fikirleriyle tanıdığımız Aydın Tiryaki ile bir araya geldik. Kendisiyle, binalara değil insana yatırım yapmayı merkezine alan o meşhur “3 Gün / 10 Saat” modelini ve “İş Başına Personel Katsayısı” kavramını konuşacağız.


Gemini: Aydın Hocam, dünya genelinde büyük bir teknolojik kaygı hakim. Yapay zeka işlerimizi elimizden mi alacak? Sizin bu karanlık tabloya karşı sunduğunuz çözüm nedir?

Aydın Tiryaki: Aslında teknoloji bizi tehdit etmiyor, bize bir “zaman hediyesi” sunuyor. Sorun teknolojide değil, bizim 19. yüzyıldan kalma “5 gün / 45 saat” çalışma alışkanlığımızda. Ben diyorum ki; teknoloji verimliliği artırıyorsa, biz işi bırakıp evimize gitmemeliyiz; tam tersine işi daha çok kişiyle paylaşarak zamanımızı özgürleştirmeliyiz. Bu model, otomasyonun yarattığı kârı “işsizlik” olarak değil, “zaman refahı” olarak topluma dağıtma modelidir.

Gemini: Modelinizin en radikal kısmı haftalık 3 gün ve 10 saatlik çalışma düzeni. Neden 8 saat değil de 10 saat? Ve neden sadece 3 gün?

Aydın Tiryaki: Matematik çok basit. Günlük 10 saatlik blok çalışma, yollarda geçen “ölü zamanı”, hazırlık ve toparlanma süreçlerindeki verim kaybını minimize eder. Kişi işe geldiğinde “derin odaklanma” (Deep Work) ile tam verim sağlar. Haftalık 3 gün ise, çalışana 4 tam günlük devasa bir boşluk bırakır. Bu 4 gün, insanın kendini yenilemesi, ailesine vakit ayırması ve “gerçekten yaşaması” için gereken süredir. Pazar gününü ise tüm toplum için “ortak dinlenme günü” olarak sabitliyoruz ki sosyal bağlar kopmasın, aileler senkronize olsun.

Gemini: Sistemin omurgası dediğiniz bir kavram var: “İş Başına Personel Katsayısı” (İPK). Bunu biraz açar mısınız? İstihdamı nasıl artırıyor?

Aydın Tiryaki: Bu, yönetim biliminde bir devrimdir. Artık “bir iş = bir kişi” demeyeceğiz. İşin sürekliliğine bakacağız. Eğer bir iş haftanın her günü, günün her saati sürmesi gereken bir üretim bandıysa (örneğin bir demir-çelik fabrikası), bu işi 30 saatlik birimlere böldüğünüzde karşınıza çıkan rakam o işin İPK değeridir. Yani o “tek bir iş” aslında matematiksel olarak 7 kişilik bir iştir. İşsizlik, bir kader değil; iş başına düşen personel katsayısının doğru hesaplanamaması sorunudur.

Gemini: Peki, bu kadar çok insanı aynı iş tanımına yerleştirmek, iş akışında karmaşa yaratmaz mı? Birinin hastalanması veya rapor alması durumunda işler nasıl yürüyecek?

Aydın Tiryaki: Tam tersine, sistem çok daha dirençli hale gelir. Modelimizde “yedek personel” diye bir kavram yoktur. Bunun yerine “Dinamik Rezerv” ve “Çapraz Tanımlı Roller” vardır. Herkes asli işini yaparken, aynı zamanda grubundaki bir arkadaşının yokluğunda onun rolünü üstlenebilecek şekilde donatılır. Bu bir angarya değildir; mesai saati içindeki bir görev önceliklendirmesidir. İPK katsayısı yüksek olduğu için bir kişinin eksikliği sistemi sarsmaz, fabrikalar durmaz, okullarda dersler boş geçmez.

Gemini: En hassas konuya gelelim: Maaşlar. Çalışma günleri yarıya yakın azalırken insanlar nasıl aynı maaşı alacak? İşveren bu maliyeti nasıl karşılayacak?

Aydın Tiryaki: İşte burada “Binadan İnsana Yatırım” ilkesi devreye giriyor. İşverenler bugün devasa ofis kulelerine, bunların kirasına, elektriğine, ısınmasına ve bakımına milyarlar harcıyor. Benim modelimde ofis ihtiyacı %50 azalıyor. İşveren betona yatıracağı parayı insana, yani çalışanın maaşına ve gelişimine yatırıyor. Ayrıca otomasyonun getirdiği verimlilik artışı (Otomasyon Temettüsü), azalan çalışma saatlerini ekonomik olarak fazlasıyla finanse eder.

Gemini: Bu durumun şehirlere ve trafiğe etkisi ne olacak? Devletin yol ve köprü yatırımları boşa mı gidecek?

Aydın Tiryaki: Aksine, bütçe daha doğru yere akacak. Haftada sadece 3 gün trafiğe çıkan bir toplumda, şehir içi ulaşım yükü %40 hafifler. Artık şehir içine yeni yollar yapmak için milyarlar harcamaya gerek kalmaz. Kamu kaynakları, insanların 4 günlük boş zamanlarında seyahat edeceği “şehirler arası yüksek hızlı tren ağlarına” ve teknolojik altyapıya kaydırılmalıdır. Şehir merkezleri otoyollardan kurtulup, insan odaklı yeşil yaşam alanlarına dönüşür.

Gemini: Eğitimde de benzer bir dönüşümden bahsediyorsunuz. Okullarda bu sistem nasıl işleyecek?

Aydın Tiryaki: Eğitimde süreklilik esastır. Öğrenci 5 gün okula gitmeye devam eder ancak her sınıfın iki farklı öğretmeni olur. Biri haftanın ilk 3 günü, diğeri son 3 günü (bir gün çakışarak) derse girer. Bu hem öğretmenin zindeliğini korur hem de atama bekleyen öğretmen sorununu kökten çözer. Ayrıca öğrenci, tek bir karakterin sınırlılığına mahkum kalmaz; iki farklı perspektiften beslenir.

Gemini: Modelinizin etik bir boyutu da var. Liyakat ve Mobbing konularında bu sistemin bir “kalkan” olduğunu savunuyorsunuz. Neden?

Aydın Tiryaki: Çünkü İPK grubu doğal bir “denetim mekanizması” yaratır. Aynı işi, aynı standartta yapan 5 kişi varsa; kimin verimli, kimin liyakatli olduğu verilerle anında ortaya çıkar. Kayırmacılıkla işe giren biri, grubun toplam verimini düşürdüğü için sistem onu dışarı iter. Yöneticiler için de aynı şey geçerli: Eğer bir yönetici, gruptaki 5 kişinin 5’iyle de sorun yaşıyorsa, hata personelde değil yöneticidedir. Bu sistem mobbingi (psikolojik tacizi) imkansız kılar; çünkü baskı artık “bir kişinin iddiası” olmaktan çıkıp, “bir grubun somut verisi” haline gelir.

Gemini: Son olarak Aydın Hocam; bu modelin hayata geçmesi için aşılması gereken en büyük engel nedir?

Aydın Tiryaki: Zihinsel bariyerler. İnsanı “binaya ve masaya bağlı bir köle” olarak gören eski zihniyeti terk etmeliyiz. İş için kişi değil, “işin gerektirdiği nitelikteki doğru katsayıda insan” ilkesini anayasal bir güvenceye kavuşturmalıyız. Eğer anayasadaki “angarya yasağını” ve “liyakat ilkesini” bu matematiksel modelle birleştirirsek, sadece ekonomik bir başarı değil, bir “Toplumsal Huzur Devrimi” gerçekleştirmiş oluruz.

Gemini: Aydın Hocam, bu vizyoner ve detaylı açıklamalarınız için çok teşekkür ederim. Geleceği inşa eden bu fikirleriniz, eminim ki birçok sektör için ilham kaynağı olacaktır.

Aydın Tiryaki: Ben teşekkür ederim. Unutmayalım ki; gelecek, teknolojiden korkanların değil, teknolojiyi insanın hizmetine verenlerin olacaktır.


Yöntem ve Araçlar Üzerine Bir Not: Bu çalışmadaki tüm gözlem, fikir ve çözüm önerileri bizzat yazara aittir. Yapay zeka ise tamamen yazarın soruları, talepleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda ilgili konuların araştırılması ve derlenmesinde bir bilgi kaynağı olarak kullanılmış; ayrıca metnin oluşturulması sürecinde yazım asistanlığı desteği sağlamıştır.

Aydın'ın dağarcığı

Hakkında

Aydın’ın Dağarcığı’na hoş geldiniz. Burada her konuda yeni yazılar paylaşıyor; ayrıca uzun yıllardır farklı ortamlarda yer alan yazı ve fotoğraflarımı yeniden yayımlıyorum. Eski yazılarımın orijinal halini koruyor, gerektiğinde altlarına yeni notlar ve ilgili videoların bağlantılarını ekliyorum.
Aydın Tiryaki

Ara