Kafeterya, U3, Kütüphane ve Sosyal Bina ile çevrilmiş beyaz boyalı bir bina.
Aydın Tiryaki (ChE’81)
ODTÜ’den Bir Köşe – ODTÜlüler Bülteni (Ağustos 2006)

Mimar Behruz Çinici’nin Rektörlük binasının önünde fotoğraflarını çekiyordum birkaç yıl önce. Rektörlüğün yola bakan cephesindeki yarım daire şeklindeki dört balkonu göstererek bunları hiç sevmediğini söylemişti. Bina için ilk hazırladığı projede farklı olduklarını ama bina için ödenekler kısıtlanınca maliyeti düşürecek değişiklikler yaptığını, sonunda bu binanın ortaya çıktığını anlatmıştı.
ODTÜ’de öğrencilik yıllarında bu binaya fazla yolumuz düşmez. Yalnızca Kayıt Kabul’e (YÖK’ten sonra adı Öğrenci İşleri oldu) gideriz. Yolumuz düşmez ama adres tariflerinde U3 kadar olmasa da önemli bir referans noktasıdır. Kafeterya, U3, Kütüphane ve Sosyal Bina ile çevrilmiş beyaz boyalı bir bina ODTÜ fotoğrafında çoğu çıplak tuğla ve beton olan diğer binalardan farklı bir görüntü sergiler. Rektörlüğün alleye bakan kapısı hep kapalıdır. Merdivenlerden çıkarken Şadi Çalık’ın yapıtı olan Atatürk Anıtı’nın her katta değişen görüntüsünü izlersiniz ve çimlerde oturanların kalabalıklığına bakarak hava sıcaklığını tahmin edebilirsiniz.
Kayıt Kabul ve Rektörlük binası arasındaki üstü kapalı yolun kafeterya tarafından bakınca bayraklarımız dalgalanır, diğer taraftan bakıldığında da 2 Aralık Anıtı’nın sarı çubuklarının uçları ağaçların arasından görünür. Yedi katlı binayı, daha yüksek kavak ağaçları üç tarafından sarar. Ağaçların artık yaşlanmaya başlaması endişelendiriyor beni. Alledeki iğde ağaçları gibi kavak ağaçları da terkederse buraları, saksağanlar akşamı karşılama seremonilerini nerede yapacaklar diye. Altıncı kattaki pencereden akşamları izlerim onları. Yüzlerce saksağan önce Sosyal Binanın önündeki çınar ağacına gelirler, hepsi dallardaki yerlerini aldıktan sonra hep beraber havalanırlar ve rektörlük- kafeterya arasındaki kavak ağaçlarının üst dallarına konarlar. Onlar da bize benziyorlar diye düşünürüm izlerken. Seremonilere meraklılar ama bunu reddeden birkaçını hep görürüm: Ya erken uçarlar kavaklara doğru ya da çınar ağacında kalmayı yeğlerler.
Binanın en üst katı teras olarak yapıldığı eski fotoğraflarında görünüyor. Bir süre sonra tam kat yapılarak burası çok büyük bir salon olmuş. Salonun alleye bakan pencereleri birkaç yıl öncesine kadar tuğla ile örülüydü. Hiç kimse bu pencerelerin bu kadar kalın duvarlarla neden kapatıldığını bilmiyordu. 70’li yıllarda rektörlüğün önemli toplantılarının yapıldığı salonun alleye bakan bu pencerelerinin güvenlik için kapatıldığı rivayetlerini de doğrulayacak kimseye de rastlamadım.
Rektörlük Binası sıcak gelir bana, mütevazı bir bina olduğu için olsa gerek. 1999 depreminde ODTÜ yardım kampanyaları ile hepimizi gururlandırırken, rektörlüğün protokol kapısı için yazmıştım: “(…) Bu kapı diğer protokol kapılarına hiç benzemiyor aylardır. Kapının camlarına bantlarla yapıştırılmış duyurular. Kapıdan giren çıkanın sayısı belli değil, etrafta ambalaj kutuları, büyük poşet yığınları. Bir protokol kapısına hiç yakışmayan görüntüler, ancak ODTÜ’ye yakışan görüntüler. Bu kapıdan deprem bölgesine yardımlar toplanıyor, paketleniyor, kamyonlara yüklenip gönderiliyor. Burada pırıl pırıl gençler çalışıyor. Burası deprem bölgesi için bir umut kapısı. Burası en güzel protokol kapısı.(15 Kasım 1999 ODTU-MD)”
ODTÜ’nün her binası gibi bu bina da ODTÜ’ye yakışıyor.



FOTOĞRAFLAR: Aydın Tiryaki (ChE’81) Serkan Alkan (Psy’96) (2003-2006)


