Aydın Tiryaki (2008)
YouTube video: Adı Boncuk’tu, İşi Tel Cambazlığıydı
Kısa video
60’lı yılların sonları olarak aklımda kalmış. İnebolu’da şimdiki terminalin olduğu yere küçük bir çadır ve iki yüksek direk kurulmuştu. Arka taraftaki eski hanın duvarına kadar sıralanan tahta sıralardan küçük bir tribün kurulmuştu.
Akşam hava karardığında tahta sıraları büyükler ve çocuklar tıklım tıklım doldururdu. Bizim eve birkaç dakikalık mesafedeki bu yere, kalabalığın sesini duyunca hemen koşar giderdik. Çadırın önüne kurulan küçük sahnede büyüklerin güldüğü ancak benim gülecek birşey bulamadığım oyunlar oynanırdı. Benim asıl beklediğim zaman cambazın direğe tırmanmasıydı. Küçük bir çocuk olarak, iki direk arasındaki telin üzerinde, elindeki uzun sopasıyla dengesini sağlayarak yürüyüşünü hayranlıkla izlerdim.
Akşamları telin üzerinde yürüyen adamı gündüzleri İnebolu’nun taş yollarında yürürken görmek şaşırtırdı beni.
Bir sabah kahvaltıda büyükbabam anlatmıştı. Sabah namazından çıkınca yolda Boncuk’la karşılaşmış, limana doğru yürüyüp konuşmuşlar. Çok dertliymiş, mutsuzmuş. Mecbur olmasa bu işi bir gün bile yapmayacağını söylemiş.
Akşamları biz yerde korkudan titrerken kimbilir kaç metre yukarıda telin üzerinde neşeli ve rahat şekilde dolaşan adam, meğerse sabah gün ağarmadan sahilde hüzünlü yürüyüşler yaparmış.
Büyükbabamın anlattıklarını dinlediğim akşam Boncuk’u tel üzerinde izlerken daha çok korkmuştum, düşecek diye…
İnebolu’da ne kadar kaldı anımsamıyorum. Çocukluk yıllarımın bir yaz mevsiminde belki bir hafta belki iki hafta akşamlarımıza renk katıp gitti başka kasabaların çocuklarının çocukluk anılarını renklendirmek için.
Zamanla Boncuk’u unuttum. Televizyonlu yıllar gelip de, bayramlarda sirk programları olunca çocukluk yıllarımın cambazı gelirdi aklıma, o kadar..
1992 yılında bir kitapta okuduğum yazı Boncuk’u anımsattı. “Cam üzerinde cambazlar” başlıklı yazının olduğu sayfaya kırmızı kalemle bir not düşmüşüm: “Sözü edilen Boncuk, bir zamanlar İnebolu’ya gelen Boncuk olabilir. Beni çok etkilemişti.. 1 Kasım 92”

Yavuzer Çetinkaya’nın (1) öykülerinden oluşan “Savaş ve Doğum” kitabı (2). 1992’de yayımlanmış, yani Yavuzer Çetinkaya’yı yitirdiğimiz yıl.
Yavuzer Çetinkaya öyküsünde çocukluk yıllarında mahallelerindeki çayıra çadır kurup direkler diken ve orada tel cambazlığı yapan Boncuk’u anlatıyor. Yavuzer Çetinkaya’nın çocukluk yılları benim çocukluk yıllarımın on yıl öncesi olmalı… Onun anlattığı, hangi şehirde olduğunu anlayamadığım Boncuk ile İnebolu’ya yolu düşen ve benim çocukluk yıllarımda iz bırakan Boncuk aynı tel cambazı mıydı, bilinmez. Yazıda anlattıklarının benim anılarımda kalanlara benzemesi “aynı kişi mi?” sorusunu aklıma getirmişti 1992’de öyküyü okuduğumda…
Tel cambazı Boncuk’u 40 yıl önceki anılarımdan anlattım. Boncuk o zaman da genç değildi. Şu anda yaşıyor mudur, yaşıyorsa uzun ömür, yaşamıyorsa da rahmet diliyorum.
Ankara, 22 Ocak 2008
(1) Yavuzer Çetinkaya (1948-1992) Yazar ve oyuncu.
(2) Yavuzer Çetinkaya, “Savaş ve Doğum” Öyküler, Simavi Yayınları (1992)
Yazıyla ilgili bağlantılar:
İlk yayın: Milliyet Blog

Yorum bırakın