Aydın Tiryaki (2007)
Çayırda küçük bir koyun sürüsü otluyordu. Sürünün çobanı küçük bir çocuktu ve de kendinden emin bir şekilde yürüyen bir köpeği vardı. Sözettiğim yer İnebolu Çayı’nın içi. İnebolu Çayı, uzun süredir yatağının küçücük bölümünde akan su dışında kupkuru olduğu için kendine doğal bir ortam oluşturmuş, daha önceki suların taşıdığı verimli topraklarda bir çayır büyümüş: İnebolu Çayı(rı). Kimi yerleri yemyeşil bir futbol sahası gibi dümdüz görünüyor, kimi yerlerde küçük su birikintileri, burasının bir su yatağı olduğunu kanıtlama telaşında.
Hızlı adımlarla yürüyen koyun sürüsünün arkasından biraz uzakta yürüyen üç koyun hala otlamayı sürdürüyorlardı. Bu üç koyunun ikisi aksayarak yürüyorlardı. Sürünün çobanı arasıra geride kalanlara gözatıp ilerideki koyunlara yetişiyordu. Sürünün köpeği de öndeki grubun içinden ayrılıyor, arkadaki üç koyunun geldiğini görünce o da küçük sahibi gibi önde yürüyen sürünün içine karışıyordu.
Çayın kuru yatağında büyüyen otlar bir koyun sürüsünün yemi olmuştu. Koyunlar çayın üzerindeki iki köprünün altında geçerek yukarılara doğru uzaklaştılar. Yarın sabah koyunlar yine çayın içinde otlayacaklar, bu yağmurlar yağıp çayın yatağı suyla dolana kadar, belki de Kurban Bayramının ilk gününe kadar sürecek.
Karadeniz kıyısındaki yerleşim yerlerinin içinden küçük akarsular akar, çok küçüklerine dere, büyükçe olanlarına çay denir. Irmak veya nehir diyebileceğimiz akarsular yoktur buralarda. Bu yıl çok kurak geçince, İnebolu Çayı da küçük bir dere olarak akıyor.
İnebolu Çayının geniş bir yatağı vardır ve henüz bu yatak çarpık şehirleşmeye kurban edilmedi. Umarım hep böyle dokunulmadan kalır. Şehirlerin bellekleri önemlidir. Bizde fazla yazılı kaynak olmadığı doğal olaylar genellikle insan bellekleriyle uçup gider. Gelişmeyi binalaşma sanan bazı kişilerin bu çayın üzerinin kapatılarak boş alan yaratma gibi düşünceleri olduğunu biliyorum. Onlara 1964 yılındaki seli görenlerle konuşmalarını öneriyorum. Birgün 1964 yılında, İnebolu Çayının üzerindeki köprüyü yıkacak kadar bir sel gelirse bu büyük yatağa gereksinim olacak (1). Kış olur belki çok kar yağar, bahar olur o karlar erir ve dolu dolu sular akar şimdi çayır olan yerlerden.
Aman sakın, çayın yatağına göz dikmeyin, su çok olursa rahat rahat aksın, az olursa çayır olsun, koyunlar otlasın.
Fotoğraflar: İnebolu Çayı, 31 Ağustos 2007
Aydın Tiryaki
İnebolu, 31 Ağustos 2007
(1) Sallanan köprüden asla geçmem: https://blog.milliyet.com.tr/blog.aspx?BlogNo=11174
İlk yayın: Milliyet Blog (31 Ağustos 2007) İnebolu Çayı(rı): https://blog.milliyet.com.tr/inebolu-cayi-ri-/Blog/?BlogNo=60890
2025 NOTLARI
Yazıyı yazdığı 2007 yılından buyana o çay yatağı neler gördü neler… 2010’lu yıllarda çayın içinde büyük bir peyzaj çalışması yapıldı ve çay yatağı çok daraltıldı. Bu konuda yaptığımız itirazlarda 2007 tarihli bu yazıyı sosyal medyada defalarca paylaştım. Bu çalışmada çayın ortasında iki tarafı kalın betonlarla ayrılmış bir su akış yolu hazırlandı ve zeminine beton döküldüğü için İnebolu Çayı(rı) ifadesinden bir iz kalmadı. 2021 ve 2022 yıllarındaki sellerde çayın yatağı yetersiz kalınca on yıl önce yaptıklarını tamamen yıktılar ve İnebolu Çayı eski yatağına kavuştu. Çalışmalar bu yaz hâlâ sürüyordu.
Yazıda, daha önce yazdığım bir yazıya referansla İnebolu’daki büyük selin tarihini 1964 yazmıştım. Daha sonra bu tarihin 22-23 Temmuz 1963 olduğunu öğrendim.
Aydın Tiryaki
Ankara, 15 Kasım 2025



